Atina'ya, Ankara'ya bir iki, bir iki...
Özcan Özcanhan

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   5 Mart 2008, Çarşamba Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Türkiye'yi ziyaret edenler bilir. Dolmuşçular, minibüsçüler
İstanbul'dan, Ankara'dan, İzmir'den ve diğer şehirlerle kasabalardan, Topkapı'dan, Taksim'den, Ulus'tan, Konak'tan yolcu almak için kiraladıkları muavinleri ile kalkmak üzere olduklarını duyururlar...
''Beylerbeyi'ne bir iki... Mecidiyeköy'e bir iki, Kağıthane'ye bir iki... Demetevler'e, Seyranbağları'na bir iki... Konak'tan Üçkuyular'a, İnciraltı'na bir iki, bir iki...''
Son anda koşarak vatandaş yetişir ve gideceği yere ulaşır.
Aklıma bu geldi. Çünkü Kıbrıs'tan da Türkiye'ye ve Yunanistan'a, siyaset adamlarımız, cumhurbaşkanlarımız gider gelir. Yıllardan beri bu böyle olmuştur ve olmaya da devam edecektir.
Fakat Rum komşularımız, her nedense kendilerinin ikide bir Atina'ya koşmalarına bakmıyor da bizim liderlerin, siyaset adamlarının Ankara'ya gidiş gelişlerini, Türk siyaset adamları ile yaptıkları görüşmeleri, danışmaları, işbirliği ve dayanışmayı bir türlü hazmedemiyorlar.
Şu anda bile Cumhurbaşkanımız Talat'ın Ankara'ya danışmadan, oradaki yetkililerden talimat almadan buralarda hiçbir iş yapamadığını iddia ediyorlar ve kendisinden barış ve çözüm yolunda çok şeyler beklenen Hristofyas, "biz hazırız, Türkiye hazır ise birlikte sorunu çözeriz" diyor. Bir çırpıda Talat'ı ekarte ediyor, küçümsüyor, yerle bir ediyor. Madem Talat hiçbir şey yapamaz, neden onunla hemen görüşme masasına oturmaktan söz ediyor?
Geçende Cumhurbaşkanlığı Sarayı'ndaki basın toplantısında Cumhurbaşkanı Talat, Hristofyas'ın seçimi kazanmasını değerlendirdi ve "şimdi çok daha umutluyum, 2008 sonuna bir çözüm bulunması sürpriz olmaz. Hristofyas'ın bize yaklaşımı Papadopulos'unkine benzemez" gibi ifade-ler kullandı. Toplantının tamamlandığı anda, kendisine, "yakında Ankara'ya gideceksiniz değil mi? Hristofyas Atina'ya oradan da Brüksel'e gidecek, haberiniz var mı?" diye sormuştum. Canı sıkılmış gibi bir hava esti. 'Şu anda öyle birşey yok' dedi... Ama, Ankara ile temasların da sürdürüleceğini vurguladı.
Makarios, Kipriyanu, Klerides, Vasiliyu, Papadopulos dönemlerinde de Atina ile sıkı işbirliği ve dayanışma muntazaman sürdürüldü. Şimdi yeni seçilen, eski komünist Hristofyas da aynı yolu izlemeyecek miydi?
Evet, Atina'ya bir, Ankara'ya da bir... Zaten Kıbrıs sorunu çözümlenecekse garantör ülke Yunanistan, Türkiye ve İngiltere bulunacak formüle 'evet' demezse kesinlikle anlaşma olmaz, olamaz. O nedenledir ki Denktaş da, Eroğlu da, Talat da, Soyer de Rum liderler gibi anavatanların merkezleri ile sıkı teması sürdürmektedir. Sürdürecektir. Solcu Talat, solcu Hristofyas Ankara ve Atina temsilcileri ile birlikte masaya otururlarsa, İngilizin de katılımı ile beşli Kıbrıs konferansı gerçekleşemez mi? İngilizin yine oyun oynamasından korkulursa o dışta bırakılabilir. Ama, olmayacak. BM Temsilcileri, AB temsilcileri de katılsın derken İngiliz yine bir yolunu bulup müzakere masasında yerini alacak...
                                      
BM TEMSİLCİLERİ
Birleşmiş Milletler 1964 başlarından beri, Güvenlik Konseyi kararları ile Kıbrıs sorunu ile ilgilenmektedir. Adamıza bir de çok uluslu askeri barış gücü göndermiştir. Yıllardan beri BM genel sekreterleri, onların Kıbrıs'taki özel temsilcileri, koordinatörleri gelip geçmiş, ama, Kıbrıs sorunu bir türlü çözülememiştir.
Bu arada, BM Barış Gücü'nün (UNFICYP) Lefkoşa'daki Basın Sözcüsü de çok olmuştur, Sayısı belki de 10'u bulmuştur. Benim tanıdığım ve hatırladıklarım: İlk başta George Yacoub, ondan sonra Keith Bevan, Charles Gaulkin, Steve Whitehead, Waldemar Rokozowski, bir ara bir bayan, Brian Kelly... Ve şimdi de basın temsilcileri ile tanışmak arzusu ifade eden Sayın Diaz. Kısmet ise onunla da tanışma şerefini yakalayacağız... UNFICYP komutanlarının sayısı da oldukça kabarık... İlk başta Hintli General Gyani, sonra İrlandalısı, Avusturyalısı, İngilizi, Arjantinlisi vs, daha bilmem kaçı gelip gidecek. BM'nin Kıbrıs'taki operasyonları, arabuluculuğu milyarlarca Dolar'a mal olmuştur... En fazla katkı Amerika'dan, Britanya'dan, ve diğer üye ülkelerden. Ama, hem parasal hem lojistik masrafları karşılamaktan yorulup bıkan Finliler, Danimarkalılar, Kanadalılar, İsveçliler, İrlandalılar ve diğerleri Barış Gücü'nde görev yapan birliklerini geri çektiler...
Umarım yakın gelecekte Kıbrıs sorunu çözümlenir ve BM'nin askerleri de, diplomatları da, sözcüleri de, temsilcileri de, koordinatörleri de ülkelerine güzel, olumlu, unutulmaz hatıralarla dönerler. Anlaşma çerçevesinde garantör ülkeler, Yunanistan, Türkiye ve İngiltere, taraflarca kabul edilecek sayıda asker bırakırlar giderler ve Kıbrıs adasını ve yönetimini Kıbrıslılara bırakırlar. Ama, nerede o gün? Acaba, evlatlarımız ve torunlarımız olsun o günü görecekler mi?
Bu günkü yemekte Sayın Diaz'a sormayı düşünüyorum, siz ne dersiniz?

   493 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  21 Nisan 2008, Pazartesi   Haralambus'a kulak ver Başkan
  17 Nisan 2008, Perşembe   İngiltere garantörlük görevini tekrar mı yeniledi?
  15 Nisan 2008, Salı   Sıraya girdiler, sonu hayır getire
  13 Nisan 2008, Pazar   Bravo Talat
  13 Nisan 2008, Pazar   Bravo Talat
  11 Nisan 2008, Cuma   Geçmişi deşmeyelim geleceğe bakalım
  10 Nisan 2008, Perşembe   İngiliz-Türk-Rum kültürü karışımı
  06 Nisan 2008, Pazar   Su, lokma, barış
  03 Nisan 2008, Perşembe   Pascoe de geldi gitti
  02 Nisan 2008, Çarşamba   Medya için