İngiliz’in askerleri ortalığı karıştırdı
Özcan Özcanhan

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   5 Şubat 2008, Salı Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

İngiliz’in Kıbrıs’taki egemen üslerinde görevli askerleri, Güney Kıbrıs’ta sık sık olaylar çıkartıyor.
Çoğu kez Ay Napa, Larnaka ve Limasol’da yer alan bu olaylarda şiddete başvuran İngiliz askerlerinin Irak’ta ve Afganistan’da görev yapanlardan oldukları dikkat çekiyor.
Kıbrıs’ı da Irak ve Afganistan’a benzettikleri kesin. Oralarda istedikleri gibi davranırlar. Soran arayan yok, o yerlerin insanlarının savunucuları ve koruyucu kanunları da yok. İngiliz ve Amerikan askerlerinin ne kadar sorumsuzca ve acımasızca davrandıkları bazı medya kuruluşları tarafından duyurulmuş ve görüntülenmiş olmasa zavallı Iraklıların ve Afganların neler çektiklerini kimse bilmeyecek. Hoş, bilenler de BM de, AB de kılını kıpırdatmıyor ya!
Oralarda istedikleri şekilde hareket eden Amerikan ve İngiliz askerleri disiplinden yoksun, çoğu zaman komutanlarının emirlerine dahi kulak vermezler. Aralarından birkaçı yerli halka yaptıkları zulüm ve gereksiz ateş açıp ölüme sebep olduklarından dolayı göstermelik olarak yargılanıp cezaya çarptırılmıştır. Ama, resmi şiddete ne demeli. Guantanamo Kampı’na toplanan müdafaasız tutukluların hallerini soran mı var? Diğer yandan İsrail askerlerinin Araplara yaptıklarına müdahale eden mi var?
Ay Napa’da önceki akşam, Bedrock Bar’da olaylar çıkartan İngiliz askerleri ortalığı kırıp dökmekle de kalmamış, 5 kişinin ciddi şekilde yaralanmasına da neden olmuştur. Olayı ön sayfada baş haber yapan Cyprus Mail gazetesi, daha önce de Limasol’da iki İngiliz komadosunun yaptıklarını hatırlattıktan sonra bar sahibinin ve İngiliz üsleri sorumlusunun beyanatlarına da yer veriyor.
Bar sahibi malına mülküne mi, kafasına yüzüne yediği darbelere mi, arkadaşının yüzüne vurulan 22 dikişe mi yansın.
Ama İngiliz yetkili ne diyor bilir misiniz?
“Eğer askerlerimiz oraya girmiş ise, out of bounds -askerlerin girmesine yasak- koydukları yere girdiklerinden ve de eğer şiddete başvurmuşlarsa, disipline verilecekler ve askeri cezalara da tâbi tutulacaklar.”
Rum sivil makamları ve polisi de söz konusu kavgacı ve terör estiren İngiliz askerlerinin ciddi biçimde cezalandırılmalarını talep etmektedir. Nasıl ki, İngiliz egemen üsleri bölgelerinde bir Kıbrıslı suç işlerse, üs makamları cezasını verir... Rumlar da kendi makamlarınca bu İngilizlerin cezalandırılmasını istiyor. Haklı değiller mi?
Bizim buralarda da askeri bölgeleri ihlal edenler, oralarda suç işleyenler askeri mahkemelerce yargılanınca neden kıyamet kopuyor? Suçun işlendiği yerlerde kimlerin kanunları geçerli ise o kanunlar uygulanacak değil mi?
Bereket versin ki Kuzey Kıbrıs’ta on binlerce Türk askeri bulunduğu halde, Güney Kıbrıs’ta yaşanan olaylara tanık olmadık. Türk askerleri ne kadar disip-linli olduklarını kanıtlamışlardır. Onların mevcudiyeti bazı çevreleri rahatsız etse bile, KKTC’de huzurun ve güvenin sağlanmasında başrol Türk Silahlı Kuvvetleri’ne, Güvenlik Kuvvetlerimize ve de polisimize düşmektedir. Şikayet edilecek durum varsa o da ancak, askeri makamların sivil idareye müdahalesi olabilir. Ancak, o konuda da şikayet etme hakkımız var mı yok mu sorgulanmalıdır. Çünkü, Meclisimiz 10’uncu madde ile hemen hemen tüm yetkileri askeri makamlara vermedi mi?
Türkiye’yi ve silahlı kuvvetlerini ikide bir suçlayanlar, her kim olursa olsun, ister yabancı ister yerli, bilmesi gerekmez mi? Parayı veren, emri de verir, düdüğü de çalar.
Ne yani!
Türkiye burda güvenliği sağlayacak, her el açıldığında parayı dökecek, altyapıya katkı koyacak... Kıbrıs Türk halkını ekonomik, sosyal, kültürel ve diğer her açıdan ayakta tutacak...
Ve de hiçbir şeye karışmayacak ha? Olacak iş mi?
Hem, sanki de, burada normal bir devlet, normal tanınmış bir cumhuriyet var da yabancı bir ülkenin orduları halka baskı yapıyor, demokrasiyi, insan haklarını saymıyor, pazu zoruyla ülkeyi idare ediyor. Varsın AİHM, BM ve AB öyle bilsin. Türkiye Kıbrıs’ın garantör ülkesidir. Kıbrıs Türkleri’nin güvenliğinden ve geleceğinden sorumludur. Bu topraklar üzerinde askeri kuvvetlerini bulundurması da garanti anlaşmasına uygundur. İngilizin egemen üsleri olacak, Kıbrıs’ın topraklarına sahip olacak, ama, garantör Türkiye burada işgalci ve istilacı olarak suçlanacak. Nerede bunun raconu, ölçüsü, uluslararası anlaşmalarla tanınan haklar..
Kıbrıs’ta şu anda bir ateşkes anlaşması olduğu neden gözden kaçırılmak isteniyor?
Kıbrıs’ta, iki halk arasındaki siyasi sorun halledilmiş midir? Değil. 1964 başlarından beri Kıbrıs’taki BM Barış Gücü askerlerinin konuşlandırılması kılıfına uydurulur da Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Kıbrıs’taki varlığı kılıfına uydurulamaz mı?
Kıbrısta çözüm anlaşma olsun, kalıcı barış gelsin, o zaman adadan Türk askerlerinin çekileceğini zaten TC hükümetleri ve silahlı kuvvetleri açıklamışlardır. O halde, yeni seçilecek Kıbrıs Rum Cumhurbaşkanı ve hükümeti bir çözüm arayışını süratlendirsin, uzlaşmaya yanaşsın. Yanaşmazlarsa adadaki "de facto" durum sürüp gidecektir. Statüko değiştirilinceye kadar, yeni bir anlaşma yapılıncaya ve imzalanıncaya kadar Türk askerleri Kıbrıs’ta kalacaktır.
Rum liderleri adanın askersizleşti-rilmesini gerçekten istiyorlarsa evvela Muhafız Ordusu’nu dağıtmakla işe başlasınlar. Sonra İngiliz askerlerini ve üslerini Kıbrıs’tan çıkarsınlar, Yunan askerlerini, BM Barış Gücü’nü göndersinler, ondan sonra Türk askerleri de kendi kışlalarına gönlü ile giderler.
İngiliz askerleri ne Kıbrıs’ın ne de halklarının güvenliğini sağlıyor. Sorun çıkartmaktan başka işe yaramıyor. Kıbrıs toprağı üslerini diğer komşumuz ülkeleri bombalamak için kullanıyor. Ülke içinde de kavgalar çıkartıyor, huzursuzluk yapıyor. O halde neyi bekliyor Rum liderler? Yollasınlar, İngilizleri kovsunlar. Zaten, 1963’ten beri İngilizler, uluslararası anlaşmalara göre, ödemesi gereken borçlarını da Kıbrıs halklarına ödememekte ısrar etmiyor mu?

   544 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  21 Nisan 2008, Pazartesi   Haralambus'a kulak ver Başkan
  17 Nisan 2008, Perşembe   İngiltere garantörlük görevini tekrar mı yeniledi?
  15 Nisan 2008, Salı   Sıraya girdiler, sonu hayır getire
  13 Nisan 2008, Pazar   Bravo Talat
  13 Nisan 2008, Pazar   Bravo Talat
  11 Nisan 2008, Cuma   Geçmişi deşmeyelim geleceğe bakalım
  10 Nisan 2008, Perşembe   İngiliz-Türk-Rum kültürü karışımı
  06 Nisan 2008, Pazar   Su, lokma, barış
  03 Nisan 2008, Perşembe   Pascoe de geldi gitti
  02 Nisan 2008, Çarşamba   Medya için