Türkiye yeni ve çok tehlikeli bir dönemeçte
Yusuf Kanlı

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   11 Şubat 2008, Pazartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Türkiye Cumartesi günü yeni bir döneme adım attı. Yaklaşık 200 bin laiklik yandaşı gösterici Ankara'nın Sıhhiye Meydanı ve Abdi İpekçi parkında iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) hükümetine üniversitelerde türbanı serbestleştirme çabasının sadece kendilerinin laik hayat tarzını değil aynı zamanda modern Türk Cumhuriyeti'nin ana direklerinden en önemlisi "laiklik ilkesine" yaşamsal tehdit oluşturacağı uyarısında bulunup "vazgeçin" çağrısında bulunurken, hemen hemen aynı saatlerde birkaç yüz metre ileride toplanan Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde AKP ile koltuk değneği Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) çoğunluğu tüm çağrıları gözardı ederek cumhuriyet tarihinde görülmemiş bir oyla, 518 milletvekilinin katıldığı oturumda tam 411 oyla anayasa değişiklik öne-rilerini yasalaştırdılar.
Şimdi anayasa değişiklik paketi Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün önüne gidecek. Pazartesi günü paketi incele-meye başlaması beklenen Cumhurbaşkanı daha önce "kişisel haklarla ilgili bir reform halkoyuna sunulmaması gerekir inancındayım" demişti. Bundan dolayı referanduma sunma hakkını kullanmayacağı, 15 günlük inceleme süresinin sona ermesini de beklemeyeceği ve önümüzdeki birkaç günde anayasa değişiklik paketini onaylayarak yasama sürecini tamamlayacağı beklenmektedir.
Vehİmler, kabuslar
Yaşanan üç haftalık süreç Türk halkını eşi görünmemiş bir şekilde derinden iki zıt kutup haline getirmiş durumda. Bir yanda "zafer" ve "40 yıllık mezalim sona erdi… Başörtüsüne hürriyet sağlandı" çığlıkları atan AKP, MHP ve diğer muhafazakar gruplar, diğer yanda "hayat tarzımız tehlikeye girdi… Laik cumhuriyet tarih oluyor" endişesi içerisinde direnme-ye çalışan solcu, sosyal demokrat, Kemalist, ulusalcı veya İslami basının ta-rifiyle "azgın azınlık"…
Peki günümüzde türban meselesinin aldığı boyuttan derin endişe duyan bu "azgın azınlık" bir vehim, yani temelsiz korku içerisinde mi? Yoksa ülkenin gerçekleriyle hiç de örtüşmeyen bazı kabuslar mı görüyorlar? Üniversitelerde türban yasağının kalkması çok daha büyük ve amacı Türkiye'de bir İslami devlet düzenine geçmek olan bir savaşın önemli bir öncü muharebesi mi? Bu ve benzeri diğer muharebeler birer birer, adım adım kazanılarak laik Türkiye Cumhuriyeti tarih mi yapılacak gibi endişeleri temelsiz mi?
En azından AKP ve türban meselesindeki koltuk değneği MHP sözcüleri öyle diyor. Onlara göre tüm endişeler ve korkular temelsiz. Bütün bunlar muhalefetin "Çernobil gibi" fikir kirliliği ve korku yaymasının sonucu…
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da birçok kez vurguladı konuşmalarında… Türban yasağının kaldırılması, dedi Başbakan, "üniversiteler ile sınırlıdır… Amacımız mağdur kızlarımızın mağduriyetine son vermektir… Bu konuyu (türban serbestleştirmesi) başka alanlara götürme niyetimiz yoktur…"
Ama, yine aynı Başbakan Erdoğan birçok vesileyle kamuda türban yasağının kaldırılmasının "şu anda" hükümetin gündeminde olmadığını da söylemiştir. "Şu anda" tabiri ile başbakanın ne demek istediği zaten endişe ve korku içerisinde olan ve "laiklik elden gidiyor" görüşünde olanlar açısından başbakanın niyet ikrarı olarak algılanmaktadır. Dahası, AKP'nin birçok milletvekili, belediye başkanı ve yerel yetkilileri türbanın üniversitelerde serbestleştirilmesinin yeterli bir "reform" olmayacağını, kamudaki "utanç verici uygulamanın" da giderilmesi ve hatta türbanlı bayanların TBMM'ye bile girebilmeleri gerektiğini söylemişlerdir.
Tabii ki, anlaşılır sebeplerle Başbakan Erdoğan'dan veya parti üst yönetiminden zılgıt yedikten sonra bütün bu beyanatlar geri alınmış, bu beyanların medya tarafından yanlış ve kasıtlı olarak uzun konuşmalar içerisinden cımbızla alındığını, beyanların çarpıtıldığı öne sürülmüştür.
Ancak, AKP'nin adım adım ülkede İslami bir yönetim oluşturma amaçlı gizli bir gündemi olduğu korkusundaki kesimlerde bu müteessif beyanlar daha yüksek seviyede gerginlik, korku, vehim, kabus, veya adını ne koyarsanız koyun, temelli yüksek bir tehdit algılamasına yol açmış ve adeta ülken "kardeş kavgası" eşiğine sürüklenmekte olduğu havası yayılmaya başlamıştır.
Cümleyi başbakanın çok sevdiği "varsayalım öyle, ne olacak yani" kalıbıyla kuracak olursak, eğer korkuların, endişelerin tehdit algılamalarının tümünün temelsiz olduğunu varsaysak bile, bir ülkede böyle bir durum varsa bunu gidermek öncelikli olarak o ülkedeki iktidarın vazifesi değil midir? İktidarın ve onun destekçilerinin bu endişelerin, vehimlerin kabusların temelsiz olduğunu gösterecek tavır ve davranışlar geliştirmeleri gerekmez mi?
 Türban cİhadI AKP'ye hİzmet etmez
Maalesef şu anda Türkiye'de gördüğümüz o değil. Cumartesi günkü TBMM'deki anayasa değişikliği paketi üzerindeki tartışmaları hatırlayın. Bir muhalif milletvekili üniversitelerde türban serbestleştirmesinin bu işin ilk adımı olduğu, yarın liselerin de gündeme geleceğini söyleyince ne duyuldu AKP sıralarından? "İnşallah, onu da yapacağız…"
Oturum canlı yayınlanıyordu ve bu sözler tüm ülkede laikliğin elden gideceği endişesinde olanların endişelerini katladı.
Bu ve benzeri ifadeler ile Cumartesi öncesinde AKP milletvekillerinin, belediye başkanlarının ve yerel yöneticilerinin rahatsız edici beyanları ve İslami basında gözlemlenen adeta "türban cihadı" yayınlar duyulan endişe ve korkunun hiç de vehim veya kabus olmadığını, gerçekten nihai amacının Türkiye'de İslami bir rejim oluşturmayı amaçlayan büyük bir savaşın önemli bir muharebesinin kaybedildiğini, savaşın sona ermediğini ve laiklik karşıtlarının "sırası gelince" yen muharebeler açacakları algısını kuvvetlendirmektedir.
Unutmayalım, algı gerçekten daha önemlidir. Üstelik adeta bu algıları güçlendirmek istercesine bazı "İslami azgınlar" şimdiden 1980 sonrası dönemde "türban mezalimi" uygulayanların İtalya'da Benito Musolini'nin yargılandığı gibi cezalandırılacaklarını haykırmaya başladılar televizyon ekranlarından.
 CHP anayasa değişiklik paketini Anayasa Mahkemesine götürüp götürmemesine ve mahkemenin ne karar vereceğine bağlı olmadan - ki o gelişme-ler alınacak sonuca göre durumu daha da ciddileştirebilir - ülkenin çok gergin yeni bir döneme girdiğini kabul etmeliyiz. Mevcut durumda hükümetin içinde bulunduğumuz ciddi tehlikeyi idrak edip artan tansiyonu dağıtacak acil önlemler alması gerekmektedir.
Aksi halde yarın çok geç olabilir.

   630 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  21 Nisan 2008, Pazartesi   301 reformu… Gerçekten mi?
  14 Nisan 2008, Pazartesi   Kayıp Türkler veya kayıp Avrupalılar
  07 Nisan 2008, Pazartesi   AKP'yi veya Türkiye'yi kurtarma operasyonu
  31 Mart 2008, Pazartesi   Türkiye için çok önemli bir gün
  24 Mart 2008, Pazartesi   Vizyonumuz var… Ama yeter mi?
  17 Mart 2008, Pazartesi   Olağanüstü günler, acayip işler
  11 Mart 2008, Salı   Lalihanlar zaten hiç yaşamadı ki!
  03 Mart 2008, Pazartesi   Şu 'Kemalist zulüm'!
  26 Şubat 2008, Salı   Güney Kıbrıs'ta kime 'hoşgeldin' diyoruz?
  25 Şubat 2008, Pazartesi   Kedi tırmaladı