Haralambus'a kulak ver Başkan
Özcan Özcanhan

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   21 Nisan 2008, Pazartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Lukas Haralambus Kıbrıs'ın yetiştirdiği, aklı başında,   kompleks içinde kıvranmayan, değer verilen bir gazetecidir.
Dünkü Cyprus Mail gazetesinde yayınlanan bir yorumunda, "Müzakereler daha başlamadan bitirme Hristofyas" şeklinde bir uyarıda bulundu ve Rum Cumhurbaşkanı, AKEL eski Genel Sekreteri Dimitris Hristofyas'ı sert dille eleştirdi.
Cumhurbaşkanı seçilmeden önceki davranışlarına ve söylevlerine, kullandığı dile işaret ederek, Türkiye'ye karşı yönelttiği eleştirileri ve saldırıları durdurmasını istedi.
Oturduğu koltukta ağırlığını koymasına, o makama yaraşır şekilde konuşmasına ve davranmasına özen göstermesinin yerinde olacağına vurgu yaptı.
Madem ki Mehmet Ali Talat ile müzakere masasına oturacak, onun Ankara'nın emrinde olduğunu, yalnız başına hareket edemeyeceğini, AB'nin ve ABD'nin Türkiye'ye siyasetini değiştirme baskısı yapmalarını alenen talep etmesini, Barroso'ya söylediklerini, kullandığı lisanı çok olumsuz ve yersiz bulduğunu belirtti.
Daha önceleri konuştuğu gibi çözüm bulmak maksadı ile iyi niyet ve samimiyetle Talat'a yaklaşmasını ve sıcak ilişkilerin devamına dikkat etmesini önerdi.
Türk tarafının, yersiz ve haksız saldırılar karşısında tepki göstermesinin ve gösterdiğinin doğal olduğunu da yazdıktan sonra, "eğer Papadopulos'un davranışlarını sürdürecekse" müzakereleri daha başlamadan bitirmiş olacağını net bir lisanla belirtti.
Çünkü, Papadopulos anlaşma ve sonuca gitme niyetinde olmadığından Türkiye'yi ve Kıbrıslı Türk liderleri suçlamayı, onlara saldırmayı adet haline getirmişti.
Kısacası Haralambus, Hristofyas'tan Papadopulos'un izlediği politikadan ve yoldan dönmesinin yerinde olacağını, yeni umutları yok etmemesi gereğini açıkca belirtti.
***
Evet. Haralambus'a katılmamak elde değil. Çünkü bizler de çok kez yazdık. Bizim siyasi liderleri eleştirdik. Durmadan Papadopulos'u, şimdi de Hristofyas'ı suçlamayınız, onları eleştirip onlara saldırmayınız dedik.
Bu tür davranış ve yaklaşımlar mutlaka gerginliğe, polemiğe ve hatta kavgaya yol açar. Öyle olunca da hangi masada barışçıl (!) yöntemle, müzakere ile çözüm buluna-bilir?
Eğer, Kıbrıs sorunu yıllardan sonra bulunduğu çözüm-süzlük noktasından ileriye, anlaşma ortamına taşımak isteniyorsa, taraflar gerginlik ve sürtüşme yaratmaktan uzak durmalıdır.
Liderler olumlu, anlayışlı, toleranslı tutum ve politika izlerlerse, medya da kendilerine yardımcı olabilir.
Medya demişken, gazetecilerin de her iki tarafta da düşmanlık, gerginlik, sürtüşme ve çekişme yaratacak yayınlardan uzak durmaları, liderlerin işlerini kolaylaştırabilir kanaatindeyim.
Liderler, birbirlerinin kalplerini kırar, soğukluk ve gerginlik yaratırlarsa masaya oturduklarında birbirlerinin yüzlerine nasıl bakacaklar ve nasıl birbirlerine güvenecekler?
Birbirlerine saygılı, hoşgörülü davranmayan insanların nerede ne zaman anlaştıkları görülmüştür?
Bendeniz de Sayın Hristofyas'ın, ünlü yorumcu Haralambus'un tavsiyelerine kulak vermesi gerektiğine parmak basıyorum.
Cumhurbaşkanımız Talat'ın da göreceği dostça davranışa, tutuma yerinde ve aynı ölçüde karşılık vereceğine inanırım.
***
SUSUZLUK
Yaşadığımız günlerde Kıbrıs'ın ve insanlarının karşılaştığı bir de su sıkıntısı sorunu gözlerden kaçırılmamalıdır. Siyasi Kıbrıs sorununun iki halkı nasıl birbirinden uzaklaştırmış, koparmış ve Kıbrıs'ın taksimine yol açmış olduğu gözlerden kaçırılmamalıdır. Bütün adayı ve halklarını yaşamsal krize sürüklemekte olan susuzluğun giderilmesi yalnız siyasi liderler tarafından değil herkes tarafından ciddiyetle üzerinde durulacak bir konudur. İşte bu su sorununun çözüm yollarını arayış iki halkı yakınlaştırıp barışa götürebilir.
Türkiye'nin güney sahillerinden Kıbrıs'a getirilebilecek hayat ve barış suyunun gündemimizde en üst sırayı alması gerekmez mi? Zaman kaybetmeden ciddi projeler ele alınmalı ve yıllardan beridir üzerinde durulmayan Türkiye'den su konusu süratle yaşama geçirilmelidir. Aksi takdirde, ne paylaşılamayan ne de yönetilemeyen Kıbrıs adası kalmayacaktır. Petrol kaynaklarının birçok milleti kavgalara, savaşlara sürüklediği göz önünde tutulursa, suyun da bir gün belki de kavga değil barış ve dostluklara yol açabileceği hatırlanabilir. Özellikle bizim ülkemizde de.
Hristofyas'a ve Talat'a, aynı zamanda, Kıbrıs'ın halklarına hatırlatmayı, dikkatlerini çekmeyi görev sayıyoruz.

   883 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  17 Nisan 2008, Perşembe   İngiltere garantörlük görevini tekrar mı yeniledi?
  15 Nisan 2008, Salı   Sıraya girdiler, sonu hayır getire
  13 Nisan 2008, Pazar   Bravo Talat
  13 Nisan 2008, Pazar   Bravo Talat
  11 Nisan 2008, Cuma   Geçmişi deşmeyelim geleceğe bakalım
  10 Nisan 2008, Perşembe   İngiliz-Türk-Rum kültürü karışımı
  06 Nisan 2008, Pazar   Su, lokma, barış
  03 Nisan 2008, Perşembe   Pascoe de geldi gitti
  02 Nisan 2008, Çarşamba   Medya için
  30 Mart 2008, Pazar   Ne yani bilmiyorlar mı?