|
İstanbul Brüksel'e hareket için, İstanbul Atatürk Havalimanı'nda üç saatlik bekleme süresi var... Dışarıda hava çok bulutlu ve soğuk... Uluslararası Atatürk Havaalanı'nda, ILS (Instrument Landing System) olduğu için, çok bulutlu hava, uçakların iniş ve kalkışına engel teşkil etmiyor... Bekleme süresinde, bu yazıyı kaleme almazdan önce CNN Türk'ün haberlerini izliyorum... AKP'nin kapatılmasıyla ilgili gelişmelerden başlıyor... Sonra, Akdeniz Üniversitesi'nde önceki gün yaşanan, çirkin 'kardeş kavgası'na geçiyor... Bir zamanlar sağ-sol kavgası yaşanıyordu... Şimdi, değişik gerekçelerle gençler yeniden savaş alanına itiliyor... Ekranlarda, öğrenci görüntüsü vermeyen, yobaz tipli bir adam silahını çekmiş durmadan gençlerin üzerine ateş ediyor... İnsan, düşmanına bile ateş ederken birkaç kez düşünür... Fakat, bu tiplerin insanlıkla yakından, uzaktan ilişkisi kalmamış... Fikir ayrılığına karşı mücadeleyi 'silahlı çartışmaya' dönüştürüyorlar... Diğer öğrencilerin ellerinde taşlar, sopalar, hatta nacaklar var... Türkiye'nin nereye geldiğini 'yoruma gerek bırakmadan' ortaya çıkaran çirkin görüntüler... Bir tarafta AKP'yi kapatma davası ve herkese meydan okuyan Başbakan... Diğer tarafta PKK ile savaş, öğrenci olayları ve hem dış, hem de iç gelişmelerden olumsuz yönde etkilenen ekonomik durum... Yaklaşık bir ay gerilere gidelim... Bir Euro, 1.6 YTL, bir Sterlin ise 2.3 YTL değerindeydi... Bugün, Euro 2 YTL'yi, Sterlin de 2.6 YTL'yi aşmış durumda... Bankaları, telekom, petrol, elektrik gibi stratejik ekonomik kuruluşları yabancılara kaptıran Türkiye'nin, global krize ilaveten içte bu kadar karmaşayı kaldıracak gücü yok... Borsa'nın yüzde 70'ini elinde bulunduran yabancılar (ki bunların arasında Rum kilisesi de vardır), yarın 2 milyar Dolar çekseler, Türk ekonomisi yerin dibine yuvarlanmaz mı? Ekonomistlere göre fena yuvarlanır! Türkiye'deki gelişmelerin, Kıbrıs'ı da mutlak surette olumsuz yönde etkileyeceğini hepimiz biliyoruz... Sadece ekonomik yönden değil, siyasi yönden de birçok olumsuzluklar bizi bekliyor... O nedenle KKTC'de acilen, deneyimli ekonomistlerin yanı sıra, siyasilerin ve fikir adamlarının yer alacağı bir "kriz kurulunun" oluşturulması şarttır... Böylesi tarihsel bir süreçte ülkeyi ve halkımızın geleceğini, sadece 'parti içi dengelerle' oluşturulan bir Bakanlar Kurulu'na bırakamayız... Brüksel'e hareket ederken, bu düşüncelerimi sizlerle payulaşmak istedim... İki gün Brüksel'de, iki gün de Frankfurt'ta, Avrupa Birliği tarafından organize edilen ve AB üyesi ülkelerden sadece 15 gazetecinin davet edildiği önemli seminerlere katılacağım... Programda, AB'nin mali politikalarını yöneten en üst düzeydeki yetkililerle ve Avrupa Merkez Bankası Başkanı ile de görüşme var... Avrupa'nın ekonomisini yönlendiren bu insanlarla görüşme olanağı elde edebilmek oldukça zordur... Cyprus Dialogue Editörü olarak davet edildiğim seminer ve görüşmelerden elde edeceğim bilgileri sizlerle paylaşmaya çalışacağım...
|