Bir garip memleket
Reşat Akar

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   17 Nisan 2008, Perşembe Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Küçük ülkemizde moda oldu...
Güneye geçişlerde sorun varsa, sorumlu askerdir!..
Esnafa 'tabela yasağı' getiriliyorsa 'emir askerdendir'...
Yazdığınız yazı, birilerine dokunmuşsa ve gocunanlar sizi susturmak istiyorsa, savunma hep aynıdır:
"Asker bu adamdan rahatsızlık duyuyor!.."
Öyleyse atın gitsin!..
Yılların birikimini ezin gitsin!..
Gazetecilik yaşamımda bu tür olaylarla çok sık karşılaştım...
İki kez de TV yayıncılığında... 
İlki geçtiğimiz yıl içerisinde olmuştu...
Programıma katılan konuklardan bir tanesi, Kıbrıs'taki Türk Silahlı Kuvvetleri aleyhinde söz etmişti...
Bu onun şahsi düşüncesiydi ve program yapımcısı olarak beni bağlamazdı...
"Vay efendim, bu adamları neden ekrana çıkartıyormuşum" diye üzerime saldırdılar...
TV sahibinin  'ürkek kişiliğinden' yararlanarak ve askeri kanadı adres göstererek, programlarımın durdurulmasını istediler...
Bu olaylardan sonra, iki ayrı TV kanalından teklif aldım...
Bir tanesi ile 'çalışma koşullarında' mutabakat sağlamıştım...
Uyduda olduğu için, program yapımcısı olarak benim için çok daha avantajlıydı...
Bir gün sonra Kanal T'nin sahibinden, ilk defa öğle yemeği daveti aldım...
Yer:Green Line Restaurant...
"Kusura bakma panik içerisinde yanlış bir açıklama yaptım. Sahte milliyetçiler hep birden üzerine geldiler... Ç.S. ve A.Ö. gibiler askerin rahatsız olduğunu söyleyerek, yapacağım açıklamayı bile dikte ettirdiler" dedi...
Cevabım şuydu:
"O ismini verdiğin kişilerden milliyetçilik dersi almaya ihtiyacımız yoktur... Benim pozisyonum tarafsız ve bağımsız gazeteciliktir. Onlar şöven politikalarına esir gazeteci arıyorlar. Benden böyle bir yayıncılık anlayışı bulamazsın..."
Yanıt:Ben her görüşe açık olmak istiyorum ve bunu en iyi başaran insan sensin. Lütfen bizi bırakma..."
Bu sözden sonra, uydu yayını yapan TV sahibinden "erteleme' talep ettim...
Sağolsun 'açık kart' verdi...
Daha sonra Kanal T sahibinden uyduya çıkma güvencesi istedim...
"Herşey hazır bir ay sonra" dedi...
Aylar geçti, olmadı...
Ve geçtiğimiz Salı akşamı, yine üzücü bir gelişme yaşandı...
Yurt dışından döndüğümde, son 3 günlük basını taradığım zaman, Kıbrıs Barış Platformu temsilcilerinin, Rum lideri Hristofyas ile iki saati aşkın bir görüşme yaptıklarını Rum basınından okudum...
Eminim ki, tüm Kıbrıs Türkü, sivili ve askeri, bu toplantıda nelerin konuşulduğunu merak ediyordu...
Ben de her zamanki gibi profesyonel gazetecilik anlayışından yola çıkarak, platforumdan iki kişiyi konuk ettim...
KTÖMS Genel Sekreteri Şener Elcil ve Yayıncılar Birliği Asbaşkanı Halil Paşa'ya çeşitli sorular yönelttim...
Bazıları yine rahatsız oldu!..
'Sözde milliyetçiler' yayın sırasında Kanal T sahibini arayarak şikayet ettiler...
Sonra da 'kellemi' talep ettiler...
Buna da bir gerekçe bulacaklardı: Asker böyle istedi!..
Sonra bu büyük yalanı ortaya çıkardım...
Askerin 'kelle talep edecek' bir yaklaşımının olmadığını bildiğim halde bunun yalan olduğunu 'üst düzeyde' teyit ettim...
Kanal T Sahibi ise o saatlerde, etrafındakilere 'askerin talebi' diyerek, programlarıma son verildiğini açıklıyordu...
Sadece güldüm!..
Saffet Soykal, o'nun için az bile söylemiş!..

   844 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  21 Nisan 2008, Pazartesi   Bizimkilere örnek olsun
  16 Nisan 2008, Çarşamba   Endişelendiren gelişmeler
  15 Nisan 2008, Salı   Hristofyas çok şanslıdır
  14 Nisan 2008, Pazartesi   Kemancı ve zurnacı
  13 Nisan 2008, Pazar   Güney'e dondurma seferi
  12 Nisan 2008, Cumartesi   Kendimiz etmişiz
  11 Nisan 2008, Cuma   Royters'e bile ambargo olur!
  10 Nisan 2008, Perşembe   Avrupa'ya kaç tercüman göndereceğiz?
  08 Nisan 2008, Salı   Uyanık olmak
  07 Nisan 2008, Pazartesi   Bir adım önde olmak var ya!..