Bütün aşklar tatlı başlar
Osman Güvenir

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   23 Mart 2008, Pazar Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'la Rum toplumu lideri Hristofyas'ın buluşmalarını, birbirlerine güzel mesajlar vermelerini; biraz da "tatlı başlayan aşka" benzettim.  Meşhur bir söz vardır. "Bütün aşklar tatlı başlar" diye bir söz...
Bu kadar çalkantılar, bu kadar karşılıklı atıp tutmalar bir yanda dururken, Talat: "Kıbrıs'ın çözümü için yeni bir adım atılmıştır" dedi.
Hristofyas da şöyle dedi:
"Hristofyas ve Talat'ın dostluğu işe yarayacak."
Bunlar güzel sözler. Tıpkı iki sevgilinin doğan mehtaba bakarken söylediği sözler kadar güzel sözler.
Dostluk, kardeşlik, arkadaşlık ve Kıbrıs'ın geleceği...
Bunların hepsi fasafiso. Kim inanır Hristofyas'ın dostluğuna veya Kıbrıs Türklerine bir gelecek kapısı açacağına?
Yapılan açıklamalardan onu anlıyoruz ki teknik komiteler kurulacak ve üç ay içinde sözde "bütünlüklü çözüme ulaşmak için" müzakereleri başlatma prosedürü belirlenecek. 
Belki de "prosedür belirlenmesinin de bir prosedür belirlenmesi" olacak. Veya daha da prosedürlerin belirlenmesi ve bir kervan gibi bu işin uzayıp gitmesi...
Doğrusu bu filmi biz çok gördük. Her versiyonunu, her baskısını ve her görüntüsünü. Geçmişte o kadar çok görüşme yapıldı ki, artık bundan sonra yapılacak görüşmelerin daha önce yapılanlardan farklı olacağına, pek ihtimal vermiyoruz. Ne değişecek onu merak ediyorum.
Başkanlık koltuğuna oturur oturmaz Talat'a "Türkiye'yi terk et, gel biz anlaşalım" diyen bir Hristofyas'ın nesi değişti ki?  Kafası ve hedefleri aynı olduktan sonra.
Veya Denktaş gidip yerine Mehmet Ali Talat geldikten sonra bir şey mi değişecek? Talat'ın söylemleri, şimdilik KKTC gerçeği temelinde olmasa da yine de mantık içindedir.  Kıbrıs Türkünün acılarını ve Rumların uzlaşmaz tutumlarını, zamana oynadıklarını söylemektedir. Sayın Talat bu bilinç içinde bu toplantılara gidiyor. Ve Hristofyas da Talat'ın o bilinç içinde olduğunun bilinci içinde bu toplantılara gidiyor.
Hristofyas "dostluk"tan bahseder. Ne büyük sevgi bu sevgi. Bu ne bülbül gibi ötüş. Ne güzel melodiler bunlar...
Tamı tamına üç ay sonra bu liderler onların tanımı ile "tam teşekküllü" olarak bu toplantılara başladıktan sonra ne kadar zaman sonra Hristofyas'ın, dolayısı ile Rumların uzlaşmazlıkları sonucu, görüşmelerin tıkanacağının tarihini isterseniz bugün duvara yazayım. "Bugün bu görüşmeler başladı, bir süre sonra bu görüşmeler, Hristofyas'ın uzlaşmaz tutumu yüzünden akamete uğradı" diyecekler ve ben de bu ifadeleri herkese hatırlatacağım.
Ne yani? Bunca yaşanmış şeyler sonrasında, Hristofyas, Rumların Cumhurbaşkanı oldu diye her şey birden bitecek ve bir sünger mi çekilecek olup bitenlere? Rumların kuzeydeki malı malsa, bizim de güneydeki malımız maldır.  Onların meclisleri, bağımsız yargı makamları, bütün resmi kurum ve organarı var da bizim yok mu? Onlar ne kadar cumhuriyetlerse, biz de o kadar cumhuriyetiz.
Bilmem bu toplantılarda Sayın Talat, Hristofyas'a bu sözü söyler mi?
Sayın Talat, Dr. Küçük'ün ölüm yıldönümündeki konuşmasında, Anıttepe'de şöyle demişti:
"Kıbrıs Cumhuriyeti meşru değildir. KKTC, Kıbrıs Cumhuriyeti'nden daha meşrudur". Bu sözleri biz de tarihin sayfalarına not etmiştik. Şimdi Talat'a bu sözleri hatırlatırız ve giderken bu sözlerin arkasında durarak masaya oturmasını dileriz.
Kısacası bu görüşmelerden bir şey çıkacağı yok ve olma-yacak da. Rumlar "Taksim" korkusu ile veya "KKTC'nin, Kosova misali tanınması tehlikesi" ile bir anlaşmaya sürpriz bir tavır ve yaklaşımla gelirler mi bilemem. Çok zayıf bir ihtimal olsa da bu olur mu, onu da bilmem.
Mesele beklemek ve zaman kaybederek beklemek. Bizim onları nice yıl daha bekleme lüksümüz yoktur ve olamaz da.  Onlar da hayat nasıl devam ederse, bizde de hayat devam etmektedir ve yaşam haklarımızı sonuna kadar kullanmak için onların bize bir insanlık borcu olduğunu da vurgulamak durumundayız.  
Özetle, bütün aşkalar böyle güzel başlar, sonu hüsranla biter.

   416 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  21 Nisan 2008, Pazartesi   Küçük çembere ne zaman trafik sinyali konacak?
  17 Nisan 2008, Perşembe   Günahkar Hristofyas
  16 Nisan 2008, Çarşamba   Vakıflar'ın devri hayatımızın dönüm noktasıdır
  15 Nisan 2008, Salı   Türkiye silah sanayiinde büyürken
  14 Nisan 2008, Pazartesi   Suyun hayati önemi bilinmelidir
  14 Nisan 2008, Pazartesi   Suyun hayati önemi bilinmelidir
  13 Nisan 2008, Pazar   "Lale Devri"
  12 Nisan 2008, Cumartesi   Başbuğ da bize güç verdi
  11 Nisan 2008, Cuma   Surlariçi "Özel Turizm Alanı"
  10 Nisan 2008, Perşembe   "Gönüllü çevrecilik" nasıl birşey?