Kilise
Osman Güvenir

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   2 Nisan 2008, Çarşamba Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Dünkü HALKIN SESİ Gazetesi'nde Başpiskopos Hrisostomos'un ilginç bir açıklaması vardı. Hrisostomos'un açıklaması, Brüksel'de bir ofis açacaklarına ve sözde "kendi davalarını dünyaya anlatacaklarına" dairdi. Yani bir nevi din sömürülü bir lobicilik.
Evvela Kıbrıs'taki Başpiskoposluğun da, kilise ve kiliselerin de, bütün papazların ve keşişlerin de Enosis yolunda ne büyük mücadeleler verdiklerini, kiliseleri ne kadar silah deposu haline getirdiklerini söylemek durumundayız. Elimizdeki belgeler, bize bunu bariz bir şekilde göstermiştir.
Bir papazın elinde silahı, masum Türklere nasıl kurşun sıktığının fotoğrafı bile elimizde var. Makarios'un o günlerde çevirdiği dolaplar, Grivas'ın ve bütün EOKA'cıların yüklü silah kaçakçılıkları, bu silahları İngilizlerden nasıl sakladıkları, bilinen ve belgelenen şeyler. Kilise ambarlarının ağzına kadar silah doldurulduğu da bilinen birşey.
Hrisostomos, şimdi de sıkılmadan "kendi davalarını dünyaya tanıtmak için, Brüksel'de, kiliseye bir ofis açıyoruz" diyor. Ne kadar ayıp birşey?
Bayraktar Camiimizin kaç kez bombalandığını gördük ve yaşadık. Kaç kez minaresi uçuruldu. Diğer terkedilmiş Türk köylerindeki camilerimiz ve bütün ibadet yerlerimiz, 1963 olayları ile beraber, ya yakılıp yıkılmış, ya da tuvalet haline dönüştürülmüş. Küçükkaymaklı tümden Hamitköy tepelerindeki çadırlara göç ederken, Rumlar, hem evlerimizi, hem de camimizi yakmışlardı. Ne mihrap kalmıştı, ne de mimber.  Bunlar birer utanç fotoğrafıdır kilise için.
Hrisostomos bir de şunu söylüyor:
"Kuzey'deki kiliselerimizi tamir etmek için Türk idaresinden veya Türk askerinden izin alacak ve tümünü tamir edeceğiz.  Biz, Güney'de bütün camileri tamir ettik ve yakıp yıkmadık."
Halbuki kapılar açılmazdan önce de, kapılar açıldıktan sonra da nice cami ve ibadethanemizin yerinde yeller estiğini, binasının taşını değil, arsasını bile bulamaz olduğumuzu gördük.
Hiç unutmayacağım. 1974 Mutlu Barış Harekatı'ndan önce Karpaz Aytotoro'sunun içinden geçerken hep o kesik minareye bakardık. Çocuklarım bana sorardı. 
"Baba, bu minare neden ortasından kesik?"
Ben de onlara şöyle derdim:
"Oğlum, bu köyde yaşayan pek çok Türk vardı. Rumlar, Türkleri silah zoruyla köyden kaçırdılar, camiyi de minareyi de yıktılar. Bu minare o yüzden kesiktir."
Şimdi o köyün adı, "Çayırova"dır. O köyden geçerken hep dizlikli Rumlar, kahvehanelere dolar ve biz o köyün ortasından geçer giderdik Mehmetçik köyüne. Kahvehane ve köy meydanlarına mavi-beyaz Yunan bayrakları asılırdı. Şimdiki özgür geçişimiz, Türk bayraklı ve KKTC bayraklı görünüm ve özgür olmanın avantajları yoktu.
Şimdi Hrisostomos ahkam kesiyor. "Kuzey'deki kiliselerimizi tamir edeceğiz" diyor.
Halbuki bilmezler mi ki, bir sap gibi bizi yıllarca ortalarda bıraktılar. Bize, ne ev, ne bahçe, ne cami, ne de okul bıraktılar. Okulsuzluktan çocuklarımız derslerini, güneşli günlerde harup ağaçlarının altında yaparlardı. Veya soğuk günlerde paltolarına sarılırlar, öyle ders yaparlardı açık havada. 
Camimiz mi kalmıştı? İnsanlarımız yüzlerini kıbleye döner, kuru toprağın üstünde veya kışın yeşil otları üstünde namaz kılarlardı. Bu toplum, bu halk, böyle zor günlerden geçerek buralara kadar gelmiştir.
Hrisostomos gönlünü ferah tutsun, çünkü onların bıraktıkları hiçbir kiliseyi, onların yaptıkları gibi, ne yaktık, ne de yıktık.  O kiliseler, bizim nazarımızda birer Tanrı evidir ve biz o kiliseleri yine bir Tanrı evi olarak muhafaza ettik. Dualarımızı da hala o kiliselerde okur, namazlarımızı da orada kılarız.  Minaresi olmayan kiliselere, birer minare yaptık.
Hrisostomos istediği kadar ofis açsın Avrupa'nın göbeğinde.  Bir gün belgeler konuşursa, şunu da bilsin ki o, bu tür oyunlardan ve bu ofis açma maskaralığından kendisi zararlı çıkacak. Bu da böyle biline...

   374 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  21 Nisan 2008, Pazartesi   Küçük çembere ne zaman trafik sinyali konacak?
  17 Nisan 2008, Perşembe   Günahkar Hristofyas
  16 Nisan 2008, Çarşamba   Vakıflar'ın devri hayatımızın dönüm noktasıdır
  15 Nisan 2008, Salı   Türkiye silah sanayiinde büyürken
  14 Nisan 2008, Pazartesi   Suyun hayati önemi bilinmelidir
  14 Nisan 2008, Pazartesi   Suyun hayati önemi bilinmelidir
  13 Nisan 2008, Pazar   "Lale Devri"
  12 Nisan 2008, Cumartesi   Başbuğ da bize güç verdi
  11 Nisan 2008, Cuma   Surlariçi "Özel Turizm Alanı"
  10 Nisan 2008, Perşembe   "Gönüllü çevrecilik" nasıl birşey?