Komutan Başbuğ: KKTC bir gerçektir
İsmet Kotak

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   12 Nisan 2008, Cumartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Dün Kolordu karargâhında katıldığımız bir basın toplantısında nerede ise "Türk ordu gücünün" anlatımına tanık olduk. TC Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker Başbuğ, öncelikle Kıbrıs ve ikincil olarak da 21 Şubat Kuzey Irak operas-yonu hakkında çok geniş bilgiler verdi. Soğuk ve olumsuz koşullarda kışın ortasında yapılan bu harekâtın tarihe geçtiği kuşkusuz. Terörle nasıl mücadele edileceği, bu komuta zincirinde dünyaya gösterildi. İçten ve dıştan desteklenen terörde, Türkiye'yi yıpratmak için yapılanlar birer birer göğüslendi. Ve de dün Komutan Başbuğ,  Osmanlı'ya ve daha sonra genç Türk Cumhuriyeti'ne dayatılan "Sevr paçavrasının", bugün de Türkiye'ye dayatılmakta olduğunun altını çizdi. Bunu dayatmaya kalkanların da yanıtı aldıklarını işaret etti... Önemli bir gerçek daha vurgulandı; Güney Kıbrıs'tan PKK'ya para ve eleman sağlandığı da açıklandı.
Dün KKTC'deki Türk kuvvetlerini denetleyen ve sonuçlarından son derece mutlu olan Komutan'la karşılaştık. Elbette haberler arasında açıklamayı en geniş şekilde bulacaksınız. Ancak ben Kıbrıs konusuna ağırlık vermek ve o bölümü aktarmak isterim.
Çünkü Komutan Başbuğ, bize, Kıbrıs Türkü'ne  çok net mesaj verdi: "KKTC bir gerçektir"... Yani KKTC'yi yıkarak, dışlayarak, yapay formüller üreterek, yeni bir anlaşma yapılmasına kimse kalkamaz. Kimse KKTC'siz Kıbrıs'ta barışı sağladığını, çözümü getirdiğini ileri süremez. Ben bunu anladım.
Başkaca neler vardı? Komutan neden KKTC'de idi? İşte Komutan'dan yanıt: "Kara Kuvvetleri Komutanı olarak, KTBK Komutanlığı'nın kendisine tevdi edilen görevlere hazırlanmasından ve bu görevleri başarıyla icra etmesinden sorumluyum. Bugün burada, adada bulunmamın sebebi de bu görevlerimin gereğidir."
Kıbrıs'ın önemi nedir? Komutan bunu da şöyle özetledi: "Türk Silâhlı Kuvvetleri'nin bakış açısından Kıbrıs'ın önemi iki temel esasa dayanmaktadır:
Bunlardan birincisi; Türkiye Cumhuriyeti'ne Garanti Antlaşması ile yüklenen, Kıbrıs Türk halkına sağlamak zorunda olduğumuz güvenlik sorumluluğudur.
İkincisi ise; İttifak antlaşmasında açıkça ifade edildiği gibi Kıbrıs'ın Türkiye'nin güvenliği açısından taşıdığı stratejik rolün önemidir.
Bu iki temel, süreklilik arzetmektedir. Çünkü Kıbrıs'ta ve doğu Akdeniz'de istikrar ve denge, ancak bu sayede sağlanmaktadır. Buradan açıkça görülebileceği gibi Kıbrıs sorunu Türkiye'nin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin, güvenliklerini ilgilendiren, "milli ve ortak" bir sorundur."
Genelkurmay Başkanı Org. Büyükanıt'tan  sonra adaya gelen KKK Org. Başbuğ, bazılarına göre artık stratejik önemi kalmadığını (!) iddia ettikleri Kıbrıs adası konusunda ve Türkiye açısından ne durumda olunduğunu bu şekilde vurguladılar. Sağır sultanların kulaklarına üflenmiş oldu. Bu hem KKTC içinde, hem de dışında işitilmesi, anlatılması gereken nokta idi.
Çözümle ilişkilendirme; bu sözler kulaklara küpe olmalı: "Gerçekten Kıbrıs sorununa kapsamlı, adil ve kalıcı bir çözüm bulunması isteniyorsa, ilk önce Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin 1959/1960 Antlaşmaları'na dayalı, "1960 Kıbrıs Cumhuriyeti" olmadığının; KKTC'nin ise bir gerçek olduğunun ve ilgili tarafların eşit ve egemen şekilde ortaya konulacak "ortak iradesi" olmaksızın soruna çözüm bulunamayacağının herkes tarafından kabul edilmesi gerekir"...
Buna eklenecek söz var mıdır? "İki kesimlilik, Garanti ve İttifak Antlaşmaları'nın delinmeden ve sulandırılmadan korunması şarttır."
Türk Silâhlı Kuvvetleri komuta kademesi, Kıbrıs konusunda yalnız olmadığımızı buraya kadar gele-rek, söz hakkını kullanarak gösterdi. Elbette yapılan açıklamalara hafta içinde de yeniden dönerek öteki bölümlerin her satırını yoracağız. Ama sıra Ankara hükümetindedir. O noktada rahat değiliz. Bunun giderilmesi gerekmektedir. Çünkü AKP hükümeti geçmişte Kıbrıs konusunda iyi sınav vermedi.       Üç-beş adım önde koşmak uğruna haklarımızın referandum paketi ile Rum'a tavla teslim edilmeye kalkıldığını unutmadık. Gelsinler ve nerede olduklarını söylesinler. Çünkü burada yapılmakta olan ve de yapılacak olan görüşmelerden ötürü rahat değiliz. Gizli saklı işler bizi açmaz...
Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Sayın Başbuğ'a bize verdiği destek ve güvence için minnet ve şükranlarımızı arzederiz.
Evet KKTC bir gerçektir ve her anlaşma bunun üzerine bina edilmek zorundadır. Biz devletimizi kiliselerde tüneyen, Yunan yayılmacılığının sembolü olan Bizans'ın çift başlı kara kartalına yedirmeyiz.

   427 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  21 Nisan 2008, Pazartesi   Makarios ne söyledi ve ne yaptı?
  17 Nisan 2008, Perşembe   Denktaş soruyor: Selâmet mi, felâket mi?
  16 Nisan 2008, Çarşamba   Türkiye'den su
  15 Nisan 2008, Salı   Hristofyas, "tencere dibin kara" demiş
  14 Nisan 2008, Pazartesi   Muhalefet partileri bu gidişe el koymalı
  13 Nisan 2008, Pazar   PAZARLIK: Dondurmalı, Carrars'lı çözüm
  11 Nisan 2008, Cuma   Komutan Başbuğ, KKTC ve kırmızı çizgilerimiz
  10 Nisan 2008, Perşembe   Yatırımı iktidar özendirir
  09 Nisan 2008, Çarşamba   Bakir doğumu da reddettiler
  08 Nisan 2008, Salı   Hristofyas'ın oyun içinde oyunu