Hepsi bu muydu
Özcan Özcanhan

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   22 Mart 2008, Cumartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Cumhurbaşkanı Talat ve Rum Cumhurbaşkanı, eski yoldaşı Hristofyas, nihayet bir araya geldi.
BM Genel Sekreterinin Kıbrıstaki Daimi Temsilcisi Möllerin remi ikametgahında yer alan görüşme üç saatı aşan bir süre aldı. İki lider önce teke tek 45 dakika görüştü(Önceleri 25 dakika hesaplanmıştı). Sonra Möller, bir tercüman ve Talatın ve Hristofyasın danışmanları da toplantıya katıldı.
Yüzü aşkın kameramanın ve bir o kadar da yerli ve yabancı gazetecinin izlediği, büyük önem verdiği bu görüşmeden çıka çıka 6 paragraflık bir BM bildirisi çıktı.
Toplantı öncesi ve sonrası iki lidere sorduğum sorular medya mensuplarını çok ilgilendirdi. Sigma, Antenna, PIK, haravgi vs. medya organı temsilcileri benimle özel mülakatlar yaparak canlı olarak yayınladı.
Gelişlerinde ne sordum iki lidere, bilir misiniz?
Ekselanslar, şimdi içerde içeceğiniz kahveler, 8 Temmuz anlaşması- Annan Planı karışımı kahve mi olacak, yoksa Brezilya kahvesi mi?
Hristofyas yanıt verdi, Talat sadece tebessüm etti.
“Cypriot coffee” yani Kıbrıslı kahvesi , içeceklerini duyurdu.
Toplantı sonrası, peşini bırakmadım, “kahveniz nasıl geçti, orta mı, tatlı mı, sade mi” ? Yine Hristofyas cevap verdi, “orta” dedi. Devam ettim, bu görüşmede bebeğin ilk adımları gibi, ileriye adım atabildiniz mi?
Hristofyas, her şey BM nin açıklamasında vardır, dedi.
BM Temsilcisi Möller, yazılı metni okudu. Memnuniyetini dile getirdi.
İki lider arasında dostca ve samimi görüşme olmuş, bir çok konu üzerinde görüş alış verişinde bulunmuşlar ve hayli konuları kapsamışlar, karar vermişler, “önce gelecek hafta temsilcileri görüşecek, Teknik komiteler ve teknik guruplar oluşturulacaklar, yoğun çalışma temposu sonunda iki lidere durumu aktaracaklar, iki lider de üç ay sonra toplanıp onları değerlendirecek ve BM Genel Sekreterinin gözetimi altında kapsamlı müzakerelere başlayacaklar. Hepsi bu kadar. İster ve arzu ederlerse, duruma göre daha erken de bir araya gelebilirlermiş..
Ledra-Lokmacı barikatı da en erken zamanda, teknik açıdan mümkün olduğunda açılacakmış ve onu Limnidis-Yeşil Irmak ve diğer geçiş noktalarının açılması da gündemlerinde olacakmış...
Evet, hepsi bu muydu?
Önceden bu ilk toplantıda önemli bir gelişme olması beklememek gerektiğini vurgulamıştım. Ama, bu açıklamada duyurulanlar beni hiç tatmin etmedi. Çünkü geçmişte de çok işittik bu açıklamaları. Çok kez müzakereler başladı, kesildi, yeniden başladı. 1968 den beri izliyorum. Bana göre, hala ayni noktadayız. Başlangıçta.
Daha önceleri de liderler;
 Makarios-Denktaş, Kipriyanu-Denktaş, Klerides-denktaş şu şu konularda anlaştıklarını, yeniden görüşmede, barış için uğraşmakta olacaklarını, görüş alış verişinde bulunacaklarını açıklamışlar, çok yararlı ve verimli toplantılar oldu demişlerdi. Birçok kez mutabık kalmışlardı.. Eee, ne oldu? Aradan yıllar geçti, hiçbir sonuç alınamadı. “1977 ve 1979 da da liderler anlaşmıştı, anlaştıklarının altına imzalarını koymuşlardı. 8 Temmuzda da anlaşıp imza atmışlardı..Yine soruyorum, ne oldu? Teknik komiteler çalışıp mesafe katetti mi? Ne değişti de bu kez bir şey olacak. Papadopulos ve Denktaş gitti, Talat ve Hristofyas geldi diye tarafların taleplerinde, politikalarında radikal ,köklü herhangi değişiklik mi oldu? Olmadı, olmayacak ta. Çünkü, Hristofyasın arkasında, geri perdede Papadopulos, Omiru, eski EOKAcılar ve Ulusal konseyleri ile Ortodoks kilise var. Hristofyas onlara uymak mecburiyetinde.
Talat da, burdaki militaris, milliyetci güçlere kulak vermek zorunda, Ankaraya danışmadan da tek başına hareket edemeyeceği biliniyor. O halde, galiba Rumların iddiası doğrudur. Türkiye, Ankara, Türk hükümeti, Türk silahlı kuvvetleri ve Kıbrıs Türk halkı Talatın yönlendiricileri olacaktır. İki eski dost buluşmuş, ikisi de solcuymuş, eskilerden daha çok barıştan yanaymış da Kıbrıs sorununu halledeceklermiş. İnanmadım, inanmayacağım da.
Diyorum ki, Amerika, Avrupa Birliği, İngiltere ve diğerleri hem tayip Erdoğanı hem de Talatı çok sıkıştıracaklar. Kendi çıkarları doğrultusunda karşı tarafa ödünler vermelerini isteyecekler. İşte bu çok önemlidir. Talat ve Türkiye hükümeti baskılara karşı ne kadar dayanacaktır. BM nin, AB nin, 8 Temmuz anlaşmasının öngördüğü mevcut statüko kabul edilmeyecekse, KKTC ye ne olacak? Ambargolar ve izolasyon ne zaman kalkacak? Bilemiyeceğim.
Bildiğim odur ki Sn Talat ve Türkiye zaman kazanmak peşinde olacaktır.. Ta ki Türkiyedeki siyasi bunalım son bulsun. Hükümet yeniden güçlü olsun, Türkiyede istikrar sağlansın, Türkiyeye AB üyeliği verileceği garanti edilsin. İşte o zaman, belki, Kıbrısta barış ve çözüm yolunda ilerleme kaydedilebilir
**
Dünkü görüşme devam ederken dışardaki medya mensupları benimle özel röportaj yapmak için adeta yarıştılar. Eski gazeteciymişim...
 Çoğuna, dilimin döndüğü kadar ve deneyimlerim ışığında , kişisel görüşlerimi aktardım. Bazılarının hoşuna gittiği gibi bazıları da beğenmedi. Ama, çıkan sonuçda, iki toplum arasında hala daha çok derin güvensizliğin oluşudur. Eğitimde ve okul kitaplarında, geçmişin, hakikatlerin saklanmamasının, gerçeklerin genç nesillere doğru aktarılmasının, dostluk ve barış ortamları yaratmanın gereği vurgulandı.

 

   324 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  21 Nisan 2008, Pazartesi   Haralambus'a kulak ver Başkan
  17 Nisan 2008, Perşembe   İngiltere garantörlük görevini tekrar mı yeniledi?
  15 Nisan 2008, Salı   Sıraya girdiler, sonu hayır getire
  13 Nisan 2008, Pazar   Bravo Talat
  13 Nisan 2008, Pazar   Bravo Talat
  11 Nisan 2008, Cuma   Geçmişi deşmeyelim geleceğe bakalım
  10 Nisan 2008, Perşembe   İngiliz-Türk-Rum kültürü karışımı
  06 Nisan 2008, Pazar   Su, lokma, barış
  03 Nisan 2008, Perşembe   Pascoe de geldi gitti
  02 Nisan 2008, Çarşamba   Medya için