Meslektaşım haklı
Özcan Özcanhan

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   25 Şubat 2008, Pazartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Değerli meslektaşım Reşat Akar, geçtiğimiz günkü köşe yazısında çok ciddi bir sorunu vurguladı ve haklı şikayetini dile getirdi.
Güney Kıbrıs’ın, Rum komşularımızın gazete-radyo-TV haber ve yorumlarının bir kısmını sözde bağımsız, resmi devlet organı TAK, (kendileri bağımsız diyor-TAK bağımsızmış!!. Başbakanlığa bağlı bir ofis nasıl bağımsızdır ben anlamıyorum), TC Büyükelçiliği basın bürosu tercüme ederek bültenler halinde yayınlıyor.
Kuzey Kıbrıs medyasının büyük kesimi de bu bültenlerden yararlanıyor.
Ancak, çok önemli addedilen Rum cumhurbaşkanlığı seçimleri kampanyaları esnasında, adayların TV ekranlarındaki, radyolardaki canlı yayınlarda verdikleri kıyasıya mücadeleyi kimsecikler ne dinledi ne de tercüme edip medyaya dağıttı, diyor Sn. Reşat Akar. Ve ekliyor. Cuma akşamı, PIK’in (Kıbrıs Radyo Yayın Korporasyonu’nun TV ekranlarında) son canlı yayınlarında, Kasulides ile Hristofyas seçim arifesinde son kozlarını ve rollerini oynadılar, görüşlerini, önerilerini, politikalarını açıkladılar. "Ama biz hiçbirşey anlayamadık" diyor Akar. Soruyor da, bu yayınları dinleyen var mı?
Var kardeşim. Özcanhan izliyor, dinliyor ve anlıyor. Söz konusu yayını da izledi, yorumunu da köşesinde yaptı. Ama, şu anda genç kuşaktan kaç kişimiz Rumca, İngilizce ve yabancı bir lisan daha biliyor? Anlıyor, yazıyor, konuşuyor? Varsa da çok az sayıda. İşte her zaman vurgulamakta olduğum gibi, yabancı lisan bilmek, hele hele komşumuz, can düşmanımız Rumların lisanını bilmek dezavantaj mı, avantaj mı? Ne günahı vardı da Rumca öğrenmenin de okullarımızdan Rumca dilini ders olmaktan çıkarttık. Bizim kuşak da göçtükten sonra ne olacak?
Soruyor Reşat Akar arkadaşım. Devletin Enformasyon Dairesi, Tanıtma Birimi ve TAK Ajansı ne yapıyor, neden bu görevi de tam olarak yerine getirmiyor?
Kim veya kimler yapacak Reşat kardeşim?
Nerede bir Kemal Akıncı, Zafer Zihni, Hasan Filo, Ali Şakir, Necati Sağer, Mustafa Adiloğlu, Kemal Aşık, Sabahattin Egeli ve diğerleri? Şimdikiler belki de bu isimleri duymadı bile. Sormak, öğrenmek, onların bıraktıklarından dersler çıkartmak, öğrenmek isteyenler mi var! Hazıra alışmışlar. Eline kalemi alan mikrofonun arkasına, kame-raların önüne geçenler kendilerini bulunmayan gazeteci zannediyorlar. Ben de soru-yorum, kaç tanesi Rumca ve İngilizce okuyor, yazıyor, yabancı ajansları izleyebiliyor? Sık sık bana gelenlere yardımcı oluyorum da değerini mi bilirler?
Kaçı bunları halkımıza hatasız olarak aktarabiliyor. Rumcaymış, İngilizceymiş; anında tercümeler, bültenler çıkartanlar, medyamızı, halkımızı, resmi makamları bilgilendirenler, enforme edenler, karşı tarafa cevap verip yorumlar yapanlar, Rum’un ve yabancıların iddialarını, yalanlarını teşhir edenler, davamızı, haklarımızı bilinçli ve inandırıcı şekilde savunanlar?
Rum tarafında bizzat gördüm, bu işleri rahatlıkla ve süratle yapacak elemanlar yetiştirilmiş ve harıl harıl çalışıyorlar.
Evet, önemli eksiğimiz vardır ve giderilmelidir. Bu gibi görevlere yetenekli, çalışkan, arayan, araştıran kişiler getirilmelidir. Öyle iş bilmez, lisan bilmez, bizim adamımızdır di-yerek göreve getirilenler değil, işe göre adam görevlendirilmeli. Adamına göre uyduruk iş verilirse işte böyle olur. Nerede bir zamanlar Tanıtma Birimi ile inanılmaz işler başaran rahmetli Metin Güner? (Kapalı ismi Mustafa Metin)
Bu yazı da, biliyorum, bazılarının canını sıkacaktır. Sıksın. Kim ne derse desin. Enforme etmede, aydınlatmada, propagandada, halkı doğru bilgilendirmede, soğuk savaş, karşı propaganda da Rumlardan çok gerilerdeyiz. Dış lobilerde derseniz ha keza. Bu maksata harcayacak milyarlar lazım iken, bizimkiler eşe dosta iş, iç ve dış gezi-ler, makam ve bol maaş dağıtmakta. Ondan sonra da gerekli harcamalara para yok di-yerek silkip atmakta. Ya adam gibi devlet ve hükümet gibi çalışacaksınız, plan program hazırlayacaksınız ya da siz de hazırdan yiyip, savurup bitireceksiniz. Sonra da ah anam, kahpe Rum, kahbe ingiliz, Amerikan, kahbe Avrupa bize neler yaptı. Utanmazlar, çifte standart uyguluyorlar diyeceksiniz. Başkalarının yaptıklarına değil, evvela siz kendinizin yaptıklarına bakınız. Hatalarınızı görünüz, kabul ediniz ve düzeltme yoluna gidiniz.
Evet, Reşat haklıdır. Cuma akşamı, Hristofyas’ın, Kasulides’in söyledikleri çok ama çok önemli idi. Kaçırılmamalı idi..hatta onlara cevaplar verilmeli idi? Kim yapacak, yapabilecek?
Varsın Cumhurbaşkanımız, Başbakanımız ve diğer ilgililer düşünsün.
Adamlar Kıbrıs konusu, Eğitim, ekonomi, propaganda, kilisenin tutumu ve daha neleri ele aldı, neler açıkladı, nasıl tartıştı... Kendi halklarına neler söyledi ne sözler verdi... Bizim resmi makamlara neler neler, ne inci-ler sıralıyorlar! Görülmeli, öğrenilmeli ve ona göre çizilecek yol belirlenmeli değil miydi?
Bizimkiler varsın kendilerine hoşa gidecek, gönüllerini okşayacak martavallar sıralayacak olanları dinlesinler... Onunla yetinsinler... Ve de bizleri aydınlık, güvenli yollara, refaha (!!) taşısınlar!! Mümkün ise!!
Gençlerimiz ve sorumlu makamlarda olanlar lütfen, en azından Rumcayı tam olarak öğrenmeye baksınlar. İleride çok daha fazla ihtiyaçları olacağından şüpheleri olmasın.
Henüz daha çok geç değildir.

   536 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  21 Nisan 2008, Pazartesi   Haralambus'a kulak ver Başkan
  17 Nisan 2008, Perşembe   İngiltere garantörlük görevini tekrar mı yeniledi?
  15 Nisan 2008, Salı   Sıraya girdiler, sonu hayır getire
  13 Nisan 2008, Pazar   Bravo Talat
  13 Nisan 2008, Pazar   Bravo Talat
  11 Nisan 2008, Cuma   Geçmişi deşmeyelim geleceğe bakalım
  10 Nisan 2008, Perşembe   İngiliz-Türk-Rum kültürü karışımı
  06 Nisan 2008, Pazar   Su, lokma, barış
  03 Nisan 2008, Perşembe   Pascoe de geldi gitti
  02 Nisan 2008, Çarşamba   Medya için