|
Laiklik mi ? Çözüm mü? Hangisini seçersiniz?
Bu gün bir sorum var size ve bu soru sevgili Tümay Tuğyan'ın 28 ocak tarihli Yeni düzen gazetesinde çıkan sayfasındaki " haftanın sorusu" ile aklıma düştü. Önce Tümay kardeşimin sorusunu bir anımsatayım size; "Ülkemizdeki sözde insan hakları aktivistleri, Türkiye'de türban konusunda yaşanan gelişmelerden hareketle "Kıbrıs'ta Türbana Hayır" sloganlarıyla yola çıkmaya hazırlanırken, türbanın da kişi hak ve özgürlüklerinden biri olduğunun farkında değil mi? " Bu soruyu kenara kayıt ettikten sonra gelelim benim soracağım sorunun hazırlığına, ATATÜRK DEVRİMLERİNİ İSTANBULLULARDAN ÖNCE LEFKOŞALILAR UYGULADI. HEM DE ZORLA DEĞİL YÜREKTEN. Neler geçirdik toplum olarak. Atalarımız Anadolu dan sökülerek, Osmanlı payidahının fetih politikası sonucu getirildi bu adaya. Çökerken Osmanlı, bizimkiler, birçok yerde olduğu gibi geri ana topraklara dönmedi. Akdeniz'de ki tüm adalar da yaşayan Türkler bir şekilde kaçarken yurt edindiklerini sandıkları topraklardan, Atalarımız pençe yapıp tırnaklarını tutundular bu topraklara… Getirdikleri birikimi adanın kendine has kültürü ile yoğurdular. Modernleşmekte her zaman bir adım önde oldular. Atatürk, Kastamonu da " Şapka " devrimini ilan ettiğinde, Lefkoşalılar,İstanbullulardan önce kıyafetini bu devrime özel şekilde değiştirdiler. Latin alfabesi de toplumumuzda pek çok Türkiye ilinden önce uygulanmaya başlandı. Atatürk inkılaplarını yapıyor Kıbrıs Türkü bunu anavatanın halkından önce benimsiyor, kendiliğinden, istenenden öte bir gayretle uyguluyordu.
Sonra direniş yılları başladı. Kültür olarak yıkılamayacağımız anlaşılmıştı. Silahlar konuştu. Baskılara dayanıldı, bu arada medeni gelişme hiç durmadı. Barış harekatı sonrası da nüfus kaydırmaları bu Adalı Türk kültürünü deforme ettiyse de yok edemedi. Oysa ulaşımın kolaylaşması , rahat yer değişimi olanaklarının sağlanması ciddi bir tehlikeydi. Ancak yıllardır bu tehlikeyi hep hissetsek de bazılarının arzuladığı boyuta erişemediğini gözledik. Bunun nedeni yüzyıllar içerisin de oluşan adamıza özgün kültürün köklü olması ve bu dominantlığın, dışarıdan gelenlerin sayısal üstünlüğü olmadıkça onları baskı altında tutabilmesi idi.. Bu güçlü kültürün temelini de Türkiye'den kapılan Atatürk inkılapları, İngiltere den alınan adabı muhaşeretin adeta harmanlaşması oluşturmakta idi.. Uzatmayalım tarihimizde çok acılar çektik .Uğraşlar verdik. Barış harekatını gördük. Özgür olmanın dayanılmaz hafifliği ile sarhoş olup ganimet düzenini yarattık, bunca yıllık birikmiş kültürel özelliğimize darbe üstüne darbe vurup yozlaştırmaya çalıştık. Harekattan yıllar sonra da Anan Planı'nı yaşadık. Süreçte bir şeyi daha öğrendik. O da "bu ülke de Türkiye bir şeyi istemezse yaprak kımıldamaz" . Yani ada üzerinde kendimize özgü kültürümüze rağmen , Türkiyede'ki gelişmelerden bayağı etkileniyor, bunun da ötesinde istesek çabalasak da etki alanından çıkamıyoruz OLMADIK SORULAR GELİYOR AKLIMA… Bu realiteler insanın kafasına olmadık sorular getiriyor. Bende bu ara bir soruya taktım. Malum çözüm istiyoruz ülkemizde. Bu çözüm istenci de bir yerde TC'deki AK Parti hükümeti tarafından da öyle yada böyle forse ediliyor. AK Parti bu vizyondan yada hükümetten çekilse adamızdaki çözüm yanlıları kısa yada orta sürede çözülür güç kaybeder. Bu düşüncelerime itiraz koyanlar olabilir ama bana göre, başta da söylediğim gibi realite bu… İşin kötüsü beni rahatsız eden bir başka gerçek daha var. Bu gerçek de Türkiye de iktidar partisi nin aşırı muhafazakar , dine eğilimli politikalar üretmesidir. Süreç içerisinde dini muhafazakarlaşma yönünde (ki bu yazı yazılırken MHP ile anlaşılıp türban konusunda anayasa değişikliğine gidilmesi adına T.B.M.M'de anayasa komisyonunda konu görüşülüp oylanmış, meclis genel kuruluna sevkedilmişti) Türkiye ye adımlar attırmaları ve tabii ki sonuçta bunun bizim adamızda geliştirdiğimiz yaşam tarzımıza da bu yönde etki yapıp değişime uğratması kaçınılmaz olur. SORULAR SORULAR SORULAR VE CEVAP Yukarıdaki bu "komplo teorisinden!!!" sonra gelelim günün sorusuna. Kıbrıs ta biraz da ümitsizce görünen "çözüm" olsun diye AK Parti ile yol almak , laik , modern Kıbrıs Türkünün bu yöndeki geleceğini tehlikeye atmak ne kadar doğrudur ? Sahi siz hangisini tercih edersiniz? Çözüm uğruna çaba gösterirken tam beş yüz yılda oluşturduğunuz kültürünüzü yaşam tarzınızı riske eder misiniz ? Bu kumarı oynar mısınız ? Önceliğiniz hangisinedir ? Ya da hangisini diğeri için feda edersiniz? Bir dedim altı soru sordum ya , aslında altısı da aynı soru. Hadi düşünün şimdi. Biliyorum bazılarınız hemen " Sen hangisini seçerdin diye soracaktır" . Benim de cevabım " Eee! Ben bu yazıyı neden yazdım " ya da "Arif olan anlar!!" olacaktır.
|