Atatürk'e şikayet: Laiklik tehlikede
Osman Güvenir

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   5 Şubat 2008, Salı Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

İnanın türbanla ilgili yasal düzenlemeleri gören halkın Anıtkabir'de, Ata'nın huzurunda gösterdikleri tepki hem anlamlı, hem düşündürücü, hem de heyecan vericiydi. Binlerce insan bayraklarla ve başı açık kadınlarla "laikliğin tehlikeye girişine" tepkilerini gösteriyorlardı.
İnsan bu görüntüleri görünce gayri ihtiyari duygulanır ve tüyleri diken diken olur tabir caizse. 
Pek tabii ki üniversite öğretim görevlilerinin ve hukuk adamlarının gösterdikleri tepki daha da başka boyutta ve anlamlıydı. Bütün öğretim görevlileri, çoğunluklu olarak cüppelerini giydiler ve haykırdılar türbanla ilgili düzenlemelere karşı.
Laikliğin tehlikeye girdiğini savunan ve durmaksızın haykıran bu insanların tavırları tepkisel bir boyut kazanmışsa, birşeylerin doğru gitmediğinin göstergesidir. Laiklik bal gibi de tehlikede. Görüntü ve fotoğraf bize laikliğin tehlikede olduğunu gösteriyor. İran'da sanırsınız kendinizi Türkiye'de güdümlü odaklarda toplanan örtülü kadınları görünce.
Başbakan bu tepkilere sadece şu yanıtı veriyor.
"Güvencemiz laik sistemdir." diyor.
Sonra geçmişe çeviriyorum nazarlarımı. Abdullah Gül'ün örtülü başı ile Çankaya'ya çıkışını ve siyasi erkin "alışacaksınız" deyişlerini...
Şu veya bu şekilde MHP destekli türbanla ilgili yasal düzenlemeler yapılacak ve bu halk buna da alışacak. Gerçekten bu halk bunları sineye çekecek mi? Bence çekmeyecek. Bundan sonra hukuk savaşı başlayacak.  Yargılayan ve yargılanan görüntüsü içinde laiklik kavramı, Atatürk'ün ilkeleri, Atatürk'ün laiklik üstüne söyledikleri, TC'nin anayasasında öngörülen laiklik kavramları ve Türkiye'nin şu andaki gidişi...
Kim demiş Türkiye buna tepki göstermeyecek diye? Gösterecek! Hem de güçlü bir şekilde gösterecek. Laikliğin elden gitme tehlikesini Ata'ya şikayet eden emekli öğretmenlerin, başı açık çağdaş Türk kadınlarının ve modern düşünen insanların sıkıntıları gerçekten ortada ve üzüntü vericidir.
Bir emekli bayan öğretmen şöyle diyor mikrofonlara:
"Ben bu öğretmenliğe hayatımı verdim. Görev yaptığım zamanlarda bu kadar başı örtülü insan yoktu. Ne de öğrenci vardı. Biz düzeni şikayete geldik Ata'ya. Atatürk'ün laik devlet anlayışını sulandıranları şikayete geldik."
Şu anda Türkiye medyasını okuduğunuzda, en büyük tehlikenin, laiklik kelimeciği arkasına gizlenen ihanette olduğunu görürsünüz. O ihanet de aşırı derecede ve Türkiye'nin görüntüsüne ve laiklik anlayışına zarar vermektir.  "Biz laikiz" demek başkadır laikliği çiğneyerek veya laiklik kavramını sulandırarak icraat yapmak başkadır.
Bir yerde şu andaki iktidarın yıllara sığmana türban heyecanı, şimdi ellerine geçirdikleri güçle hedefine varıyor. Üniversiteli bayan öğrencilerin başörtüsünü nasıl bağlarlarsa üniversiteye kabul edilecekleri tartışılarak, sözde laikliği de korumuş oluyorlar.
Laiklik sadece kelimelerde kalmamalı. İcraatlarda da görülmelidir laikliğin halka ve topluma, büyük kitlelere yansıması. Ama gerçek laik düşünce. Özde bir laiklik. Sözde olmayan laiklik.
Bu yasal düzenleme rayına oturunca siz görün üniversitelerdeki baş örtüsü ve laiklik kavgalarını. Kimin başı örtülecek, kim daha fazla laiktir, kim daha fazla Atatürkçü düşüncenin sahibidir, onu zaman gösterecek.   Bana öyle geliyor ki bu kavga çok büyüyecek ve iş, Türkiye'yi bir iç çatışmaya doğru çekecek.
Laik olan insan başını da açar. Namus ayrıca örtünün de altında değildir. Mesela başı örtülü bir bayan, üniversite hayatı boyunca sınavlarda kulağına yerleştirdiği verici sayesinde dıştan çok rahat kopya alma şansına sahip olacak. Şimdiki tekonoloji o kadar büyümüş ve genişlemiştir ki. Biraz daha insanların hatıralarını kayda alacaklar ve geçmişlerini eşeleyecekler. Karanlıkla aydınlık gün ışığına çıkacak.
Burdan bizim Yakın Doğu Üniversitesi'nden mezun komşumuz bir kızcağız vardı. Mezun oldu ve gitti. Geçen gün de kardeşinin mezuniyetine geldi. Bu kızcağızın ailesi ile de tanışmıştım. Çok çağdaş, modern ve modern görüşlü insanlar. Kızcağız da modern, ahlaklı, başı açık ve          modern fikirleri olan birisi.
Bu gelişlerinde sordum ona:
"Herhalde hayatına yeni yön vermişsindir. Bir yerlerde bir işe girmişsindir herhalde." dediğimde çok büyük bir tepki göstermiş ve bana aynen şöyle demişti:
"Osman amca, biz başımızı örtmedik ki... Başımızı örtsek, mutlaka bana da güzel bir iş verecekler. Bakmayın siz başını örten bu kadar kıza.  Bunların çoğu başı açık kızlardır. Onların başlarını örtmeleri, bir ekmek kapısı bulmak içindir. Ne yaparsın? İnsanların karnı aç olduktan sonra..."
Doğrusu bu söylenenler beni kara kara düşündürdü. ''Bu mu Atatürk'ün bize armağan ettiği laik ve çağdaş Türkiye?'' diye geçirdim kafamdan.
Bu halk türban savunucularını Atatürk'e şikayet etmişlerse, yerden göğe kadar haklıdırlar. Çünkü gerçekten Türkiye'de laiklik sulandırılıyor ve konu derinleştirilerek değişik bir platfoma sokuluyor.
Şayet Sayın Erdoğan türban ve başörtüsüne hoş görü ile bakıyorsa, ki öyle bakıyor, bundan sonraki AB koşusunda önüne konacak takozları da hesaplamalıdır.
Özetle laiklik aşıkı insanlar yüreği kan ağlıyor, ama Anıtkabir'de Ata'nın yüreği daha da derinden kanıyor ve ağlıyor.
"Benim size bıraktığım Türkiye böyle olmamalıdır" dercesine bir duruşla duruyor o mermer mozolenin altında. 

   673 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  21 Nisan 2008, Pazartesi   Küçük çembere ne zaman trafik sinyali konacak?
  17 Nisan 2008, Perşembe   Günahkar Hristofyas
  16 Nisan 2008, Çarşamba   Vakıflar'ın devri hayatımızın dönüm noktasıdır
  15 Nisan 2008, Salı   Türkiye silah sanayiinde büyürken
  14 Nisan 2008, Pazartesi   Suyun hayati önemi bilinmelidir
  14 Nisan 2008, Pazartesi   Suyun hayati önemi bilinmelidir
  13 Nisan 2008, Pazar   "Lale Devri"
  12 Nisan 2008, Cumartesi   Başbuğ da bize güç verdi
  11 Nisan 2008, Cuma   Surlariçi "Özel Turizm Alanı"
  10 Nisan 2008, Perşembe   "Gönüllü çevrecilik" nasıl birşey?