Basın itham ediliyor
Özcan Özcanhan

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   30 Ocak 2008, Çarşamba Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Bir meslektaşımız, KKTC’deki medyayı, "Dingili kopmuş basın" olarak niteledi. Neden dingili kopmuş olduğu kanaatına vardığını da örnekler vererek açıkladı.
Haklı yanlarını bulduğum gibi haksızlık yaptığına inandığımı da belirtmek durumundayım.
Bir defa genelleme yaparak bütün basını itham etmesi, bana göre doğru değil.
Kendisi de çok iyi bilmektedir ki ülkemizde icazetsiz yayın yapan gazete de vardır, gazeteci de. Sayıları az olabilir. Ama, bütün basını dingili kopmuş olarak tanıtmak da onlara hakarettir.
Bu meslektaşımıza neden hatırlatmak iste-dim?
Basının başlıca görevi, doğru, süratli, tarafsız yayın yapmaktır. Halkı haberdar etmek, bilgilendirmek, araştırma yapmak, sorgulamak, sırası geldiğinde eğlendirmek, eğitmek ve de "watch dog" yani bekçi köpekliği yapmak görevleri arasındadır.
Maalesef, bu ülkede, tam anlamı ile bağımsız, icazetsiz medya yoktur.
Şöyle ki, kimileri maddi-manevi destek karşılığı, kimileri açıktan parasal yardım alarak, kimileri değişik şekillerde rant         sağlayarak yaşamlarını sürdürebilmektedir.
Tiraj ve ilan gelirleri ile ayakta durabilen basılı medyamız (yani gazete-dergi- günlük-haftalık-aylık vs.) hemen hemen yoktur. Varsa bile 1-2’yi geçmez. Çoğu borç içinde kıvranıyor. Personelinin maaşlarını, elektrik, telefon faturalarını ve diğer masrafları karşılayacak durumda değil. Destek ve yardımlarla ayakta durabiliyor.
Birçok günlük gazetemiz de siyasi parti organlarıdır. Bu da biliniyor. Borusunu öttürdüğü siyasi parti tarafından yönlendiriliyor, yaşatılıyor.
Özel radyo ve televizyonlarımız da ayni ekonomik sıkıntılar içinde. İşte bu nedenlerledir ki çoğu beslendikleri kaynakların, düşüncelerin, ideolojinin savunuculuğunu üstleniyor... Kendi yaşamını böylece sürdürü-yor.
Medyanın en önde gelen gelir kaynağı reklamlar, ilanlardır. Bu pastayı bir zamanlar bölüşen 2-3 günlük gazetemiz vardı. Sonraları bunların sayısı 3-5’e yükseldi ve giderek       8-10’u buldu. Pasta ayni pasta olunca ve büyümeyince, bölüşülebilecek dilimler küçüldü, küçüldü...
Bazı medya kuruluşlarını gönüllü olarak çalışan amatör personel yaşatıyor. Bazılarını da çok düşük ödenek alanlar.
Bunların sosyal güvenceleri yok, doğru dürüst maaşları yok, çalışma koşulları belirsiz. Yaptıkları görevler de kesin belli değil. Kimileri hem muhabirlik yapıyor hem kameramanlık. Kimileri spikerlik, programcılık... Ben öylelerini tanıyorum ki ekranlara çıkmak, gazetelerde köşe kapmak için ceplerinden para bile harcı-yor, zamanını harcıyor, kendi başlarına sponsorlar buluyor. Kimileri de belirli çevrelerin sesini duyurmak ve ün kapmak için bedavadan hizmet götürüyor..
KKTC’deki basının durumu derinliğine inildiğinde daha iyi anlaşılabilir. Kanımca, bu kadar küçük bir ülkede ve nüfus azlığında, bunca gazete, dergi, radyo, TV pek fazladır. Şu açıdan: Gelir getirici ve gelir ile ayakta durabilme noktasından hareketle. Yoksa zengin, gelişmiş ülkelerde, okuma alışkanlığı çok yaygın yerlerde ne kadar gazete yayınlanırsa yayınlansın, kaç yayın istasyonu olursa olsun yaşatılabiliyor.
Gelelim bizim, "dingili kopmuş basına".
Yıllarca ülkede Bayrak Radyosu monopollüğü yaşandı. İki günlük gazeteden gayri yayın organı yoktu. Bunlar aracılığı ile devlet, hükümet, malum çevreler halka istediklerini söylediler, duyurdular, yazdılar, yazdırttılar.  1960’lı yıllarda bir de devlet haber ajansı kuruldu (TAK). Daha sonraları BRTK (Bayrak Radyo Televizyon Kurumu) olan Bayrak Radyosu (Mücahidin Sesi), Enformasyon Dairesi, Tanıtma Birimi, TAK Haber Ajansı hep belirli, güdümlü yayınlar yaptı. Var olma mücadelesi öyle gerektiriyor düşüncesi aşılandı insanlarımıza. Muhalefet edecek medya zor bulunurdu. Muhalefet yapmaya, bazı karanlıkları aydınlatmaya, sorular sormaya, halkı uyandırmaya kalkışan gazeteler çıktı. Yayın hayatları çok sürmedi. Kimileri kapandı, ka-patıldı. Kimi gazeteciler mahkemelere sevkedildi, hapsedildi. Kimileri tehdit ve baskı ile sindirildi. Kimileri canlarını kaybetti. Kimileri, bendeniz dahil, saldırıya uğradı, darbedildi. Kimileri bombalandı...
Yaşanan bu koşullar altında, arkadaşın sözünü ettiği basının dingili koptu. Herkes kendi canının ve malının derdine düştü. Doğruları yazmak, söylemek, halkı haberdar etmek, sorgulamak, ilgilileri ve yetkilileri eleştirmek, değişik konularda yorumlar yapmak zorlaştığından medya kuruluşları ve çalışanları kolay yolu aradı, buldu. Suya sabuna dokunmadan, kimseyi eleştirmeden, yorum yapmadan, ciddi konuların derinliğine inmeden, araştırmadan gazetecilik yapmanın avantajlarına sarıldı. (Korkusuzca ve gailesizce yorum yapan, eleştiren hiç yok değil. Yanlış anlaşılmasın) İlaveten, alkış tutarak, överek, dalkavukluk yaparak rant sağlamanın tadını da tattı. Değişik maddi ve manevi avantajlar; seyahatler, davetler, yemeler içmeler, ağırlanmalar, yakınlarına burslar, iş vs... Medyamız sahiplerini ve çalışanlarını çekici oldu.
Doğruluk, sürat, halkı bilgilendirme, araştırma, eleştirme, yol gösterme, eğitme, eğlendirme, hükümet edenleri takip etme, yanlışları dile getirme, usulsüzlükleri sergileme basının esas hedefleri olmaktan çıkar gibi oldu. Bereket versin ki az da olsa aramızda bu ilkelere bağlı kalan gazetelerimiz ve basın mensuplarımız halen vardır. Kendim de basın etiğine, prensiplerine, ideallerine büyük değer verenlerdenim. Basınımızın gidişatını beğenmemekle beraber "dingili kopmuş basın" demeyi uygun bulmuyorum.
Hatalar, eksikler, düpedüz taraf tutmalar, rant sağlamalar, çarpıtmalar, övgüler döşeme-ler, yerli yersiz alkış tutmalar azaltıldığı oranda basınımız özgür, icazetsiz, tarafsız, güvenilir olarak dünya medyası içinde yerini alabilecektir. Aksi taktirde, her sektörde yaşanan geri-leme medyamız içinde de yaşanacaktır. 
***
Zülfiye'den

Toprak ana

Ey güzelim toprak ana
Neler yaptılar sana
Girdiler ırzına
Kıydılar canına

Kuruttular gölleri nehirleri
Yıktılar yok ettiler dağları ormanları
Değiştiler iklimleri havayı
Erittiler buzulları

Yakarır yalvarır oldular
Allahım esirgeme yağmurları
Çok görme bize cömert toprağını
Sonunda döneceğimiz mekanını

   596 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  21 Nisan 2008, Pazartesi   Haralambus'a kulak ver Başkan
  17 Nisan 2008, Perşembe   İngiltere garantörlük görevini tekrar mı yeniledi?
  15 Nisan 2008, Salı   Sıraya girdiler, sonu hayır getire
  13 Nisan 2008, Pazar   Bravo Talat
  13 Nisan 2008, Pazar   Bravo Talat
  11 Nisan 2008, Cuma   Geçmişi deşmeyelim geleceğe bakalım
  10 Nisan 2008, Perşembe   İngiliz-Türk-Rum kültürü karışımı
  06 Nisan 2008, Pazar   Su, lokma, barış
  03 Nisan 2008, Perşembe   Pascoe de geldi gitti
  02 Nisan 2008, Çarşamba   Medya için