|
Türbanın üniversitelere girmesine ilişkin yasa TBMM'den geçtikten sonra dünya, o beklenen ve "şok" diye tanımlanacak tepkisini gösterdi. Özellikle batının Türkiye'ye bakışında geçmişte şöyle bir görüntüsü vardı. "Türkiye, radikal İslamcılara örnek oklacak ve çağdaş Müslüman Türkiye, İslam ülkeleri ile batı arasında bir köprü oluşturacak." Batının beklentisi buydu. Türkiye'yi AB sürecinde mercek altına alan AB, çok sert ve bu süreçteki gidişatına bir teşhis koydu. "Türkiye'nin AB yolundaki gidişatı çok zor ve düşündürücüdür." Hep böyle bakmaya başladılar türban konusu Türkiye'nin ve dünyanın gündemine oturunca. Dünya basını ne demiş türban için, bir ona bakalım. Mesela İtalya'da yanınlanan "La Republica" isimli gazete şöyle bir yorum yaptı: "Yüz binler meydanlara indi. Atatürk Cumhuriyeti yeni bir darbe daha yedi. Türban kararı, bu ülkede uygulanan kusursuz bir eğitim modelini mahvetti." Bir de yine İtalya'daki "La Stampa" isimli gazetenin yazdıklarına bakalım. "Laik Atatürk'e türban taktılar. Atatürk bugün yaşasaydı, Müslümanlığı aşağılamaktan hapsi boylardı. AB kapısındaki dev İslam ükesi nereye gidiyor?" Bunlara ilaveten Almanları "Deutsche Welle" gazetesininkini de verelim: "Türk Parlamentosu, laik devletin temellerini zedeleyecek tarihi bir karar ile üniversitede kız öğrencilerin türban yasağının kaldırılmasını onayladı." Bütün bunlara baktığımızda, batının Türkiye'ye bakışını çok net görebiliriz. Bu iktibaslardan anlıyoruz ki batı, kesinlikle Türkiye'nin türban konusunda atmış olduğu bu son adımın, yanlış ve Türkiye'ye AB yolunda yeni bir engel olacağı ve ürküntü verici nitelikte bir duruş sergileyeceği mealindedir. Zaten AB, "Burası bir Hristiyan kulübüdür" diyordu. Ya şimdi? Bundan sonra onların daha rahat Türkiye aleyhinde atıp tutmalarına ve eleştirmlerine yol açacaktır. Ki bunun adı da "büyük bir koz elde etmektir." Hangi Türk rahatsız olmaz bu yorumlardan? Kimin yüreği yanmaz? Atatürk'ün laiklik anlayışına hayranlıklarının bir göstergesidir bir yerde batının türbana tepkileri. Yıllar önce Türkiye'nin kurtarıcısı ve feromist düşünce sahibi Atatürk'ün öngördüğü veya hedeflediği, bir ideal olarak ortaya koyduğu değerler, bugün tek tek yok olup gidiyor. Bazı TV görüntülerine baktığımızda şu soruyu sorarız: "Burası İran'da bir sokak mı? Bu insanlar İranlı mı? Bu başı örtülü kadınlar kim? Türkiye'nin çağdaşlık yollarında yürüyen ve o hedefi kendine bir baz alan Türkiye böyle olmamalıdır." Türban yasağının kalkmasını "Atatürk'e giydirilen türban" olarak yorumluyorlar. Yani bizi bize şikayet ediyorlar. "Laik Atatürk'ün laik Türkiye'sinin bir direği kırıldı diyorlar." Hatta "kendi elleri ile kendi gözlerini çıkardılar" diyorlar. Er veya geç. Bu yasa Çankaya'da onaylanıp resmi gazete ilan edilecek ve uygulamaya konacak. Bundan sonra görün siz gençlik arasındaki kavgayı. Laik olanla laik olmayan iki kutuptaki gençliğin görüntülerini yakından izleyin. Yazık değil mi bu gençliğe? Türkiye'ye yazık değil mi? Sırf siyasi rant için bütün bunları gündeme getirerek, bir iç kavganın kıvılcımlarını atmak Türk milletine yakışır mı? Velhasıl Türkiye'yi ve Türk ulusunu çok zor günler bekliyor. Bizi bize şikayet eden dünyaya biz ne diyelim? Bugün insanlar aya çıkarlar, uzayın derinliklerinde ilmi ararlar, insanlık ve insan genleri üzerinde tıbbi araştırmalar yaparlar, doğanın dengesini korumaya ve insanoğlunun daha sağlıklı yaşamasını sağlamak için türlü deneyler yaparlar. Bilimadamları böylesine derin ve anlamlı çalışmaları yaparken Türkiye, durmuş türbanla uğraşıyor, türbanın bağlanış şeklini ve şemalini tartışıyor. Bir Türk olarak benim ciğerim cız cız ediyor. Sizin de yüreğinizde yangın var mı? Benim yüreğim harlı bir ateş gibi yanıyor da yanıyor. Allah Türk ulusunu korusun.
|