Haydi bay Putin tanı KKTC'yi
İsmet Kotak

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   16 Şubat 2008, Cumartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Birkaç günün flâş haberi kuşkusuz Rusya Devlet Başkanı Putin'in ilginç açıklamasıdır. Putin, "AB, Kosova'nın bağımsızlığını tanıyacaksa, 40 yıldır pratikte bağımsız olan Kuzey Kıbrıs'ı da tanıması gerekir" dedi ve   AB'nin bu konuda çifte standart uyguladığını  sözlerine ekledi. Putin Kosova'nın bağımsız-lığını tanımanın, "Kıbrıs Cumhuriyeti'nin toprak bütünlüğüne atılmış yumruk" olarak nitelendirdi. Rusya Devlet Başkanı AB'yi ahlâka aykırı ve yasa dışı davranmakla suçladı.
Ama Rusya'nın niye KKTC'yi tanımadığını, ya da 44 yıldan beri Kıbrıs'ın işgal altında olduğunu açıklamadı. Ve de Kıbrıs Türk halkının haklarının Rum ve Yunanlılar tarafından ayaklar altında çiğnendiğini görmezden geldi. Oysa AB'ye ahlâksızlık yakıştırması yapan Rusya, burada Kıbrıs Türk halkına saygılı davranıp, 40 yıldır yaşadığını kabul ettiği KKTC'yi tanıyarak, dünyaya örnek olmalı ve ahlâk dersi vermeli idi.
Putin'in bu tavrı iki cepheyi alarma geçirdi. Önce Kıbrıs (Rum) Cumhuriyeti. Moskova ile ilişkileri bilinen ve Moskova'nın emrinden asla çıkmayan Kıbrıs (Rum) Cumhuriyeti Başkanlık adaylarından, Rum Meclisi Başkanı ve AKEL Genel Sekreteri Dimitris Hristofyas, bu açıklama üzerine, Rum Radyo Televizyon Kurumu RİK'in düzenlemiş olduğu açık oturumda yaptığı açıklamada; Putin'in basın toplantısının ardından, Moskova ile telefon görüşmesi gerçekleştirdiğini ve Rus hükümetinin; Kıbrıs sorununa ilişkin tezlerinin değişmediği garantisini verdiğini söyledi.
Basına yansıma değişik oldu. Rum gazetelerinden Filelefteros, "Kıbrıs'ı Kosova İçin Koz Olarak Kullanıyor  - Putin Kosova'nın Tanınmasını Engelleme Çabalarında İki Konuyu Birbiriyle İlişki-lendiriyor"; Alithia ise, "Son Şamar Rusya'dan Geldi - Putin Esti Yağdı" diye yazdı.
Yunan cephesinde çifte şok yaşandı. İlkin AB'nin Kosova'nın bağımsızlığını tanıyacağı haberi üzerine Atina'da Dışişleri Balkanlığı'nda ayaklanma oldu. Sonra gelen Putin haberi bardağı taşırdı. Esasen  Yunanistan Dışişleri Bakanı Dora Bakoyanni, çoktan çantasını alıp Washington yollarına meslektaşı Rice'a yalvarmaya gitmişti. Washington'da bulunan Bakoyanni, Stratejik ve Uluslararası Etütler Merkezi (CSIS) adlı düşünce kuruluşunda yaptığı konuşmada, önce Türkiye'nin AB üyeliğine arka çıkar göründü. Kosova yüzünden Türkiye ile kavgalı görünüm vermek istemedi. Bakoyanni, ''Türkiye, üyelik gereklerini tam olarak yerine getirmesi hâlinde, üyelik yolu açılmalı" dedi ve "Bazıları başka türlü düşünüyor, ancak biz AB'nin sözünü tutması gerektiğine inanıyoruz. Türkiye'ye bu adil şansı vermeliyiz'' dedi. Bu oyunun bir parçası idi. Taşını da ardından oturtmayı ihmâl etmedi: ''Zaten tam üyelikten bahsederken bugünkü Türkiye'yi değil,     15-20 yıl sonraki Türkiye'yi konuşuyoruz. Eğer gerekli reformları gerçekleştirmede isteklilerse bizim de kendi sözümüze bağlı kalmamız gerekir'' diye konuştu. Kıbrıs sorunu çözülmeden Türkiye'nin AB'ye girmesinin ise söz konusu olmayacağını ileri süren Bakoyanni, Kıbrıs sorununun çözümü yönünde bu yıl bir fırsat penceresinin ortaya çıkacağı umudunu taşıdığını belirtti.
İşte Kosova, basının bir sorusu üzerine, gündeme geldi oturdu. Kosova'nın yakınlarda bağımsızlık ilan etmesinin beklendiği hatırlatılarak, bunun KKTC veya kuzey Irak konularında etkisinin olup olamayacağına ilişkin görüşü sorulması üzerine Bakoyanni, Kosova'nın bağımsızlığının Kıbrıslı Türkler veya Iraklı Kürtler tarafından kullanılabilecek bir örnek meydana getirmesinden korkan birçok kişi olduğunu kaydederek, Türkiye'ye de aba altından sopa göstere-rek, "Bu konunun bütün bölge için kötü bir formül oluşturacağına yönelik temel tezlerden biri" dedi.
Bakoyanni, Washington'da  ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice ile görüşmesinden önce, gazetecilere yaptığı açıklamada, ''bölgede ne olacağını görmemiz lazım ve Kosova'da neye karar verilirse verilsin, bu kendine özgü bir durum olacaktır. Kosova'nın durumu başkaları tarafından taklit edilemez'' dedi. ABD, Kosova'nın durumunun benzersiz olduğunu, bunun da, 2 milyon nüfusun yüzde 90'ının Arnavut olduğunu kaydediyor. ABD ve pek çok Avrupa ülkesi, Kosova'ya kontrol altında bağımsızlık verilmesinin en iyi çözüm olduğuna inanıyor. Sırbistan'ın, 1999 yılında NATO'nun hava kuvvetleriyle bombardıman harekâtından bu yana bölgede kontrolü bulunmuyor.
ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Sean McCormack, yaptığı açıklama ile Bakoyanni'yi memnun bırakmak hovardalığına düştü. Bakoyanni ve Rice toplantısıyla ilgili olarak, ''Bu konuyu gündeme getiren her ülkeye söylediğimiz gibi, gerek Kıbrıs olsun, gerekse başka bir problemli bölge olsun, biz bunu emsal teşkil edecek bir durum olarak görmüyoruz'' dedi. Anımsanacağı gibi Yunanistan, AB ve ABD ile ilişkilerini bir zamanlar da Makedonya'nın ismi aleyhine kullanmıştı. Makedonya, BM tarafından, ''Eski Yugoslav Cumhuriyeti Makedonya'' olarak tanınıyor. Ancak Türkiye, ABD ve 100'den fazla ülke, sadece Makedonya ismini kullanıyor.
Bilindiği gibi Yunanistan, Fransa gibi dostlarını da koluna takarak, sorunlu Kıbrıs (Rum) Cumhuriyeti'ni AB'ye üye yapılmasını sağlamıştı. Şimdilerde birçok ülke bunun ne kadar yanlış olduğunu itiraf etmektedirler. Kosova konusunda da aynı oyun Yunanistan tarafından oynanmaktadır. Bakoyanni'nin  ziyaretinden sonra ABD, Kosova'nın KKTC'ye örnek oluşturmadığını sözcüsü aracılığıyla kamu oyuna duyurdu. Ve de bununla Putin'in gerisine düştü. Kıbrıs Türk halkının haklarına aldırmadı.
      ***

Gelelim KKTC cephesine. KKTC Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca, Kıbrıs sorunu ile Kosova'nın ilişkilen-dirilmesinden rahatsız oldu.  Erçakıca, Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Putin'in konuyla ilgili açıklamasına ilişkin ilgili soruya karşılık, "Rusya, Kosova'nın bağımsızlığını engellemeye çalışıyor. Biz, Kıbrıs Türk halkı olarak, Kıbrıs sorunu ile Kosova'nın bu kadar ilişkilendirilmesinden biraz tedirginiz. Bizi kullanarak, Kosova'yı engellemeye çalışıyorlar" dedi. Erçakıca, yakın gelecekte bunun ters de dönebileceğini, Kosova sorunu yüzünden, Kıbrıs sorununa bulunabilecek bir çözüme engel oluna-bileceğini kaydetti. Erçakıca, "Dolayısıyla biz, yolumuzda yürümek istiyoruz" diye konuştu.
İşte bugün KKTC'de ipleri elinde tutanların konumu bu. Yani Kosova'ya rağmen bağımsızlık istenmiyor; çözüm diye Rum'a yama olma formülünün beklendiği adeta ilân ediliyor... Bakalım bu politika onları nereye kadar taşıyacak? Ne zaman yaya kalacaklar?

   331 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  21 Nisan 2008, Pazartesi   Makarios ne söyledi ve ne yaptı?
  17 Nisan 2008, Perşembe   Denktaş soruyor: Selâmet mi, felâket mi?
  16 Nisan 2008, Çarşamba   Türkiye'den su
  15 Nisan 2008, Salı   Hristofyas, "tencere dibin kara" demiş
  14 Nisan 2008, Pazartesi   Muhalefet partileri bu gidişe el koymalı
  13 Nisan 2008, Pazar   PAZARLIK: Dondurmalı, Carrars'lı çözüm
  12 Nisan 2008, Cumartesi   Komutan Başbuğ: KKTC bir gerçektir
  11 Nisan 2008, Cuma   Komutan Başbuğ, KKTC ve kırmızı çizgilerimiz
  10 Nisan 2008, Perşembe   Yatırımı iktidar özendirir
  09 Nisan 2008, Çarşamba   Bakir doğumu da reddettiler