|
Bilmem hangi padişahın cengaver süvarileri nice zaferlerden sonra yorgun bitkin düşmüşler. Verilen kayıplar, erzak, cephane tüketiminden sonra açıkta kalakalmışlar. Asker huzursuz, süvarilerin atları huzursuz, aç, susuz, ilaçsız... Bekleyedursunlar. Haber salıp yardım ve cephane istemişler. Cevap: "Dayanınız, erzak ve yem yoldadır." Belirli saatlerde yedirilen atlar, her yemleme saati çalınan boru ile disiplinli şekilde yemeye alışmışlar ya... Yem yok. Acıkan hayvanlar huysuzlanmaya başlamış. Yem yok. Ne olacak? Süvari başı durumu komutana bildirmiş. Komutan, "çal bir yem borusu, hayvanlar yem geliyor zannedip sakinleşsinler" demiş. Yem borusu çalınmış. Hakikaten hayvanlar yem saatidir, yem geliyor umuduyla sakinleşmişler, beklemeye başlamışlar. Gelen yok, yem yok. Yeniden huzursuzluk ve huysuzluk yapmaya başlamışlar. Durum komutana bildirilmiş. Ayni emir tekrarlanmış. "Çal bir yem borusu". Ve böyle birkaç defa durumu idare etmişler... Bunu anlatmamın nedeni, durum, bizim yağmur bekleyen tarımcıların, hayvancıların ve halkın uyutulmasına, avutulmasına benzemeye başladı da ondan... Politikacılar, hükümet edenler "yalan söylerler, boş vaatlerde bulunurlar" iddiaları yaygındır ya... Galiba burdaki meteoroloji aletleri ve meteoroloji uzmanlarımız da ayni kategoriye konulmak üzere.. Sık sık, muntazaman yayınlanan meteoroloji raporlarında, "parçalı bulutlu, yer yer yağmurlu, sağnak yağmur, sulu sepken ve karla karışık... Rüzgar, bofor, kuzeyden, doğudan... Önümüzdeki üç gün zarfında sıcaklık bir iki derece daha düşecek, yer yer hafif yağmur" vs. beklendiği bildiriliyor. Çiftçisi, hayvancısı, bahçecisi, kısacası herkes yağmur bekliyor. Umutla havaya bakıyor. Bekliyor, bekliyor. Heyhat!! Bulutlar geçip gitmiş, ne yağmur var, ne sağnak, ne kar ne sulu sepken.... Halka umut vererek zaman mı kazanılmak isteniyor? Komutanın, "çal bir yem borusu" yerine, "yayınla bir meteoroloji raporu, ver yağmur haberini ve müjdesini" mi uyguluyorlar, anlayamadım. Acaba, bizim cihazlar mı yalan söylüyor, hata yapıyor yoksa meteoroloji uzmanlarımız mı bu işten anlamıyor? Bir kez rapor yanlış olabilir. Tahminler tutmayabilir. Ama, peş peşe, günlerce, haftalarca siz yağmur haberi verirseniz de damla düşmez aç toprağa, Mesarya ovalarına burada da bir gariplik var. Yoksa, şeytan bizim meteoroloji uzmanlarının peşine mi düştü de onları sürekli yalancı çıkartmaya çalışıyor? Elbette, yağmur da, sel de, deprem de, doğal felaketler de Allahın işi. Ama, depremlerin bile tahmin edilmeye başladığı bir dönemde bizim yağmuru bile tahmin edemememiz neye bağlanıyor? Allah öyle istedi, şeytan işe karıştı, biz ne yapalım mı diyecekler uzmanlarımız? Onlara inanmayanlar yağmur dualarına da çıktı ve yine çıkacak. Allah, verdiği nimetler için kullarından şükürler bekler. Bizim toplumda şükreden kalmadı galiba. Şükürlerini ve şükranlarını durmadan yanlış adreslere gönderiyorlar diye mi Allah da gücendi? Rahman ve rahim olan, esirgeyen bağışlayan, nimeti bol, bağışlaması bol Yüce Allah’a bize verdikleri için şükrederek başlayalım ve yalvaralım, dua edelim: "Allahım, ne olur bereketli yağmurlarını bizlerden esirgeme. Biz hatalı kullarınız, Sana şükür ve şükran borcumuzu yerine getiri-yoruz, bizleri bağışla" desek olmaz mı? Görelim, bakalım bu işleri meteoroloji bilir mi bilmez mi, onları yanıltan birileri mi var... Biraz daha dayanalım ve sabredelim, belki cengaver süvarilerin atlarına yetiştirilen yem gibi bizlere de Allah bereketli yağmurları ve nimetlerini ulaştıracak mı? *** Zül'den
Yağmaz Yağmur da yağmaz, Arap kızı camdan bakmaz Tahminler tutmaz Sular akmaz
Hayvanlar ot, su, yem bekler Dönmez oldu tekerlekler Çiftçi sorar ne olacak halimiz Anlamıyor dertleri valimiz
Tövbe etmezse kulları Bağışlanmaz günahları Allah görür bunları Ona ediniz şükürleri şükranları
|