|
Dobra dobra yazacağım. Kimse darılmasın. Bu tempoda çevremizi kirletmeyi sürdürürsek, çöpümüzün, pisliğimizin, içinde boğulacağız. Doğayla başbaşa kalmak için dün biraz şehir merkezinden uzaklaştım... Vay da evimden çıkmasaydım. Asabım bozuldu, üzüldüm. Orman sayılan bazı ağaçlık yerlere uğradım. Arabadan indim, yürüyeyim dedim. Vazgeçtim. Uzaklaştım ve piknik alanı dedikleri başka yerlerden geçtim. Geçmez olsaydım. Moralim daha da bozuldu. Deniz kenarına uğradım. Uğramaz olsaydım... Sinirlerim bozuldu, evimin yolunu tuttum... Yol boylarında, ormanlarda, piknik alanlarında, ve de sahillerde aynı pislikle, göze batan manzaralarla karşılaştım. Utandım. Kendi kendime sordum, biz bu muyuz? Biz temiz ve tertipli insanlar mıyız? Evlerimizde de acaba evimiz dışındaki gibi mi hareket ediyoruz? Çöpümüzü gelişigüzel nereye olursa savuruyor muyuz? Ormanların kuytu yerlerine çöplerini dökenler kimler, piknik alanlarına çöplerini saçıp da bırakıp gidenler kimler, deniz kenarlarını, plaj ve kumsal alanlarını çöplük haline getirenler kimler? Bizler miyiz bu pisliği yaratan? Bu fotoğrafa bakınız. Sakin, tenha bir kumsal, bir plaj... İğrenç ve iç karartıcı? Nedeni açık ve net görülebilir. Ferry Boatlardan, vapurlardan, balıkçı teknelerinden, yatlardan denize atılan çöpler sahillere vurmuş. Dalgalar bile öfkelenmiş ve alınız çöpünüzü başınıza çalınız dercesine yığmış güzelim kumsallara; Sigara paketleri, kağıt parçaları, karton parçaları, naylon plastik parçaları, poşetler, şişeler, bira ve meşrubat şişeleri; aklınıza ne gelirse orada. Hatta, inanamayacaksınız ama, kadın bezleri, şırınga ve prezervatifler... Pislik dizboyu. Bunları yapanlar biz miyiz? Soruyorum ve utanıyorum. Cevap belli. Evet biziz. Marslılar, fezalılar gelip de kirletmedi buraları herhalde. Yahut da aydan, Mars’tan, Jüpiter’den, yıldızlardan atmadılar bu çöpleri dünyamıza. Biziz biz, ortalığı kirleten, çöplük haline getiren... Herkes seferber olmalı. Bu pisliğe ve çevreyi kirletmeye son vermeliyiz. Ortalığı çöplük sayanları ve çevreyi kirletenleri durdurmalı, uyarmalı, ilgili mercilere ihbar etmeliyiz. Uygun yasalar da çıkartmalı ve başka ülkelerde olduğu gibi caydırıcı önlemler almalıyız. Para ve hapislik cezaları getirmeliyiz... Etrafa moloz yığınlarını dökenleri, piknik alanlarını çöplük haline getirenleri, caddelerimize, çocuk parklarımıza sigara paketlerini, boş şişeleri, bira kutularını fırlatanları, tükürenleri, köşe bucağa pisleyenleri, çocuklarının tuvalet ihtiyacını gidertenleri durdurmalıyız. Görüp de bana ne deyip geçmemeliyiz. İlgili belediyelere ve sorumlulara haber vermeliyiz. Korkmayınız, başınıza bela gelecek diye yılmayınız. Tıpkı, Ciklos denilen Girne Boğazı’ndaki piknik alanında bir vatandaşın yaptığı gibi. Adam harup ağaçları altında mangalını yakmış... Afiyetle yemeye fırsat bulmadan, yanı başındaki çalıların, makinin arkasına çocuğunun hacetini giderteni görmüş... Ne yapıyorsun kardeş, ayıp, burada mangal falan, demiş. Ama, kükremiş karşısındaki, "Sana ne. Ne yapsın çocuğum..." Tartışma ve kavgaya dönüşecek bir durum. Adam toplamış pılısını pırtısını, tövbe etmiş, bir kere daha ne mangal ne piknik diye ve uzaklaşmış. Belayı satın alıp başından defetmiş. Ama, olan olmuş. Tertemiz olması gereken yerler mahvedilmiş... Çöpler, pislikler, insan dışkıları içinde, umursamadan eğlenebilirseniz, eğlenebilecekseniz, kabulleniniz bu acınacak halimizi. Ve bizler de, nasıl olsa işimiz gücümüz yok, bunlarla uğraşalım ve herkesi rahatsız edelim... Yazı ve resimler yayınlayalım... Yoksaaa; Bırakalım gitsin bu alem. Bırakalım herşeyi oluruna. Tâ ki pisliğimiz içinde boğuluncaya kadar.Biz bu muyuz? Biz neymişiz de bilmezmişiz.
|