301 reformu… Gerçekten mi?
Yusuf Kanlı

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   21 Nisan 2008, Pazartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Düşünce ve ifade özgürlüğü, özgür basın demokrasilerin olmazsa olmazı. Bu özgürlüklerin yokluğu demokrasinin de yokluğunu ortaya koyduğu gibi, demokrasinin olmadığı ülkelerde de bu özgürlüklerden bahsedilemez… Dolayısıyla, demokrasi için bu özgürlüklerden fedakarlıkta bulunmak veya bulunulmasını istemek ile demokrasi kavramı arasında temel bir çelişki oluşturur.
Geçen Cuma günü, haberciler, foto muhabirleri ve kameramanların kendilerini görüşme salonundan atmaya çalışan Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) emniyet amiri karşısında sergiledikleri "demokrasi direnişi" ertesinde neredeyse 13 saatlik ve oldukça gergin bir maraton tartışma sonrasında Türk Ceza Yasası'nın 301'inci maddesinde değişiklik yapan metin Adalet Komisyonu tarafından benimsendi.
Basının bu muhalefetçe de desteklenen "demokratik direnişi" ve TBMM genel kurulunda muhalif milletvekillerine tekme-tokat saldırmayı içine sindirebilen Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) iktidarının demokrasi anlayışını göstermesi açısından oldukça önemli. Komisyon tüm karşıtlarınca "serbest düşünceye zincir vuruyor" diye eleştirdiği önemli bir Ceza Yasası maddesini görüşmek üzere toplandığı bir günde, tüm amacı ve gayreti olan bitene tarih önünde halk adına şahit olmak ve gelişmeleri halka yansıtmaktan başka bir şey olmayan basın mensuplarının, foto muhabirlerinin ve kameramanların toplantı salonundaki mevcudiyetlerinden memnun olmayan AKP'li komisyon başkanının emri ile TBMM emniyet amiri gazetecileri salondan kovmaya, bu değişikliklerin nasıl yapıldığını halka iletmelerine engel olmaya çalışıyor… Hem de "özgür düşüncenin önündeki engelin" kalkacağı edebiyatının yapıldığı bir günde… Helal olsun!
301'inci maddenin değiştirilmesinin yine hükümetçe gündeme getirildiği ve "bu hafta Meclis'ten geçecek" diye söz verildiği yüzlerce defadan birisinde, Ocak ayının ilk haftasında, bir yazımda AKP'nin önerisinin reform falan olmadığını, takiyenin yani kandırmacanın, yani yaparmış gibi yapıp yapmamanın güzel bir örneği olduğunu yazmış ve iktidar partisindeki dostlar dahil herkesin eleştirisini almıştım.
AKP FELSEFESİ: YAPAR GİBİ YAPMA
O zamanlar demiştim ki kendini herkesten akıllı gören AKP ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan 301'inci maddede yapılacak değişikliklerle bir yandan Avrupa Birliği'ne ve bu maddeye temelden karşı Türk aydınlarına "İşte bakın, ben sözümü yerine getirdim ve maddeyi değiştirdim" deme, diğer yandan da muhafazakar tabanına, aşırı milliyetcilere dönüp "İşte gördüğünüz gibi her türlü baskıya karşı koyduk, Türk milletine hakaret edilmesinin suç olmaktan çıkarılmasını kabul etmedik… Baskıya boyun eğmedik…" diyebilme hesapları içerisinde.
Hükümet bu yasa tasarısı ile 301 ve ona bağlı baş ağrılarının geride kalacağını, bu kozmetik değişikliklerin herhangi bir işe yarayacağını düşünüyor ise, yakında ne kadar çok yanıldığını anlayacak. Tabii ki bu hafta TBMM Genel Kurulu'ndaki görüşmeler sırasında metinde başka ne değişiklikler olabilir bilemiyoruz. Ancak, Adalet Komisyonu'ndan geçen metin bu madde çerçevesinde soruşturma açılması yetkisini Adalet Bakanı'na vermekte, savcıların elini daraltmaktadır. Başka? Madde çerçevesinde ceza üst sınırı yürürlükteki metne göre üç yıldan iki yıla indirilmekte, "suçun" yurt dışında işlenmesi durumunda cezanın 1/3 oranında artırılacağı hükmü metin dışında bırakılmaktadır.
Kısaca, komisyondan geçen taslakta, TCK'nın 305. maddesinde yer alan ve Adalet Bakanı'na ait kovuşturma açılmasına izin verme yetkisini Cumhurbaşkanına devreden 2. maddesi ise verilen önerge ile teklif metninden çıkarıldı. 301. maddeye eklenen ''saygınlıklarını sarsar biçimde'' ifadesi ise Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin'in itiraz etmesi üzerine kabul edilmedi.
Başka?
Yürürlükteki 301. maddede yer alan ''Türklüğü'' ifadesi ''Türk Milleti'', ''Cumhuriyet'' ifadesi de ''Türkiye Cumhuriyeti Devleti'' olarak değiştirildi; 3 yıllık ceza üst sınırı da 2 yıla indirildi… Ayrıca, 301. maddede yer alan, ''Türklüğü aşağılamanın yabancı bir ülkede, bir Türk vatandaşı tarafından işlenmesi halinde, verilecek ceza üçte bir oranında artırılır'' hükmü çıkarıldı.
Yine, komisyondan geçen metne göre 301. maddenin başlığı, ''Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni, Devletin kurum ve organlarını aşağılama'' olarak değişiyor.
TASLAK 301'İNCİ MADDE
Önerge ile değiştirilerek kabul edilen teklifte yer alan 301. madde şöyle:
1- Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni veya Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'ni ve Devletin yargı organlarını alenen aşağılayan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
2- Devletin askeri veya emniyet teşkilatını alenen aşağılayan kişi, 1. fıkra hükmüne göre cezalandırılır.
3- Eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz.
4- Bu suçtan dolayı soruşturma yapılması Adalet Bakanı'nın iznine bağlıdır.
YÜRÜRLÜKTEKİ MADDE
Kıyaslamanın daha rahat yapılabilmesi için mevcut 301'nci maddeyi de verelim:
1- Türklüğü, Cumhuriyeti veya Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni alenen aşağılayan kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
2- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'ni, Devletin yargı organlarını, askeri veya emniyet teşkilatını alenen aşağılayan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
3- Türklüğü aşağılamanın yabancı bir ülkede, bir Türk vatandaşı tarafından işlenmesi halinde, verilecek ceza üçte bir oranında artırılır.
4- Eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz.
Açıkça görüleceği gibi, çerçevesinde 2008 yılında geçen yıllardan görüşülmesine devam edilen 527 tane 301 davanın bulunduğu, 2003'ten bu yana hükümleri uyarınca 745 kişinin mahkûm olduğu bu maddedeki en bariz değişiklik soruşturma açılması yetkisinin adalet bakanına verilmesi… Tabii bu durumun adaletin bağımsızlığı veya güç ayrılığı prensipleriyle nasıl izah edileceği konusunu daha sonraki bir başka tartışmaya bırakarak en azından ilk önerideki gibi Cumhurbaşkanı'nın yetkilendirilmemesinin isabetini vurgulamakla yetinelim.
DEĞİŞİKLİK NE GETİRECEK?
Peki, bu kozmetik, yani pek fazla anlamı olmayan, değişiklikler teklif aynen yasalaşırsa neler sağlayacak? Radikal'deki arkadaşlarımız araştırmışlar. Onların çalışmasını özetlersek:
1- Mevcut 301. maddedeki 'Türklüğü' ibaresi teklif ile 'Türk milleti' olarak değişmesi davaları nasıl etkileyecek? Hiçbir anlamı olmayacak, çünkü Yargıtay, son kararında 301. maddede geçen 'Türklük' kavramından anlaşılması gerekenin 'Türk milleti' olduğu yönünde karar vermişti. Hukukçuların genel görüşü, kavram değişikliğinin davalarda çok da etkili olmayacağı.
2- Teklif ile ceza üst sınırının üç yıldan iki yıla indirilmesi halinde ne olacak? Basit görünse de bu oldukça önemli bir gelişme çünkü iki yıl ve altındaki hapis cezaları ertelenebiliyor. Dolayısıyla hakim, 301'den hüküm giyenleri cezaevine göndermek yerine denetimli serbestlik hükmü verebilecek. Ayrıca, ceza üst sınırı iki yıla indiği için davalar asliye ceza mahkemeleri yerine sulh ceza mahkemelerinde görülecek. Sulh ceza mahkemelerinde mesleğe yeni başlayan hâkimler görev yapıyor.
3- Mevcut davalar ne olacak? Yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar durdurulacak. Adalet Bakanı'nın izin vermesi halinde soruşturma devam edecek aksi halde sona erecek. Kovuşturma aşmasında ise; davanın devam ettiği asliye ceza mahkemesi görevsizlik kararı vererek dosyayı sulh ceza mahkemesine gönderecek. Sulh Ceza Mahkemesi de yeni düzenleme kapsamında savcılık aracılığı ile Adalet Bakanı'nın görüşünü alacak. Bakan izin verirse kovuşturma devam edecek. Yargıtay aşamasındaki davalar da devam eden davalar kapsamında yer alacak.
4- Peki, mahkûmiyet kararları kesinleşenler nasıl etkilenecek? Yeniden yargılama isteyebilecekler. Bu durumda dosya yeniden incelenecek. Ancak Adalet Bakanı'nın görüşüne başvurulmayacak.
Tabii ki Türk aydınları bu maddenin Ceza Yasası'ndan tümüyle çıkmasını ve böyle bir "yoruma açık suçlama ve cezanın" ülkemizden tamamıyla ortadan kalkmasını tercih ederlerdi… Bu olmadı, ama en azından metindeki "alenen aşağılama" gibi muğlak ifade, "açıkça hakaret" gibi daha net bir ifade ile değiştirilemez miydi? Böylece belki doğru yönde önemli bir adım atılacaktı…
Kısaca, 301 reformu diye gösterilen esasında AKP iktidarının esasta hiçbir gelişme sağlamadan, kozmetik birkaç değişiklikle "reform yapar gibi yapma" gayretinden başka bir şey değildir.
Gördüğümüz takiye bazlı siyasi anlayışın fiili uygulamasına güzel bir örnektir: Yapar gibi yapma ama hiçbir şey yapmama…

   593 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  14 Nisan 2008, Pazartesi   Kayıp Türkler veya kayıp Avrupalılar
  07 Nisan 2008, Pazartesi   AKP'yi veya Türkiye'yi kurtarma operasyonu
  31 Mart 2008, Pazartesi   Türkiye için çok önemli bir gün
  24 Mart 2008, Pazartesi   Vizyonumuz var… Ama yeter mi?
  17 Mart 2008, Pazartesi   Olağanüstü günler, acayip işler
  11 Mart 2008, Salı   Lalihanlar zaten hiç yaşamadı ki!
  03 Mart 2008, Pazartesi   Şu 'Kemalist zulüm'!
  26 Şubat 2008, Salı   Güney Kıbrıs'ta kime 'hoşgeldin' diyoruz?
  25 Şubat 2008, Pazartesi   Kedi tırmaladı
  19 Şubat 2008, Salı   Kıbrıs'ta umut ışığı