|
Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin 1.65 trilyon liralık katkısıyla çocukluğumuzdan beri "Çağlayan Park" olarak bildiğimiz çocuk parkı, "Ankara Çağlayan Park" olarak değiştirildi ve şahane bir park haline dönüştürüldü. Çağlayan Park'ın ismine bir de "Ankara" eklenince, bazı ke-simlerden tepkiler geldi. Tabii ki, tepki gösterenlere, Lefkoşa Belediye Başkanı Cemal Bulutoğluları'ndan da tepki geldi. "Parkın ismini Atina mı koyacaktık?" dedi, Cemal Bulutoğluları. Bence Çağlayan Park'a bir de "Ankara" isminin eklenmesi, kimseye zarar vermediği gibi, bu kadar parayı dökerek adam gibi bir park haline getiren Ankara Büyükşehir Belediyesi'ne olan saygıyı göstermekten ve onurlandırmaktan başka birşey değildir. Yıllarca ismi "Çağlayan Park" oldu da ne oldu, gerçek anlamda kent insanına hizmet edecek, çevreye güzellikler katacak bir park olmadıktan sonra... Ama bakıyoruz ki şimdi mükemmel ve çağdaş bir park haline gelmiş "Çağlayan Park" ve üstüne üstlük büyük Türkiye'mizin başkentinin ismi de eklenmiş başına. Bu tür şeylerle vakit öldrümeye gerek yok bence. Kısır çe-kişmeler ve yakışık almayan eleştiriler hoş değil. Önemli olan, Lefkoşa'da ve bütün bölgelerde kalıcı güzellikler ve sosyal mekanlar yaratılmasıdır. Hem Ankara Büyükşehir Belediyesi hem de Lefkoşa Belediyesi bunu gerçekleştirdi, kendilerine şükran borçluyuz. Her zaman kentlerin parklarına değinmiş bir köşe yazarı olarak, bu olayı alkışlamak durumundayım. Bütün umudumuz "Ankara Çağlayan Park" gibi, "Cumhuriyet Parkı" da adam gibi bir park haline dönüşmesidir. Doğrusu Çağlayan Park'ın güzelleşmesine kıskanmadım diyemem, Cumhuriyet Parkı'nın bir komşusu olarak. Gerçekten insan, yaşadığı mekanı "Ankara Çağlayan Park" gibi görmek ister. Acaba, diyorum... Sevgili Melih Gökçek, bir çentik de şu bizim, içine görkemli Türk Mukavemet Teşkilatı Anıtı diktiğimiz Cumhuriyet Parkı'mıza atsa, ona ölene kadar medyun kalacağız. Madem ki mesele Cumhuriyet Parkı'na geldi, onun durumunu da kritize edelim. Bu parkın çok büyük bir hikayesi vardır. 1974 Mutlu Barış Harekatı ile elde ettiğimiz olanakların bir parçası sayılan Cumhuriyet Parkı'nın o geniş arazisi, gerçekten buraya KKTC'ye yakışır bir park yapılmasını ve kalıcılığını idame ettirmesini öngörüyordu. Nitekim Bakanlar Kurulu kararı ile bu geniş arazi, Cumhuriyet Parkı haline dönüştürüldü. Şehircilik Dairesi'nce peyzaj düzenlemeleri, oturma mekânları, oyun mekânları v.s. yapıldı. Ne kadar acıdır ki, her sabah Cumhuriyet Parkı'na eşimle yürüyüşe çıktığımda, parkın giriş yerinde, dünya kadar içki şişelerinin kırılmış camlarını, etrafa saçılan çerez paketlerini ve iç mekanları bir fuhuş mekânı olarak seçenlerin prezervatiflerini görürüz. Ne kadar ayıp. Ne biz, bu toprakları kolay kazandık, ne de böyle güzel bir parkı bu çocuklar babalarının köyünden getirdiler. "Çocuklar" dediğim kişiler, bütün bu çirkinlikleri yapan, etrafı kirleten, içinde fuhuş yapan, aydınlatma aygıtlarının ışıklarını taşlarla kıran ve ne bileyim, dünya kadar çiçeğe ve ağaca, çite zarar veren gençlerdir. Bir televizyon programımda Sayın Bulutoğluları'na bu parkın geleceğini sorduğumda; bana şöyle demişti: "Çevre Bakanı bu parkı bana vermez ki adam edeyim..." Gerçekten düşünmüştüm ben de o sözleri. Neden Çevre Bakanlığı, Cumhuriyet Parkı'nı Lefkoşa Türk Belediyesi'nin yetki alanına vermez? Bir kez daha vurguluyorum. İnşallah sevgili Melih Gökçek sesimizi ve mesajımızı alır, bu mesajla harekete geçer ve bize daha da anlamlı bir parkı, bölgeye ve bu mücadeleci halka yakışır park haline getirir. Yine de hem Gökçek'e hem Bulutoğluları'na teşekkürlerimizi sunarız.
|