|
Hiç tanımadığınız birinden nefret edebilir misiniz? Daha önce hiç görmediğiniz, adını duymadığınız, varlığından bile haberdar olmadığınız birinden. Öyle ki tanışıncaya ya da onu farkedin-ceye kadar dikkate dahi almayacağınız bir zattan. Tanıştığınız anda, ona karşı nefret duygusu ile dolabilir misiniz? Hemen cevabı çok da düşünmeden yapıştırdınız değil mi? Eminim cevabınız koskocaman bir "hayır"dır. Oysa etrafınızı biraz gözleseniz bu duyguyu yaşamış binlerce insan olduğunu, hatta belki de bunlardan birinin de siz olduğunu fark edeceksiniz. Kıbrıs adası, üzerinde sırf karşısındaki insanın milliyeti Türk ya da Rum diye, bir anda ona karşı düşmanlıkla dolan bir sürü insanı barındırıyor. İşin ilginç yanı bu insanların yüzde yetmişi bu duyguyu atalarından duydukları ve okudukları kitaplardaki bilgiler nedeni ile sahipler. Hayatında daha önce hiç karşı ırktan birini görmemiş bir kişi, sırf etrafından duyduğu yalan- gerçek hikayeler ve fanatikçe tek taraflı bakış açısı ile yazılmış kitaplar nedeni ile, karşısındaki ile yan yana gelmek bile istemiyor. Bu nefreti gidermek, toplumsal terapi gerektiriyor. Sosyo- psikiyatristler bu sorunu çözebilirler mi bilemem ama Kıbrıs sorununun çözümüne engel olan önemli iç etkenlerden birinin bu unsur olduğunu, bunun mal-mülk sorunu kadar ciddi bir mesele olarak karşımızda durduğunu kabul edelim. Yıllardır yabancılar tarafından servis edilen "güven artırıcı önlemlerin" de yeterince kafalardaki duvarları aşamadığını da vurgulayalım. Benim düşüncem; bunun aşılabilmesi için daha çok zaman gerektiğidir. İkili ilişkiler kapıların açılması ile çok hızlı başlamıştı. Ama daha sonra aynı süratle hız kesti. Belli gruplar arasındaki temaslar ise özlenen kalitede değil. Zaten maalesef kafalar da henüz istenilen kalitede değil. Çocuklarımıza geçmişi unutturmadan geleceğe bakabilme yeteneğini aşılamalı, ileri giderken geçmişteki hatalardan ders çıkarmayı öğrenmeyi, bunu tecrübeye çevirip başarıyı yakalamayı öğütlemeliyiz. Bunu eksi yönleri ile değil artılarını ortaya koyarak iki toplumlu yapmalıyız. Çok iyi bilmeli ve anlamalıyız ki barış güvercini tek kanatla uçamaz. İki kanat senkronize ve eşit güçle çarparsa ancak o zaman savaşçı şahinlere yakalanamaz. Aksi halde, işin gerçeği şu ki "nefret" kod adlı barış güvercininin ömrü uzun olmaz.
ANLAYAMADIKLARIM-3 Bu ara yine anlayamadığım konular arttı. Size bir sorayım dedim. Belki anlayamadıklarımı anlatacak biri çıkar. Özgürlük ve Reform Partisi Başkanı Sn. Turgay Avcı'nın, parti gazetesinin spor sayfasında, Fenerbahçe'nin Chelsea mağlubiyeti sonrası çıkan "Hakem olmadan buraya kadar" başlıklı haberden dolayı Fenerbahçeliler Derneği'ni ziyaret edip özür di-lerken, Galatasaray ve Beşiktaşlıların oylarını kaybettiğinin farkında olup olmadığını anlayamadım. Hele olayın "Türklüğe hakaret" boyutunda algılamasını hiç anlayamadım. Hükümetimiz Surlariçi'ni özel turistik alan ilan etti. Bu Tanti'nin Hamamı'nın kurtuluşu anlamına geliyorsa karara bayıldım. Vallahi tam anlayamadım, ondan sorarım, yoksa başka niyetim yok. Lokmacı Kapısı'nın açılması ile araç park yeri işletmecisi ücretlerine yüzde üç yüz zam yapmış. Acaba bu arkadaş ayrı cumhuriyet de ilan etmeyi düşünüyor mu? Bu bir bağımsızlık ilanının ilk teşebbüsü mü? Anlamadım da… Karpaz Milli Park Yasası'nı hazırlamakla görevli komiteye mensup milletvekillerimiz, yerinde inceleme yapıp değerlendirme yapmak üzere, Londra'daki Hyde Park'ı incelemeye gitmişler. Tasarruf tedbirlerini gündemde olduğu bu dönemde ille de bu inceleme şart ise idi, Ankara'daki Gençlik Parkı'nı niye tercih etmediler, anlayamadım.
|