Hayat Kurtaran 7 Besin

Vücudu hastalıklara karşı koruyan besinler.Amerikan Kanser Araştırmaları Enstitüsü (AICR), 2007'ye sağlıklı bir başlangıç yapmanız için, vücudu kanser, kalp krizi, Alzheimer ve diyabet gibi ciddi rahatsızlıklara karşı koruyan besinlerin listesini açıkladı.

   14 Ocak 2008, Pazartesi 13:37 Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

 

İşte Amerika'nın en iyi uzmanlarının hazırladığı besin reçetesi:

Kalbi koruyor
* BADEM: Her gün, bir çay fincanın yarısını dolduracak miktarda, yani 30 gram badem yemeyi ihmal etmeyin. Omega-3 asitli yağları açısından oldukça zengin bir besin olan badem, kandaki kötü kolesterol (LDL) oranını yüzde 4.4 oranında düşürüyor. Badem böylece damar tıkanıklıklarını önleyerek, dolaşım sisteminin düzenli olarak çalışmasını sağlıyor; kalbi koruyor.

Diyabete karşı
KAHVE: Günde iki fincan kahve, özellikle orta yaşlardan sonra görülen Parkinson ve Tip-2 diyabete karşı vücudu koruyor. Kahvede bulunan kafein maddesi, diyabete yakalanma riskini yüzde 35 azaltıyor. Ayrıca ağrı kesici özelliği de bulunuyor. Ancak kahveyi mutlaka kalsiyum deposu olan sütle için. Böylece kafeinin kemikleri zayıflatmasını engellemiş olursunuz.


Tatlıya karşı

* TARÇIN: Her yemekten sonra içinde bir miktar tarçın bulunan bir tatlı yemeyi unutmayın. Tatlı yemek istemiyorsanız, küçük bir çay kaşığı dolusu tarçını doğrudan suya ekleyerek içebilirsiniz. Tarçın kan şekerini düzenliyor, ayrıca sinir sistemini rahatlatıyor. Öte yandan köri baharatının içinde bulunan Tumerik adlı maddenin eklem iltihabını ve romatizmayı önlediğini unutmayın.

Patatesi haşlayın
* PATATES: Antioksidanlar yönünden çok zengin. Amerikan Tarım Dairesi'ne göre en yararlı 100 besinler arasında 17'nci sırada yer alıyor. Akciğer kanseri, diyabet ve kalp krizine karşı koruyor. Ancak patatesi kızartmak yerine, yağsız bir şekilde haşladıktan veya fırında pişirdekten sonra yemeyi tercih edin.

Kaslar için faydalı
* SEBZE ÇORBASI: Doyurucu ancak kalorisiz bir yiyecek olduğu için özellikle kilo vermek isteyenlerin bir numaralı tercihi. Ayrıca, özellike sebze çorbası sodyum bakımından zengin. Bir kase sebze çorbasında 500 miligram sodyum bulunuyor. Sodyum, sinir sistemi ve kasların düzenli olarak çalışmasını sağlıyor. Ayrıca vücuttaki sıvı miktarının dengesini düzenliyor. Ancak günde 1500 miligramdan fazla sodyum tansiyon ve kalp rahatsızlıkları konusunda tam bir ters etki yaratıyor

Kaslar için faydalı
* SEBZE ÇORBASI: Doyurucu ancak kalorisiz bir yiyecek olduğu için özellikle kilo vermek isteyenlerin bir numaralı tercihi. Ayrıca, özellike sebze çorbası sodyum bakımından zengin. Bir kase sebze çorbasında 500 miligram sodyum bulunuyor. Sodyum, sinir sistemi ve kasların düzenli olarak çalışmasını sağlıyor. Ayrıca vücuttaki sıvı miktarının dengesini düzenliyor. Ancak günde 1500 miligramdan fazla sodyum tansiyon ve kalp rahatsızlıkları konusunda tam bir ters etki yaratıyor

Kansere karşı birebir
* ZEYTİNYAĞI: Zeytinyağı kanser riskini azaltıyor. Günde 25 ml. zeytinyağı alanların idrarlarında, hücrelere zarar veren '8oxodG'adlı maddenin seviyesinin azaldığını ortaya çıkardı. Zeytinyağı kanserin yanısıra iyi kolesterol (HDL) oranın artmasını sağlayarak kalbi koruyor. 1 çorba kaşığı zeytin yağında 120 kalori bulunuyor. Bu nedenle günde 6 çorba kaşığını geçmeyin.

Kanseri engelliyor
* ÇAY: Siyah veya yeşil olsun, çayın her türü kanser riskinin azaltılmasında etkili bir rol oynuyor. Çay, kadınlarda rahim kanserine yakalanma riskini yüzde 50 azaltıyor. Göğüs kanseri içinse bu oran yüzde 60'a kadar çıkıyor. Çay ayrıca Alzheimer ve kalp krizine karşı vücudu koruyor.

*** *** ***

Kalp ve kanserden sonra ‘inme’ geliyor

ABD’de yapılan bir araştırmaya göre, dakikada ortalama bir kişi inme geçiriyor, üç dakikada bir kişi de inme nedeniyle yaşamını yitiriyor...

Dünyada kalp hastalığı ve kanserden sonra üçüncü ölüm nedeni olan inme, kalıcı sakatlık bırakmada ise birinci sırada...

Ufuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Dr. Rıdvan Ege Hastanesi Nöroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Zülküf Önal, halk arasında inme (felç) olarak bilinen hastalığın, dünyada kalp hastalığı ve kanserden sonra gelen en önemli ölüm nedenlerinden biri olduğunu söyledi.

ABD’de yapılan bir araştırmaya göre, dakikada ortalama bir kişinin inme geçirdiğini, üç dakikada bir kişinin de inme nedeniyle yaşamını yitirdiğini ifade eden Önal, hastalığın görülme sıklığının gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde ortalama yaşam süresinin uzamasına bağlı olarak arttığına dikkati çekti. Önal, Türkiye’de ortalama yaşam süresinin uzaması nedeniyle inme hastalığının görülme sıklığının yükseldiğini kaydetti.

Yaşlılık hastalığı diye bilinen beyin damar hastalığı inmenin, erişkinlerde kalıcı sakatlıklara neden olduğunu belirten Önal, inmenin beyne kan akımını sağlayan damarlardan birinin aniden tıkanmasıyla beyne giden kan akımının gidişinin yavaşlaması ya da durması sonucunda meydana geldiğini kaydetti. Önal, ayrıca beyin damarlarından birinin ani şekilde yırtılarak, kanın beyin dokusu içine akması sonucu da inmenin oluşabildiğini ve bunun halk arasında beyin kanaması olarak bilindiğini ifade ederek, inmenin sıklıkla ileri yaşlarda görülmesine rağmen, doğumdan itibaren her yaşta görülebileceğini vurguladı.

“3 SAAT İÇİNDE DOKTORA ULAŞILMALI”
İnme hastalığında tedavi şansının, hastanın en kısa sürede bir sağlık merkezine ulaşmasına bağlı olduğuna işaret eden Önal, “İnme olduktan sonra 3 saat içinde doktora ulaşabilen hastaların genellikle yüzde 20’sini tamamen düzeltme şansımız oluyor” dedi.

Önal, inme ya da inmeden şüphelenilen durumlarda, vakit kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna gidilmesi gerektiğinin altını çizerek, inmenin belirtileri çok iyi bilinmediği için hastaların doktora ulaşmada geç kaldıklarını söyledi.

İnmenin, 60 yaş üstünde kalp hastalığı ve kanserden sonra üçüncü sıklıkla gelen ölüm nedeni olduğunu ifade eden Önal, “Bir başka özelliği de ileri yaşlarda kalıcı sakatlık bırakan birinci sıradaki hastalık olması. Yani sakatlık bırakmada birinci, ölüme neden olmada ise üçüncü sırada gelen bir hastalık” diye konuştu.

“HAREKETSİZ YAŞAM, İNME OLUŞUMUNA ZEMİN HAZIRLIYOR”
Önal, hastalığın koruyucu tedavi metotları ile önlenebilir olduğuna dikkati çekerek, aile hikayesi, sigara ve alkol kullanımı, yüksek tansiyon, diyabet, obezite ve hareketsiz yaşamın inme oluşumuna zemin hazırladığını kaydetti.

İnme gerçekleşmeden önce bir ağrı olmadığı için hastanın bunu fark etmesinin güçleştiğini belirten Önal, aniden el uyuşması, kolda güçsüzlük, konuşmada bozukluk, yüz bölgesinde kayma, baş dönmesi, başı yana çevirdiğinde kısa süreli tam görme kaybının olması, bir iki dakikayı unutmak ya da hiçbir şey hatırlamamak gibi durumların inmenin önemli belirtileri olduğunu söyledi. Önal, “Bunlar genellikle önemsenmiyor ya da başa soğuk su dökmek, bir süre beklemek gibi uygulamalar yapılıyor” diye konuştu. Bu tür uygulamaların vakit kaybına neden olduğunu ve ciddi sakatlıklara, hatta ölüme sebebiyet verebildiğini vurgulayan Önal, “Bu belirtilerin ardından inme gerçekleşmeden ancak 100 hastadan yüzde 4-5’i ilk 3 saat içinde doktora ulaşabiliyor. Oysa, beyinde damar tıkanıklığı ya da kanama durumunda tedavi şansı çok kısıtlıyken, daha basit bulgulardan sonra doktora ulaşıldığında hastalığın ilerlemesi, kalıcı sakatlıkların önlenebilmesi hatta var olan bulguların tamamen geçirilebileceği göz ardı edilmemeli” uyarısında bulundu.

“ASPİRİN KULLANIMI ÇOK ÖNEMLİ”
İnmenin engellenebilmesi için aspirin kullanımının çok önemli olduğuna işaret eden Önal, hastaların mutlaka nörologlar tarafından takip edilmesi gerektiğini belirtti.

Önal, özellikle risk altındaki kişilerin uzman hekimin tavsiyesi üzerine sürekli aspirin kullanmasının doğru olduğunu vurgulayarak, “Koruyucu tedavide, aspirin en önemli seçenek. Aspirini doktor söylemediği sürece hiçbir hastanın kesmemesi, kesilecekse de ona alternatif olan bir ilacın mutlaka kullanılması gerekiyor. Çünkü, elimizdeki en iyi seçenek bu” dedi.

Koruyucu tedavi kapsamında beyindeki damarlarda daralma ya da kapanma olması durumunda, beyindeki damarlara stent konulduğunu belirten Önal, damarlardaki kireçlenmeye neden olan plağın da cerrahi yöntemiyle çıkarılabildiğini söyledi.

Önal, inme gerçekleştikten sonra yapacak fazla bir şey kalmadığını anlatarak, “Hastanın kanamaya eğilimli durumu varsa, tansiyonu yüksekse, bilinci kapandıysa ya da komadaysa tedavi şansımız çok azalmaktadır. O nedenle tedbirleri almakta fayda var” diye konuştu.

*** *** ***

Popülarite kilo almaya engel oluyor
Popülerite kiloya engel
ABD’de yapılan bir araştırmada, öğrenim çağında “kendilerini popüler hissetmeyen” genç kızların, ilerde kilolu olma ihtimalinin daha yüksek olduğu ortaya çıktı.
Harvard Üniversitesinin Halk Sağlığı bölümünce 12 ila 19 yaşında 4 binin üzerinde genç kızın katıldığı araştırmada, deneklere dağıtılan anketlerde, okuldaki popülariteleri ve sosyal durumları konusunda kendilerini 10 aşamalı bir ölçeğe yerleştirmeleri istendi.

Araştırmada, iki yıl sonra normal bir büyüme ve gelişme dönemi geçirdiği varsayılan kızların yüzde 11,7’sinin yaklaşık 5,5 kilo aldığı belirlendi. Bunlardan yüzde 20’sinin anket sorularında kendini sosyal ölçeğin en alt sıralarına yerleştirirken, sadece yüzde 11’inin kendini daha yüksek bir sosyal seviyeye koyduğu görüldü.

Kendilerini yüksek bir popülarite seviyesine yerleştiren kızların ise iki yıl sonunda 3 kilodan fazla almadığı belirlindi.

Araştırmada, kendini sosyal ölçeğin alt sıralarında gören genç kızların iki yıl sonunda 5,5 kilo alma olasılığının diğerlerine göre yüzde 69 fazla olduğu ortaya çıktı.

   1037 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder
Diğer TAM SAHA haberleri
Zevkli seks için 9 öneri
Ispanağa rakip "hoşkıran"
Kafa travmalarına dikkat