Görüntünün adı ''kararsızlık''
İsmet Kotak

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   13 Mart 2008, Perşembe Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Kritik ve de tehlikeli bir döneme hazırlıksız girdiğimiz anlaşılıyor. En azından yapılan açıklamalar bu izlenimi veriyor. Hatta görünen o ki KKTC Cumhurbaşkanlığı hazırlıksızdır veya öyle göstererek, perde gerisinde yapılmak istenen örtbas edilmektedir. Dış destekli olarak yaşanan ''Annan Plânı dönemi'' deneyimi bu kesimde yeniden yaşanacağı arzusunu tetiklemektedir. KKTC kanadının kafa karıştıran açıklamalarına ve konumuna girmeden, Kıbrıs (Rum) Cumhuriyeti'nden yapılan açıklamalara bakarak onların bizleri nereye taşımak istediklerine parmak basalım.
Önce Rum Hükümet Sözcüsü Stefanos Stefanu'nun açıklaması. Rum radyosunun haberine göre, Stefanu, yaptığı açıklamada; "Türk tezlerinin, BM kararlarına ve Kıbrıs (!) tarafının Kıbrıs sorununa karşılıklı kabul edilebilir bir çözüm bulunması amacıyla, müzakerelerin 8 Temmuz anlaşması çerçevesinde başlaması beklentisine ters düştüğünü" iddia etti. Stefanu, "Hristofyas-Talat görüşmesi çerçevesinde iyi bir havanın oluşturulması çabalarını baltalıyorlar" şeklinde konuştu. Burada önemli not, Rumların 2008 yılı sonuna kadar çözüme inanmadıklarını saklamalarıdır. Yani Hristofyas,seçildikten sonra Yunan rayına oturdu.''Bakire doğumu'' reddetmektedirler.
Bu çerçevede hazırlık çalışması yapmak üzere, Rum Başkanlık Komiseri Yorgos Yakovu ile Cumhurbaşkanlığı Özel Temsilcisi Özdil Nami, BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Michael Möller'in ikametgahında bir araya  geldiler. Yakovu-Nami görüşmesinde, Hristofyas ile Talat arasında yapılması plânlanan görüşme ele alındı. Bu arada da Lokmacı ile Yeşilırmak kapılarının açılması gündeme getirildi.
Hristofyas'ın Atina ziyareti ile Yunan Dışişleri Bakanı Bakoyanni'nin bilgi derleme amaçlı Türkiye ziyaretinden sonra Rum-Yunan cephesinin, 8 Temmuz Gambari mutabakatı çerçevesinden hareketle ''Kıbrıs sorununa çözüm aranmasından'' yana tavır koyduğu ve de Annan Plânı'nı ve de ''bakir doğumu'' duymak istemediği anlaşılmaktadır. Ancak İsviçre'de perde gerisinde 1960'ı temel alan ve Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası'nı ''federal'' bir yapıya dönüştürme çabasının bulunduğu ve bunun da bir Yunan tuzağı olduğu artık gizli değildir. Bu çalışmalara KKTC Cumhurbaşkanlığı temsilcilerinin ve de KKTC'den başka kişilerin de katıldıkları resmi ağızlardan açıklama yapıldığı için sır olmaktan çıkmıştır. İsimleri yakında pazara düşer. Belli ki Rum-Yunan cephesi, Gambari mutabakatından hareket ederek İsviçre'de hazırlanan Anayasa'ya kadar uzanacak çizginin dışına çıkmak istememektedir. Burada ''bakir ya da yeni bir Federal Kıbrıs Cumhuriyeti'' yoktur. Varolanı adapte etmek temelinde hareket oluşturulmaktadır. 1960 yapısında olan ''Türk Cemaat Meclisi ve Rum Cemaat Meclisi'' de, ''Güçlü Merkezi Federal ''yapının iki parçalarını oluşturacaktır. Olsa olsa bu kez ''state'' denilerek göz bağıcılık yapılacaktır. Ancak yetki-ler ''1960 Cemaat Meclisi'' yetkilerini aşmayacaktır.
***
KKTC kanadında ise birkaç kez söylenen ve kurala dönüştürülenler şunlar:
1. BM yakında girişim başlatacaktır; Talat buna açık kart vermektedir ve de 2008 sonuna kadar çözümün sağlanacağını ileri sürmektedir.
2. Annan Plânı'na dayalı olarak erken çözüm.
3. Satır aralarında ''Annan Plânı'' referans alınacaktır. (Hangisi gerçek?)
4. Bakir doğum koşul; Annan Plânı'ndaki gibi iki kurucu devlet, federal yapı oluşturacaktır.
5. Ortada Türk plânı yoktur.
6. Türk sözcü,''Talat-Hristofyas görüşmesinden'' beklentilerin yüksek olduğunu söyledi.
7. Garanti antlaşmaları gündeme getirilmemektedir.
Bana göre ,KKTC Cumhurbaşkanı M.A.Talat, bir Meclis kararına dayanmadan ''Kıbrıs görüşmeleri benim kapsam alanımdadır'' diyerek hareket etmektedir. Ve de hata yapmaktadır. Gün gele bunun hata olduğu görülecektir. Çünkü ölmüş gömülmüş bir Annan Plânı'nı masaya getirerek diriltmeye çaba harcamak, hâlâ daha KKTC tarafından o eski desteği aramak hayâldir. Bu aynı zamanda karşı tarafa o plândan öte haklar teslim etmek demektir. Çünkü hem Rum-Yunan cephesi, hem de destek veren ülkelerin ''Rum isteklerine yanaşınız'' dedikleri unutulmamalıdır. Bu ödün kapısını ardına kadar açmak ve de Kıbrıs Türk halkının haklarını geriye taşımaktadır.
1960 Garanti Antlaşmalarının yürürlükte olduğu bugünlerde önem taşımaktadır. Rum-Yunan ve AB ise, bunu ortadan kaldırmak ve de AB garantisi getirmenin peşindedir.
Annan Plânı ile yola çıkanlar,ellerinde orada varolan hakların yarısının uçup gittiğini göreceklerdir. Oysa Ankara'da Hükümet Sözcüsü ''İki devletten hareket edileceğini'' ısrarla gündemde tutmaktadır. Rum ve Yunanlı, buna karşıdır. Peşinen söylemektedir. Annan Plânı'nın temel yapısından bile kaçmaktadırlar; iki ayrı devletten hareketi nasıl benimsesinler? Rum ve Yunanlı kendini ''Kıbrıs Cumhuriyeti'' yapısı üzerine konsolide etmiştir. Buradan geri adım atmamak niyetindedir.
Ancak KKTC'de Annan Plânı'nda verilen ödünleri bile az bulanlar, gazete-radyo ve televizyonlarda, tuttukları cangırlarına, ''Bir an önce Rumla anlaşalım'' dedirterek trene atlamak istemektedirler. Türkiye'ye hakarete varan sözlerinin ardında, önünde bu vardır.
Ulusal cepheye baktığımızda, Cumhurbaşkanlığı'ndaki dağınıklığın benzerini görürüz. Hele siyasal partiler, tam bir keşmekeş içindeler.

   342 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  21 Nisan 2008, Pazartesi   Makarios ne söyledi ve ne yaptı?
  17 Nisan 2008, Perşembe   Denktaş soruyor: Selâmet mi, felâket mi?
  16 Nisan 2008, Çarşamba   Türkiye'den su
  15 Nisan 2008, Salı   Hristofyas, "tencere dibin kara" demiş
  14 Nisan 2008, Pazartesi   Muhalefet partileri bu gidişe el koymalı
  13 Nisan 2008, Pazar   PAZARLIK: Dondurmalı, Carrars'lı çözüm
  12 Nisan 2008, Cumartesi   Komutan Başbuğ: KKTC bir gerçektir
  11 Nisan 2008, Cuma   Komutan Başbuğ, KKTC ve kırmızı çizgilerimiz
  10 Nisan 2008, Perşembe   Yatırımı iktidar özendirir
  09 Nisan 2008, Çarşamba   Bakir doğumu da reddettiler