Avrupa Birliği'nin Kıbrıs Türkleri'ne yükümlülükleri
Alper RIZA

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   18 Şubat 2008, Pazartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

1949'da Kıbrıslı Rumlar, kiliseleri tarafından organize edilen 'Yunanistan'la Birleşme' için yapılan plebisitte yüzde doksan dokuz birleşme isteğinde bulundular. Bu konuda Kıbrıs Türkleri'ne danışılmış değildi... 1955'te Kıbrıs Rumları Kıbrıs'ı Yunanistan'a bağlamak için İngiltere aleyhine bir savaş başlattılar. Bunda da Kıbrıslı Türklere danışılmadı..
1960'da İngiltere Ada'yı terk etti ve üç yıl içinde -1963'te- yıkılacak olan bir ortaklık anlaşmasını geride bıraktı... O zamandan beri Kıbrıs Rumları beynelmilel alanda bütün Kıbrıs'ı temsil eden taraf olarak tanındılar. Mamafih hepimiz bilmekte-yiz ki, bu ters bir yasallıktır. Rumlar aslında Kıbrıs Türkleri'ni temsil etmemektedirler ve tüm bu yıllar süresince Kıbrıs Türkleri'nin yararına hiçbir şey yapmamışlardır.
1974 Temmuz'unda Kıbrıs'taki ve Yunanistan'daki milliyetçiler Kıbrıs'ı Yunanistan'a bağlamak için teşebbüste bulundular.  Türkiye başarılı bir müdahalede bulundu ve barış kabullenildi.  Ancak, doğruyu söylemek gerekirse, bu süre içinde insanlar yaşamlarını kaybetti ve mallarının sefasını süremediler...
Kıbrıslı Türkler güvenlikte Yeşil Hat arkasına tıkıldılar ve laik, demokratik prensipler içinde, tanıyıp saygı duydukları KKTC'de kendi işlerini kendileri yürütmektedirler. Tüm birinci sınıf politika öğrencilerinin bile bildiği gibi, Kıbrıslı Türkleri temsil eden ve onlar adına konuşan, Kıbrıs Cumhuriyeti'ni yürüten Rumlar değil, KKTC'dir.
2004 yılında Kıbrıs Avrupa Birliği'ne katıldı fakat yine bu konuda Kıbrıs Türkleri'ne danışılmadı. Sonunda Kıbrıslı Rumlar Kıbrıs Türkleri'ne ve Türkiye'ye yararı dokunan birşey yaptılar. Ancak sorun odur ki, bu gelişimle AB, demokrasiye aykırı birşey yaparak, Rumlar da hem demokrasiye, hem de Anayasaya aykırı davranarak bu yola girdi. Görünürde, AB, 1960 Anayasası'na göre ve Kıbrıslı Türklerin arkasından ve onların itirazları olsa bile, Kıbrıs'ın AB'ye alınabileceğine dair kapalı kapılar ardından verilen bir nasihatle bu adımı atmış oldu. Tabii Kıbrıs şu anda Avrupa Birliği içindedir ve gerçekler değişince bizim de gerçeklere göre değişmemiz gerekmektedir... Ancak demokrasi açığını düzeltmek için ne yapılmalıdır ve Kıbrıs sorununa geniş çaplı bir hal çaresi bulununcaya kadar Kıbrıs Türkleri'ne ne olacaktır?
Kanımca önce, KKTC Kıbrıslı Türklerin AB içinde kalıp - kalmama isteğini saptamak için bir referandum yapmalıdır. Böyle bir yöntem daha önce de yapılmıştır. Grönland, Danimarka ile beraber AB'ye katılıp sonra referandumla ayrılınca aynen böyle yapmıştır. 
Kıbrıs, Avrupa Birliği'ne, herkesin Rumların Türkleri temsil etmediğini bildiği halde, tüm Kıbrıs'ı temsil eden Kıbrıs Cumhuriyeti olarak başvurup alınmıştır. AB burada demokratik bir açık olduğunu bilmekte ve bundan hicap duymaktadır. Kıbrıs Cumhuriyeti'nin Kıbrıslı Türkleri temsil ve onların menfaatlerini koruduğunu iddia etmek bir uydurmaca ve sahte yasadır!
Bugün, AB koridorlarındaki güçlerin demokratik prensiplerle ilgili olarak Türkiye'den istenenlerde ve Türkiye hakkındaki eleştirilerde, AB'nin kendisinin Kıbrıs Türkleri üzerinde ve onlara veya liderlerine, uygun bir şekilde AB'nin bir parçası olmayı isteyip istemediklerini sormamakla moral otoriteyi kaybettiklerini bilmekteyim. 
AB'deki bazı açıkgöz hukukçular, 2004 Nisan'ındaki Annan Planı'yla ilgili referandumda, Kıbrıs Türk toplumunun Avrupa Birliği içinde bulunmayı açıkça istediklerini iddia etmektedirler ki, bu saçma bir iddiadır, çünkü, Kıbrıs Türkleri tarafından Annan Planı'nın kabulü Kıbrıs sorununun kapsamlı bir çözümle sonuçlanmasına bağlıydı ki, bunun içinde Kıbrıslı Türklerin Kıbrıs hükümetinde yer alması öngörülüyordu. Bu, Kıbrıs Rumları'nın hükümeti elde ederek Kıbrıslı Türkleri'nin hakları hakkında onları engelleme, bunalıma sokma ve üyelik haklarını baltalama demek değildi.
Ancak eğer böyle bir referandum yapılırsa, ben herkese AB'ye girmeyi öneririm. AB içinde kalmanın yararları, önce, Türkiye de AB'ye girmek istediğine göre ona öncülük etmek ve AB'deki halka Türk dilini ve Türk kültürünü tanıtmak olacağı gibi, kendilerini önyargılarından arındıracaktır. Dahası; Kıbrıs Türkleri'nin zor anlarında kendilerine yardım elini uzatan Türkiye'ye vefa borçları vardır. Bunun için de bu borçlarını ödeyebilmek için yapacakları asgari şey bu olur. Kıbrıs'ın AB'ye giriş anlaşmasının 10 numaralı protokolüne göre, birliğe üye olmaktan tüm Kıbrıs vatandaşları yararlanmalıdır. 1960 Kıbrıs Anayasası gereğince tüm Kıbrıs Türkleri yasalar nezdinde Avrupa Birliği'ne üye olma hakkına sahip olduğu kadar Avrupa Birliği'nin tüm üyelerine bahşedilen haklardan eşit olarak yararlanma hakkına sahiptirler.
Avrupa Birliği'nin tüm üyeleri gibi, Kıbrıs Türkleri de hali hazırda şu haklara sahiptirler: Avrupa Birliği içinde serbest dolaşım hakkı, Avrupa Parlamentosu'na başvuru hakkı, Avrupa Birliği idaresine hesap sorma hakkı, herhangi birine karşı alınan  olumsuz bir tedbirde o kişinin sesini duyurma hakkı, kararların nedenlerini öğrenme hakkı, AB kurumlarının verdiği zarar-ziyana karşı tazminat isteme hakkı, yurt dışında diğer üyelere karşı diplomatik korunma hakkı, üye ülkelere serbestçe giriş-çıkış hakkı. Üye ülkeler (Kıbrıs Türkleri'ne) eşitlik prensiplerine göre pasaport yenileme ve kimlik kartı verme zorunluluğundadırlar.
Dahası; AB, KKTC'nin etkin kontrolü altındaki bölgelerin ekonomik gelişmesine yardımcı olabilmek için başka diğer hiçbir anlaşma tarafından önlenemez. Aslında bunu yürürlüğe koymak babında bir yasa geçirilmiş bulunmaktadır. (Bu karar (EC) 389/2006 numaralı Konsey hükmüdür). KKTC'deki herkes bunun bir suretini edinmeli veya internetteki AB web sayfasından (EU web site) elde etmelidir. Diğer şeyler yanında, enerji, nakil, çevre, telekomünikasyon ve su rezervi sahalarında mali yardım ve altyapının geliştirilmesine imkan vermektedir. Kıbrıs Türkleri'ne uzlaşma ve AB'ye yakınlaşma konularıyla, AB'nin siyasi ve yasal düzeni hakkında enformasyon ve bilgi yayma konularında yardımcı olunabilmektedir.
Bu bağlamda, ben de Avrupa Birliği Yasası ve Avrupa İnsan Hakları konulu bir yaz okulu açmak için yardım talep etmeyi tasarlamaktayım.
 Yönetmelik yardıma hakkı olanlara, tanınma engelleri hakkında lüzumsuz endişe gösteren Kıbrıs Rumları'nı pas geçerek, doğrudan doğruya yardım etme imkanları vermektedir.  Yardım almaya hakkı olanlar arasında yerel kurumlar, sendikalar, ticareti destekleyen organizasyonlar, bölgelerde kamu hizmeti yapanlar, yerel ve geleneksel toplumlar olabilir. Verilecek yardım finans kontratları, faiz kolaylıkları olan tahsisat, özel ödünç, ödünç garantileri kapsamında olabilir. İlginç olan yanı, KKTC kamu hizmetlerine bu yardımların yapılması hususunda yasaklayıcı hiçbir hüküm yoktur. Ancak bu yardımların yapılmasıyla KKTC'nin tanındığı anlamının çıkarılmayacağına dair kesin bir hüküm vardır.
Kendi görüşüme göre, bu, Avrupa Komisyonu'nun Avrupa yasalarına göre davranmasında olduğu gibi, anlayışla karşıla-nabilir.
İnsan Hakları Mahkemesi... Sonuçta bu konular halledilebilir ve mal-mülk sorunu üyeliğin olumlu etkileri kendini göstermeye başladığında, mal sahipleri tarafından zamanla Özel Yasa ile halledilebilir.
REFERANDUM YAPALIM
Böylece; erken bir zamanda bir referanduma gidelim ve AB içinde kalma kararı alalım ve iyi niyet jesti ve uzlaşma adına Sayın Klerides'e, Vasiliyu'ya, Simitis'e bunu mümkün kıldıkları için büyük bir Türk teşekkürü sunalım..
Eskiler, "Hediye verseler bile Yunanlılara dikkat ediniz" derlerdi... "Rumlardan-Yunanlılardan hediye almayınız" demediler; ancak teşekkür değil, yalnız biraz dikkatli olunuz demek istemişlerdir. O kadar!
Bu arada, Avrupa Birliği, AB yasaları gereğince, tavır değiştirene ve Kıbrıs sorununu daha ılımlı şartlarda yeniden ele alana kadar, Kıbrıslı Türklerin barış ve huzur içinde, şerefli ve müreffeh yaşamaları için onlara yardım etmek mecburiyetindedir.
Çeviri:
Alper Faik Genç
1998 - Londra Lisan Enstitüsü

   748 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder