Ruma "boyun eğmemek" nasıl bir şey?
Osman Güvenir

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   7 Nisan 2008, Pazartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Her yıl olduğu gibi bu yıl da, Girne Limanı Kordonboyu'nda geleneksel hale gelen "Turizm Sezonunun Açılış Etkinliği" evvelki gün büyük bir coşku ile gerçekleşti.  Kimi oteller stand kurdu, ki-mileri broşür dağıttı, kimi folklörcüler de folklör gösterileri yaptı.
Türkiye Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay'ın da katıldığı bu etkinlikte Başbakan Soyer'in Rumlara yapmış olduğu gönderme dikkatimi çekti.  Evvela Soyer'in şu sözlerine bir bakalım:
"Kıbrıs Türk halkının izolasyonlar çerçevesine kıstırıldığı bir aşamada bize AB'ye çözüm olmadan üye olmanın getirdiği ve bizim doğal hakkımız olan bir kısım bireysel haklar takdir ederek veya bize 'Larnaka, Limasol Limanı'nı kullanın' gibi onuru, vicdanı, demokratik olanı ayaklar altına alan tekliflerle önümüze gelmek; bizim hiçbir zaman kabul edebileceğimiz bir davranış biçimi değildir."
Ve Soyer ilave ediyor!
"Asla ve asla Rumlara boyun eğmeyeceğiz."
Bu sözlerden sonra uzun uzun düşündüm.  Gerçekten bu sözler çok hoşuma gitti.  Galiba biraz ayrıntının dengelerinde, ayrıntının dozunda bir farklılık meydana geliyor. Başbakanın bu sözlerinde; bu farklılık, her halde her şeyin farkındalığı olsa gerek, diye de düşünüyorum.
Ne yalan söyliyeyim, Sayın Soyer'in bu sözleri beni sevindirdi. Çok da hoşuma gitti doğrusu.  "Boyun eğmemenin" sorgulamasını yaparken, Ruma boyun eğmemenin de gerekliliğini ortaya koydu başbakan.
Demek bazı şeyler iyice farkdedildi.  Bir görüşme sürecinin başladığı bu günlerde, doğruları söylemek de doğruların ta kendisi olur esasında.  Rumların AB'ye girişinin faturasının bize çıktığını da şu veya bu şekilde ortaya koyan Soyer, bir yerde AB'ye de gönderme yaparak "Sorunlu ve çözülmemiş bir Kıbrıs'ı içinize tek taraflı alırsanız, işte böyle başınız derde girer" dercesine bir görüşü ortaya koyuyor.
İzolasyonların devam ettiği, bir taraftan Lokmacı kapısının açıldığı, öte taraftan Rumlar tarafından bir "pişmanlık duygu ve görüntüsü içinde" açıklamaları bize bu işin yürümeyeceğini de verir.
Lokmacı'nın açılışını bir çözüm sinyali olarak görenler de bir gün hayal kırıklığına uğrayacaklar.  Veya o büyük beklentinin arkasından, bu kapı tekrar kapanabilir.  Ne bileyim.  Öyle tuhaf duygular içinde gidip geliyorum.  Hele Başbakan "Rumlara boyun eğmeyeceğiz" dedikten sonra sanırım uykularımız ve "tehlike" olarak gördüğümüz bazı "tavizkar tutumlar", demek bir farkındalığı da ortaya koyuyor.
Ruma bugüne kadar boyun eğmedik. Bundan sonra da eğmeyeceğiz.  Başbakan bize o güvenceyi verdikten sonra, uykularımız daha rahat olacak.  Ruma boyun eğmek kimin haddine.  Veya kim Ruma boyun eğerek;  "Ne olursa olsun, bir çözüm olsun da nasıl olursa olsun" diyebilir?  Bence kimse böyle bir şeye cüret edemez. 
Bugüne kadar geldiğimiz o uzun yolda da bir boyun eğişimiz yoktur ve olmamıştır da.  Sadece Rumların acımasız ambargoları vardır. Madem ambargolar ve izolasyonlar Başbakan'ın deyişi ile yine gündeme geldi, biz de sadece turizm ambargosuna veya tu-rizm izolasyonuna atıfta bulunalım.
Turizm nedir?  Turizm bir ülkenin doğal zenginliğinin, otantik mekanlarının, el sanatlarının, güzel otellerinin, deniz ve kumunun, güneşinin ve güler yüzlü insanlarının pazarlanmasıdır. 
"Rumlarda da bizde de kum var, güneş var, deniz var, yiyecek var, el sanatları var"diyeceksiniz belki.  Olabilir.
Burada gerçek olan bir şey vardır ki, Rumlar Kıbrıs Türklerine turizm ambargosu uygulamakla, kendi oturduğu dalı da kesiyor demektir.  Hem o kaybeder, hem biz kaybederiz.  Onun kazanması ne kadar doğalsa, bizim kazanmamız da o kadar doğal ve o kadar temel bir haktır. 
Turizm fuarlarında yapmadıkları şikayet kalmaz KKTC turizmi için.  Ama bizim turizmcilerimiz çok sıkıntılı dönemler yaşasalar da hala inandıkları yolda yürümeye devam ediyorlar.
Sırf turizm yapmak için Rum'a boyun eğme pozisyonunda, ille de onların baskı ve terörist bir yaklaşıma prim vererek bu işin yapacaksak, yapmıyalım daha iyi.
Rumlara boyun eğmenin ötesinde onurlu bir barıştır aradığımız.  Kalıcı bir barış. Türkiye'nin etkin garantisini bertaraf etmiyecek ve gelecek güvencemizi, can güvenliğimizi sağlayacak ve iki eşit devletçik esasında bir barış en önemli olanıdır.
O nedenle değil mi ki Başbakan'ın "Ruma boyun eğmenin nasıl bir şey olduğunu" soruyorum...

   349 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  21 Nisan 2008, Pazartesi   Küçük çembere ne zaman trafik sinyali konacak?
  17 Nisan 2008, Perşembe   Günahkar Hristofyas
  16 Nisan 2008, Çarşamba   Vakıflar'ın devri hayatımızın dönüm noktasıdır
  15 Nisan 2008, Salı   Türkiye silah sanayiinde büyürken
  14 Nisan 2008, Pazartesi   Suyun hayati önemi bilinmelidir
  14 Nisan 2008, Pazartesi   Suyun hayati önemi bilinmelidir
  13 Nisan 2008, Pazar   "Lale Devri"
  12 Nisan 2008, Cumartesi   Başbuğ da bize güç verdi
  11 Nisan 2008, Cuma   Surlariçi "Özel Turizm Alanı"
  10 Nisan 2008, Perşembe   "Gönüllü çevrecilik" nasıl birşey?