PAZARLIK: "Açıl susam açıl" demediniz mi?
İsmet Kotak

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   6 Nisan 2008, Pazar Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

İngiliz'in 30 Mayıs 1956'da Lefkoşa'daki Rum saldırıları yüzünden dikenli tel çektiği Mason-Dixon Hattı'nın bir bölümü olan Lokmacı Barikatı'nın yeniden açılmasını simge hâline getirenler, dış desteği de bulunca arslan kesilmişlerdi. Lokmacı açılacak, (sınır diyemedikleri için) dünyadaki son duvar (?) yıkılacak, çözüm ve barış gelecek, Rumlar Kuzey'e akıp dolgun alışveriş yapacaklar, o kapı bazılarına refah getirecekti.
Tek taraflı bayramla açıldı. Bizimkiler ceplerindeki paraları davulcuya zurnacıya ve de havayi fişenklere harcadılar. Üstüne üstlük gelen Rumlara kahve ve lokma da ısmarladılar... O kadar. Kapı açıldı ve ellerinde sopa ve yaftalar sallayan Rumlar sınırın öteki tarafında belirdiler. Sınırı geçip "barış-marış" diyenleri pataklamak ve de izaza ikrâm için teşekkür etmek için  hamle yaptılar...
İşte bu sırada yalan üretme merkezi Rum enformasyonu, yaygarayı bastı: "Türk askeri sınırı geçti. İhlâl var. Kapıları bunun için kapattık!"... Uzakta, Londra'da olan dünyada son kalan Komünist Parti'nin Başkanı Hristofyas da çılgına döndü ve açıklama yaptı: "Türk askeri işgâlci, Türk polisi sahte. Lokmacı'da sınır ihlâli yaptılar..." Güya seyahatini de vatanı bu ihlâlden kurtarmak için kısa kesmişmiş! Ha onların ağzına bakan KKTC'deki bir gazete de her zaman olduğu gibi oyuna gönüllü olarak destek verdi ve "sahte kılıklı polislerin tahriğini" haber olarak terzgâhladı...
Buna kargalar da güldü... Bunca zaman güneye geçenleri taşlayan da mı Türk askeri idi? Arabaları kırıp geçiren de mi Türk polisi idi?
Lokmacı'ya dayalı geyik muhabbetini sürdürelim. "Açıl susam açıl" diyenlerden birileri ağlıyor. İlk günden kalabalık gruplar Güney'e geçmişler de, Güney'den Kuzey'e çok az kişi geçmiş. Oraya gidenler alım yapmışlar da Rumlar hiçbir şey almamışlar! Eee olacak olan bu değil miydi? Yalancının mumu yatsıya kadar yanmaz mı? Şikâyetinizi politika çamurundaki Esnaflar Birliği'ne yapınız ve de ticaret duasına çıkınız... Yakında başka ağlayanlar da olacak... O taraftaki basına bakınız yeter. Umurlarında bile değil... Sen Rum'a yama olmak için oranı buranı açıyorsan kendinin tercihi... Komşunun kızı yoldan çıkmış Yannaki'ye ne? Haydi size Pazar sabahı kolay yamalar...
***
MÜCAHİT FİKRET'TEN LOKMACI TOKATI
"Soruyorum: Lokmacı'da kimleri kucakladınız? Ben bunu merak ediyorum. Ellerinde olsa hava almamızı engellemek isteyenleri, yıllarca Türk köylerini ve Türk bölgelerini kurşun yağmuruna ve havan, top atışına tutan Rumları mı? 16 günlük bebekten tutun da seksenlik yaşlılara kadar her yaştan         kadın-erkek ayırmadan katledip canlı canlı ölüm çukurlarına, kuyulara atanları mı? Yüzlerce köyden Türk halkını kovanları, çocuk sütü dahil her türlü ihtiyaç maddesinin teminini yıllarca ambargo deyip engelleyenleri mi? Turist geçişine mani olanları, üniversitelerimizin önüne ikide bir takoz koyanları mı?
Halen kemikleri aranmakta olan insanımızı katledenleri mi? Yüzbaşı Cengiz Topel, yere indikten sonra ona eziyet yaparak, kanını çekenleri; Kumsal katliamını yapanları; 'Kıbrıs Helendir' diyenleri mi kucakladınız?
Rum ve Yunan kurşununa karşı savaşarak GaziMağusa kalesi içine çekilenleri, aç ve susuz bırakanları, Girne'ye Yunan bayrağı çekeceğiz diyenleri, en iyi Türk ölü Türktür diyenleri mi bağrınıza bastınız?
Boşuna gidenlere mi yanalım; yoksa içine düştüğümüz duruma mı? Sizce hangisine? Kiminle dans ettiklerini bilmeyenler için tangonun sonu hiç bitmeycektir. İnanıyorum yine ayakları yere basacak ama çok geç olacaktır. Çünkü o sınırı deldiniz; açılan gedik "Enosis'e uzanır"... "
Fikret ŞANAL-Gazimağusa Mücahidi
***
ACI AMA GERÇEK
Bir dost gönderdi. Tam da "Pazarlık" dedim. Yayınlıyorum:
"Vatandaş 'Türk Osman', Osman Bey, sabah saat 7.00'de Casio masa saatinin alarmıyla gözlerini açtı. Puffy yorganını kaldırdı. Hugo Boss pijamalarını çıkarıp Adidas terliklerini giydi. WC'ye uğradıktan sonra banyoya geçti.
Clear şampuan ve Protex sabunuyla duşunu aldı.
Colgate ile dişlerini fırçaladı. Rowenta ile saçlarını kuruttu.
Bill's gömleğini ve Pierre Cardin takımını giydi. Lipton çayını içti.
Sony televizyonda medya özetlerini ve flaş haberleri izledi. Citizen kol saatine baktı. Aile fertlerine 'çav' deyip, Hyundai otomobiline bindi. Blaupunkt radyosunu açarak, rock müziği buldu. Ağzına bir Polo şeker attı.
Şehrin göbeğindeki Mega Center'deki ofisine varınca, Casper bilgisayarını çalıştırdı. Microsoft Excel'e girdi. Ofisboy'dan nescafesini istedi. Saat 10.00'a doğru, açlığını yatıştırmak için Grisini yedi.
Öglen Wimpy's Fast Food kafeteryaya gitti. Ayaküstü, Coca Cola ve hamburgeri midesine indirdi.
Camel sigarasını yakıp Star gazetesini karıştırdı. Akşam üzeri iş çıkışı Image Bar'a uğrayıp JB'sini yudumladı, sonra köşedeki Shopping Center'a uğradı.
Eşinin sipariş ettiği Persil Supra deterjan, Ace çamaşır suyu, Palmolive şampuan, Gala tuvalet kağıdı, Sprite gazoz ve Johnson kolonyayı alarak kasaya yanaştı.
Bonus kartıyla faturayı ödedi.
Hafta sonu eşi Münevver'le Galleria'ya giden Osman Bey, showroom'ları dolaşıp Kinetix ayakkabı, Lee Cooper blue jean satın aldı. Akşam evde bir gazetenin verdigi TV Guide'a göz atan Osman Bey, kanallar arasında zapping yaparak, First Class, Top Secret, Paparazzi gibi programlar izledi. Aynı anda Outdoor dergisini karıştırdı. Saat 22.00'ye dogru Show'da Türk dili üzerine panel başladı. Ama uykusu gelen Osman Bey, televizyonu kapatıp yatak odasına geçerken, kendini mutlu hissetti.
"Ne mutlu Türk'üm diyene!" diye gerindi ve uyudu. Hâlâ da uyuyor..
İyi uykular sevgili milletim..."
Şeniz BÜYÜKKARACA

   386 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  21 Nisan 2008, Pazartesi   Makarios ne söyledi ve ne yaptı?
  17 Nisan 2008, Perşembe   Denktaş soruyor: Selâmet mi, felâket mi?
  16 Nisan 2008, Çarşamba   Türkiye'den su
  15 Nisan 2008, Salı   Hristofyas, "tencere dibin kara" demiş
  14 Nisan 2008, Pazartesi   Muhalefet partileri bu gidişe el koymalı
  13 Nisan 2008, Pazar   PAZARLIK: Dondurmalı, Carrars'lı çözüm
  12 Nisan 2008, Cumartesi   Komutan Başbuğ: KKTC bir gerçektir
  11 Nisan 2008, Cuma   Komutan Başbuğ, KKTC ve kırmızı çizgilerimiz
  10 Nisan 2008, Perşembe   Yatırımı iktidar özendirir
  09 Nisan 2008, Çarşamba   Bakir doğumu da reddettiler