Pazarlık: Schröder'in gelişi ve Lordlarla buluşma
İsmet Kotak

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   3 Şubat 2008, Pazar Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

KKTC'ye dönüşümden sonra saptadığım kadarıyla haftaya iki önemli olay damgasını vurdu. Süpermarketlere kilit vurma oyunu sürerken, elektrikte greve kadar varacak süreç başlarken; arkasından tüp gaz tartışmasına da dalındı ama yine de iki olay öncelik aldı.
Kim plânlamışsa plânlamış, sonuçta Almanya'nın en büyük partisine başkanlık etmiş ve yıllarca Başbakanlık görevini yüklenerek isim yapmış olan uluslararası kişilik sahibi Sayın Gerhard Schröder, çok cesur bir karar vererek KKTC'ye geldi.  İnsanlık dışı ambargolar altında yaşayan her KKTC yurttaşı gibi ben de kendisine teşekkür ederim. Bu zinciri kırdığı için, bu girişimi unutmayacağız.
Türk ve Alman uluslarının tarihte kader birliği yaptıkları çok kritik dönemler vardır. 1980 yılında Kıbrıs konusunda yapılan bir konferans için davet edildiğimiz Almanya'da, Würzburg yakınlarını gezer-ken, bir yerleşim yerinin girişinde olan mezarlığın çiçeklerle bezenmiş olması dikkatimizi çekmişti. Mezarlığın kapısının üstünde olan armada, öteki bayrakların yanında taşa Türk bayrağı da oyulmuştu. Merakla girdik ve Avrupa ortasında savaşan ve buralarda şehit düşen Mehmetçiklerin kabirleri ile karşılaştık. Birinci Dünya Savaşı'nda Almanlarla birlikte savaşıp, burada şehit düşmüşlerdi. Mezarlarının üzerinde öteki mezarlartda olduğu kadar taptaze çiçek vardı. Demek ki ziyarete gelen Almanlar şehitlerimizi unutmamışlardı. Bu tüm arkadaşları çok duygulandırmıştı.Tarihi birlikteliğin kanıtı idi bu.
Eski Almanya Başbakanı Gerhard Schröder'in KKTC'ye gelmesi, önemli bir olaydır. Önemli bir başarıdır. Başaranları da kutlarım. Rumlar bunun daniskasını, hemen hemen hergün yapıyorlar. Güney'de ağırlamadıkları kişi kalmadı. Bunu biliyo-ruz. Ne var ki bizim etrafımızdaki zincirleri kırmamız gerekiyor. Ankara ve Lefkoşa hattında buna omuz verenleri yeniden kutlarım. Bu girişimlerin sürmesini temenni ederim.
Burada basın toplantısında söylenenler, bana göre önemli değildir. Ölçüp tartmakta yarar vardır ama ziyaretin kendisi sözün önüne çıkmıştır. Hele KKTC'ye yatırım konusuna büyük önem vermek gerekmektedir. Başından beri savunmakta olduğum güneş enerjisinin kullanımı konusunda, Sayın Schröder'in ortaya koyduğunu ihmâl etmeden adım atmak kaçınılmazdır. Bu bağların önemli olduğuna bakalım.

***
KKTC Dışişleri Bakanı Turgay Avcı, geçen gün Londra'da Lordlar Kamarası'ndaki bir komitede konuşma yaptı. Katılıma baktım. Lordlardan ve basından yoğun bir ilgi vardı. O çatı altında, ister genel kurulda, ister komitede toplantı yapmak ve konuşmak, KKTC'yi savunmak, son derece başarılı bir girişimdir. Geçmişte de buna benzer olaylar olduğunda aynı şekilde alkış tuttuğuımu anımsıyorum. Niçin tanınmada ısrar ettiğimizin kanıtı budur. İzlenen politikanın yarım kalmaması için KKTC'nin tanınmasını istemek kaçınılmazdır. Bakan da, bu soruya muhatap oldu.
AB, artık Rum'un redci tavrına karşı duruşa geçtiğine göre, bunu tamamlayacak olan, Türkiye'nin AB üyeliğine kadar, adada  iki devletin varlığının kabulü ve Türkiye'nin üyeliği kabul edildiği günde de KKTC'nin AB'ye üyesi yapılmasıdır. Lordlar Kamarası'nda komite odasında yapılan konuşma, girişimlerin bu yönde yoğunlaşmasını anımsatmalıdır.

***
ROLANDİS, MR. NO'NUN KİM OLDUĞUNU AÇIKLADI
Gazeteci-yazar dostum Reşat Akar'ın yayınlamakta olduğu "Cyprus Dialogue" gazetesinde yazan eski Rum Dışişleri Bakanı Nikos Rolandis'in son yazısını herkesin okuması gerekir. Reşat Akar, bunu dünkü sütununa aktardı. Ve de büyük hizmet yaptı. Rolandis, yıllardan beri takdir ettiğim dürütlüğü ile bir gerçeği daha açıkladı. O da değil yabancı basının, Türk medyasındaki kendini bilmezlerin lider Rauf R. Denktaş'a yakıştırdıkları "Mr. No"  kimliğinin, aslında 15 uluslararası öneriyi reddeden Rum tarafına ait olduğunu ortaya koydu. Yazının o bölümünü aktarıyorum:
"Bunca yıl boyunca sorunumuzu çözmemiz için yapılan önerilerin sadece kaybedilmesi ve elde edilen olumsuz sonuç (15 öneriyi de reddettik) korkuya neden olmaktadır. Bu önerileri yorum yapmadan aşağıya alıyorum:
''1. 1948 toplantısı: Reddettik.
2. 1955-56 Vali Harding önerisi: Reddettik.
3. 1956 Radcliffe Anayasası: Reddettik.
4. 1958 Macmillan Plânı: Reddettik.
5. 1959-60 Zürich-Londra Antlaşmaları: Kabul ettik ama 1963 yılında Anayasayı değiştirmeye kalkarak reddettik.
6. 1964 Acheson Plânı: Reddettik.
7. 1972 Kleridis-Denktaş anlaşması: Reddettik.
8. 1975 İki Toplumlu çözüm: Reddettik.
9. 1978 İngiliz-ABD-Kanada Plânı: Reddettik.
10. 1981 Waldheim değerlendirmesi: Reddettik.
11. 1983 Cuellar göstergeleri:  Reddettik.
12. 1985-86 Cuellar'ın BM Belgeleri: Reddettik.
13. 1992-93 Gali Fikirler Dizisi: Reddettik.
14. 1997 Annan Önerileri, Troutbeck-Gilon: Hayata geçirmedik.
15. 2002-2004 Annan Plânı:  Reddettik."
Bu not hem KKTC'de, hem de Türkiye medyasında Annan Plânı döneminde, lider Rauf R. Denktaş'ı, tüm Kıbrıs görüşmelerinde redçi göstererek, Batılıların icatı Mr. No ünvanına lâyık gördüklerinden ötürü hatalarını düzeltmek için yararlı olur sanıyorum. Hani Denktaş'a bir özür borçları vardır diyorum. İnşallah Türk Basın Konseyi Başkanı Sayın Oktay Ekşi dostumuz bunu onlara anımsatır... Eee, tarih yalan söylemez!

***
YALAN HABER DUVARA ÇARPTI
Rum-Yunan lobisinin tezgâhı olduğu başından belli idi ama ben sonunu görmek istedim. Hatta Türkiye medyası da oyuna geldi. Haber yakaladıklarını sandılar. Neymiş? Yüzyılın soyguncuları İngiltere'den kaçıp KKTC'ye kaçmışlar. Şu kadar milyar  para da KKTC'de saklanmış... İngiliz medyası da infaz yapmış. Tıpkı İstanbul medyası gibi...
Ertesi gün gerçek ortaya çıktı. Bu İngiltere soyguncularının KKTC'ye hiç mi hiç giriş yapmadıkları aydınlandı... KKTC'ye kara boya atanlar da rezillikleri ile kaldılar. Hadi İngiliz basınını anlarım ama ya Türkiye ve KKTC basını? Kaçak para, kara para diye diye, kanıtsız olarak KKTC'yi hançerlemek kime yarar? Kıbrıs (Rum) Cumhuriyeti'ndeki kaçakçılığa göz yumulmasına hizmet etmiyor mu? Miloseviç'in milyarlarını Papadopulos avukatken Güney'de saklamadı mı? ABD Başkanlık raporları bunu açıklamadı mı? Ama Güney'in pisliğini görmeyenler, KKTC'ye çamur atarak olayı atlatmaya çalışıyolar... Ah bunu anlayabilsek...       

   403 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  21 Nisan 2008, Pazartesi   Makarios ne söyledi ve ne yaptı?
  17 Nisan 2008, Perşembe   Denktaş soruyor: Selâmet mi, felâket mi?
  16 Nisan 2008, Çarşamba   Türkiye'den su
  15 Nisan 2008, Salı   Hristofyas, "tencere dibin kara" demiş
  14 Nisan 2008, Pazartesi   Muhalefet partileri bu gidişe el koymalı
  13 Nisan 2008, Pazar   PAZARLIK: Dondurmalı, Carrars'lı çözüm
  12 Nisan 2008, Cumartesi   Komutan Başbuğ: KKTC bir gerçektir
  11 Nisan 2008, Cuma   Komutan Başbuğ, KKTC ve kırmızı çizgilerimiz
  10 Nisan 2008, Perşembe   Yatırımı iktidar özendirir
  09 Nisan 2008, Çarşamba   Bakir doğumu da reddettiler