|
Evvelki gün YKP'nin "askersiz Lefkoşa, askersiz Kıbrıs" yürüyüşü vardı. Hem de Çağlayan Parkı'ndan Mağusa Kapısı'na kadar. Basına yansımış şekli içinde yürüyüşü düzenleyenler yürüyüşün son durağını "Mağusa Kapısı" olarak belirlediklerine göre, sanırım bu yürüyüş, YKP ve onun gibi düşünen Rumlar tarafından müşterek yapılmıştır. Veya haber içeriği öyle algılanmıştır. Bana ne Rum'dan? Yıllarca anamızı ağalatan, evlerimize ev dedirtmeyen, malımıza mal, evlatlarımıza evlat deditmeyen bir milletten bana ne? O zor günleri düşünürüm bazen. 1958 yıllarında patlayan bombaları ve sokaklarda kurşunlanan kardeşlerimizi. 1963 olaylarını ve 103 köyümüzün göçmen durumuna düşürüşünü, hastanesiz, ilaçsız, evsiz barksız kaldığımız ve dünyadan kopartılmış bir hayatımızı düşünürüm. O acı dolu günlerde nazarlarımızı hep Toroslar'a çevirir ve "Türk askeri bizi ne zaman kurtaracak bu alçakların elinden?" derdik. Bir özlemle ve bir hasretle beklerdik Mehmetçiği bağrımıza basmayı. Kanlı Noel gecesi karanlıklara kurşun sıktığımız geceleri unuttuk. Masum kardeşlerimizi katliam çukurlarında kurşunladıklarını da unuttuk. Hamitköy tepelerine kurulan göçmen çadırlarında yaşayan o acı dolu insanları gidip bulsunlar bakalım göçmenlik neymiş, neden evlerini bırakıp o soğuk gecelerde çadıra sığınmışlar, neden aç ve susuz kalmışlar, onu sorsunlar şu "Askersiz Kıbrıs" diyen efendiler. Doğrusunu söylemek gerekirse, yeniden doğmamızı sağlayan ve düşmanın acımasız dişlerinden ve pençesinden bir hızır gibi uçarak ve yüzerek gelip bizi kurtaran, bize hayat ve ışık veren Türk askerine bu yapılanlardan ötürü utanç duyar ve kendi adıma, toplumun bir bireyi olarak Türk askerinden özür diliyorum. Türk askeri böyle bir muame-leye layık değildir. Olmamalıdır da. Hani derler ya "sinek de küçüktür ama mide bulandırır" diye? Bu küçücük grup da böylesine mide bulandırır bir görüntü veriyor. Bir defa YKP'nin neden "Askersiz Kıbrıs" sloganı ile yola çıktığına baktığımızda, yanlış muhasebe ve yanlış muhakeme yaptıkları kanaatine varırız. Kıbrıs'ın askerden arındırılmasının arkasındaki temel neden, esasta Türk askerinin adadan gitmesidir ve bu küçücük, adına "parti" denemeyecak kadar küçük siyasal oluşum, maalesef Rumlar tarafından kullanıldıklarının da farkında değildir. Yani YKP'ye mi düştü Kıbrıs'ın askersizleştirilmesi? Onu soruyorum. Hangi hakka ve hangi hukuka, hangi kamuoyunun isteğine göre böyle bir istemle halkın ve Türk askerinin kafasını bulandırıyorlar, onu merak ediyorum. Esasında bizlerin kafası bulanmaz, sadece ve sadece tiksinti duyar aklı başında olan her Kıbrıs Türkü bu türdeki isteklerden. Kafası bulananlar kimlerdir bilir misiniz? Rumları "cuk" diye kucaklarına oturtan AB organı ve BM'dir. Onlar YKP veya onun gibi düşünen, küçük kitlelere hitabeden ve sadece siyasi rant peşinde koşan ve de amaçlı ve tamamen Türk çıkarlarına hizmet etmeyen hareketlere şöyle bakarlar ve kendi kendilerine sorarlar. "Şu Kıbrıs Türkleri nasıl insanlardır Allah aşkına? Türk askeri onları kurtardı, onlara hayat ve devlet verdi, bayrak verdi, şimdi de onların adadan gitmesini isterler." Halbuki bilmezler ki bir avuç insanın göstermelik ve siyaset fincanında çırpınan sinek gibi boşuna çırpınan ve istediğini elde edemeyen ve de kendi egosunda boğulan küçücük bir grupcuktur. Biliyorum doğruyu söyleyeni dokuz köyden kovarlar. Ben ve benim gibi düşünenler, doğruyu söylediğimiz için bu köyden kovulacaksak, kovulamaya razıyız. Şu da bilinmelidir ki Türk askerine uzanacak en ufak el, en acı söz, en vicdansız yürek; karşısında bu düşünce içinde olan insanları bulacaklar ve Türk askerinin varlığının adadaki idamesi için ölümüne bir savaş vereceklerdir. İcap ederse ulusal çıkarların egemen olacağı bir strateji daha da genişletilecek ve o kavga o şekilde verilecektir. Ta ki gerçek anlamda onurlu bir barış elde edilene kadar. Rumlar elbette ki sizi kullanacaklar. Rumlar kırk elli yıl önce neyseler, bugün yine aynıdırlar. Hiçbir zaman değişim veya başkalaşım göstermemişlerdir. Rumlar hem "Kıbrıs Cumhuriyeti" külahını kullanarak AB'ye girdiler, hem de Türk haklarını yemeye devam ettiler ve ediyorlar. Fakat kimse de onlara "Rum askeri adadan çıksın" da demiyor. Halbuki bu adayı işgal eden esasta Türk askeri değil, Rum ve Yunan askerleridir. Rumların adaya getirdikleri askerlere ve en modern silahlara baktığımızda neyi görürüz? Rum ve Yunan askerlerinin bu adadan kesinlikle çıkmayacağını. YKP, "Hem Türk hem Rum ve Yunan askerleri adadan çıksın, Kıbrıs askersizleşsin" diyor. Biz hangi haklarımızı aldık ki, adadaki tek güvencemiz olan Türk askerinin gitmesini isteme hakkını kendimizde görüyoruz? Onu soruyorum. O nedenle küçük hesaplarla Rumların ekmeğine yağ sürmek yerine, oturup akıllı politikalar üretseler, her halde halktan da tepkiler almaz-lar, bilakis "Türk askeri bizim güvencemiz" dedikleri için takdir, sevgi ve saygı alırlar. Bana ne düşmanın askerinden? Ben kendi yarınlarıma, benim geleceğimi garantiye alan ve bana "ölümsüz ve kansız" hayat bahşeden Türk askerine bakarım ve ona ömrüm oldukça şükranlarımı sunarım. Türk askeri bu adada olmasa, halimiz neler olurdu onu merak ediyorum. Bu soruyu da sorsun bu efendiler kendi kendilerine. Son pişmanlık para etmez. Bir gün bu hatadan dönme noktasına gelirlerse, yine işbirliği yaptıkları "deşifreci" Rumlar sayesinde döneceklerdir. Hiç şaşmam bir gün Rumlar "YKP ile Türk askerinin adadan çıkması ve tüm Rum göçmenlerin evlerine dönmesi için gizli anlaşmamız var" derlerse, tıpkı CTP'nin AKEL ile olan anlaşma haberleri gibi. Özetle, Türk askerine bu yapılanlardan utanç duyarım ve derinden üzülürüm. Başka da diyeceğim yok...
|