Hristofyas 2006'da neler diyordu, şimdi ne yapıyor?
Özcan Özcanhan

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   23 Şubat 2008, Cumartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Bugün sizlerle 2006 yılı Ekim ayında AKEL Genel Sekreteri ve Rum Meclis Başkanı olen şimdi ise başkan adayı olan Dimitris Hristofyas ile yaptığımız özel mülakatı yayınlıyorum. Yorum siz okuyucularımızın,.
Özcanhan: Sn. Hristofyas, geçtiğiniz genel seçimlerde partiniz AKEL ciddi oy kaybına uğramıştır. Acaba neden? Bu kez önünüzde belediye ve yerel seçimler var. Uğramış olduğunuz kaybı telafi edip başarılı olabilecek misiniz?
Hristofyas: Geçtiğimiz seçimlerde oy kaybına uğradığımız doğrudur. Bunun başlıca nedenleri; her bölgede değişik nedenleri var. 2001 seçimlerinde sağ partileri iktidardan uzaklaştırmak için, yani DİSİ'yi, işbirliği yapmıştık. Halbuki bu son seçimlerde herkes kendi partisine dönüp oy verdi. Diğer bir neden, AKEL'den çok büyük beklentileri olanlar memnun kalmayıp, sandıklara gitmedi. Ayrıca, AKEL'in hükümet ortağı oluşu nedeniyle AKEL destekleyicilerinin bazıları her istediklerinin ve beklentilerinin gerçekleşeceğini zannetmişti, olmayınca beklenen düzeyde sandıklara gitmediler.
Oy kaybımızın bir başka nedeni de, referandumda AKEL'cilerden bir kesim yoğun şekil-de "evet" dememizi, kimileri de yoğun "hayır" dememizi bekliyordu.
Özcanhan: Şu anda AKEL Güney'de, koa-lisyon hükümetinde en güçlü ve Sn. Papadopulos'u da en çok etkileyen partidir. Kuzey'de ise iktidarda en güçlü parti CTP'dir. Bu partilerdeki solcu eski dostlar niye bir türlü Kıbrıs sorununu halledemiyorlar, yeterli gayreti göstermiyorlar? Daha önceleri her iki parti de barış, çözüm, iş birliği, güven ve rafah içinde iki toplumun yaşamasını savunuyorlardı. Neden şimdi Sn. Talat ve Papadopulos'un süratle biraraya gelip çözüm arama çalışmalarına katkı koymuyorlar?
Hristofyas: Yaşanan sürece baktığımızda CTP'nin iktidar partisi oluşundan sonra tutumunda önemli değişiklikler olmuştur. Daha önce söyledikleri askerden arınma, yerleşiklerin gitmesi ve diğer bazı konulada şimdi tam tersini savunuyorlar. "Asker kalsın, yerleşikler kalsın, vs." Ayrıca, garantör güçlerin ve tek yanlı müdahale hakkının sürmesini istiyorlar. Gerek İngiltere, gerek anavatanlarımız gücendirilmemeli ama gitmeliler. CTP daha önce iki toplumlu, iki bölgeli siyasi eşitliğe dayalı, insan haklarına saygılı federal çözüm diyordu, Türkiye'den taşınan nüfusla adanın demografik yapısı değiştirildi. 'Yerleşikler gitsin' diyordu. Şimdi 'iki ayrı devlet' diyor, 'yerleşik yoktur' diyor ve bu arada Kuzey'deki Rum mallarının inkişafını ve satışını teşvik ediyor.
Özcanhan: Güney'deki Kıbrıs Türk mallarını inkişaf ettirdikleri, sattıkları olmuyor mu? Türk malları üzerine göçmen evleri, otoparkları, elektrik santralleri ve hatta uçak alanları yapıldığı yalan mı? Dillirga bölgesinde sahte koçanlarla Türk malları satılmadı ve de suçlular mahkemeye çıkartılmadı mı?
Hirstofyas: Türk mallarını satanlar bizim mahkemelerde mahkum edildi. Ama sizde  2-3 yıldan beri yoğun biçimde Rum mallarına inşaat yapılıyor ve satılıyor. Bizde Türk malları üzerine yapılanlar için tazminat ödenecektir. Kıbrıs hükümeti kimseye tapu vermemiştir. İzinsiz olarak Türk malı üzerine inşaat yapanlara başka bölgelerde hükümet tapulu mal vermektedir. Mülk sorununu Türk tarafı hukuk dışı olarak daha da karmaşık hale getirmektedir.
Özcanhan: Bu sorun nasıl halledilecek? Takas veya tazminat yoluna mı gidilecek?
Hristofyas: Bu başka bir tartışma konusu. Şimdi ona girmeyelim. Yalnız şu kesindir, hukuk devleti demek herkesin tapulu malının kendisinin olduğunu kabul etmek ve saygılı olmak demektir. Türkiye geldi, topraklarımızın % 37'sini işgal etti ve dağıttı. İşgal topraklarında ayrı devlet de kurdurttu.
Özcanhan: Türkiye durup dururken mi geldi?
Hristofyas: Geldi işgal etti. Bir de ayrı devlet kurdurttu ve "ben bu topraklar üzerinde ne istersem yaparım" dedi. Bu asla kabul edilemez. Bu yapılanların yasal hale getirilmesi söz konusu olamaz. Herkes bir çözüm halinde malına sahip olabilmelidir. Herkesin malını talep etme hakkı olmalıdır. Sorun olan yerlerde oturup bunları tartışabiliriz.
Diğer bir konuya değinmeden geçemeyeceğim. 'Talat'la Papadopulos'u bir araya getirmek için niye katkı koymuyorsunuz?' diye gazeteci dostum sordu. AKEL hiç mi katkı koymadı? Kofi Annan'la Papadopulos görüşmesi, 8 Temmuz tarihinde Sn. Talat'la Papadopulos'un bir araya gelmesini sağlayan kimdir? Ve hala daha iyi bir zemin hazırlandıktan sonra müzakerelerin başlaması için ve hızla sonuca gidilmesi için AKEL çalışmalarını sürdüren değil midir? Elleri bir kez yanan BM Genel Sekreteri bir kez daha yanmamak için görüşmeler öncesi iyi zemin hazırlanması gerektiğine inanmaktadır. Çünkü çok ciddi görüş ayrılıkları, farklılıkları vardır. O nedenle sorunun özü üzerinde de ciddi hazırlıklar yapılmaktadır. Fakat Sn. Talat "ön hazırlık yapmaya gerek yoktur" diyor.
Özcanhan: Ama siz Sn. Talat ile değil de Sn. Erdoğan ile görüşmek istiyorsunuz. Beyanatlarınızda öyle tercih ediyorsunuz. Sn. Erdoğan'la Sonuca varabileceğinize inanmaktasınız. Sn. Talat böyle bir durumu kabul eder mi?
Hristofyas: Biz hiçbir zaman Talat ile görüşmeyiz demedik. Papadopulos-Talat görüşmelerine karşı değiliz. En erken zamanda bir araya gelmelerinden yanayız. Ama Sn. Talat ikide bir "Papadopulos şunu yaptı, şunu dedi" diye suçluyor.
Özcanhan: Tıpkı bir zamanlar sizin sürekli olarak Denktaş'ı suçladığınız ve de "Denktaş çözüm istemiyor, ayrı devlet isti-yor, taksim istiyor" dediğiniz gibi.
Hristofyas: Sn. Papadopulos Denktaş gibi değil. İki bölgeli, iki kesimli siyasi eşitliğe dayalı fedaral çözümü müzakereye hazır olduğunu söylüyor. Denktaş çözüm istemi-yordu. Her gün Papadopulos'dan işittikleri-me mi inanacağım, yoksa Sn. Talat'ın suçlamalarına mı inanacağım? Suçlamaları bir yana bırakalım. Ciddi özlü müzakerelerin en erken bir zamanda başlaması için hepimiz uğraş verelim.

   621 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  21 Nisan 2008, Pazartesi   Haralambus'a kulak ver Başkan
  17 Nisan 2008, Perşembe   İngiltere garantörlük görevini tekrar mı yeniledi?
  15 Nisan 2008, Salı   Sıraya girdiler, sonu hayır getire
  13 Nisan 2008, Pazar   Bravo Talat
  13 Nisan 2008, Pazar   Bravo Talat
  11 Nisan 2008, Cuma   Geçmişi deşmeyelim geleceğe bakalım
  10 Nisan 2008, Perşembe   İngiliz-Türk-Rum kültürü karışımı
  06 Nisan 2008, Pazar   Su, lokma, barış
  03 Nisan 2008, Perşembe   Pascoe de geldi gitti
  02 Nisan 2008, Çarşamba   Medya için