|
Talat-Hristofyas görüşmesinden sonra yaratılan olumlu hava esmeyi sürdürüyor. Lokmacı geçidinde-kapısında ufak bir anlaşmazlıktan doğan gerginlik de atlatıldıktan sonra, teknik komitelerin ve çalışma guruplarının oluşturulmasında da anlaşmaya varıldığı söyleniyor. Pürüzler, savunma ve garantilerle ilgi ekibin çalışması ile ortaya çıkmıştı, denilmişti. Onları da halletmiş görüküyor Yakovu ile Nami. Cumhurbaşkanı Talat’ın Ledra’ya yürüyüşü herkesle sohbeti, Rumlar’la tokalaşıp kahvelerini içmesi, ikram edilen dondurmayı yemesi, olumlu rüzgarın esmesini daha da güçlendirdi... Dünya medyası, Rum halkı, bizim insanlarımız ve medyamızın bir kısmı da Talat’ın davranışını olumlu karşıladı, destekledi... Başta bakanlarımız da, yetkililerimiz de, bazı gazetecilerimiz de toplu halde Arasta Çarşısı’na, Lokmacı barikatına hücum etti... Nabız yokladı, esnafla konuştu, bilgi aldı, destek ve umut dağıttı. Sıraya girdiler. Hangisi daha güzel, olumlu, karşısındakini memnun edici sözler sarfedecek yarışına koyuldular. Rum tarfından da alkış tutmak için sıralara girenler oldu. Yeni, eski belediye başkanlarını Mağusa Belediye Başkanları takip etti. Galanos ve Kayalp da Mağusa ve Maraş ile ilgili umutlar saçtılar, surlar içinde kalan eski eserlerin tamirini ve korunmasını vurguladılar. Limnidi’de-Yeşilırmak’ta yıllardan beri Tillirga Rumları ile Türkleri’ni ayıran barikatın da ortadan kaldırılması çalışmaları yoğunlaştırıldı. İklim şartlarının sıcak ve tozlu hava getirmesine karşın, berrak ve tatlı hava estirilmesine taraflarca özen gösterilmesi elbette yerinde ve olumlu, umut verici davranışlar. Fakat, yine de şüphelenmekten kendimi alamıyorum. Geçmişte de, zaman zaman, çok olumlu havalar estirmişti Glafkos Klerides ile Rauf Denktaş... Yabancı diplomatlar, BM yetkilileri ve Amerika’nın-İngiliz’in Kıbrıs koordinatörleri de onları alkışlamış hatta cesaretlendirdiklerini açıklamış, desteklerini cömertçe sunmuşlardı. Gettolardan çıkışımız, güven artırıcı paketler, anlaşmalar vs. birbirini takip etti... Heyhat! Bir de baktık, aniden görüşmeler kesilmiş... Aylarca, yıllarca durgunluk dönemine geçilmiş... Hooop, bir de baktık görüşme sürecinin, müzakerelerin yeniden başlayacağı ve bu kez sonuca gidileceği müjdesi ve-rilmişti... Bir süre de öyle geçti. Hop, şıp diye kesildi mübarek müzakereler. Aylar sonra New York’ta, Avrupa’da, bilmem nerede tekrardan başladı. Herkes umut dolu. Alkışladı, memnuniyetini dile getirdi. Bana öyle geliyor ki, geçmişte tekrar tekrar gördüğümüz film yeniden önümüze sunuldu, yeni versiyonu ile. Alkışlamak için, izlemek için bizler de sıraya girdik. Umutluyuz. İnşallah bu kez sonu hayırlı olur. Ve de 2008 yılı sonuna ciddi gelişmelere tanık oluruz. Ama, galiba da olamayacağız. Çünkü, Hristofyas iki toplumlu, iki bölgeli, siyasi eşitliğe da-yalı, BM kararları, AB ve uluslararası yasalara, insan haklarına uygun federal, üniter (birleşik Kıbrıs, tek egemenlik, tek kişilik ve dışarda tek temsiliyet) bir Kıbrıs Cumhuriyeti’nden bahsedi-yor... Onun resmi sözcüsü Stefanu da özel görüşmemizde aynı görüş ve şartları sıralamaktan geri kalmadı. Özel mülakatı bu sütunlarda yayınladım. Talat, Hristofyas’ın görüşlerine katılıyor mu? Bildiğim kadarı ile birleşik Kıbrıs denirken o başka şey anlıyor. Kuzey’de KKTC, Güney’de Kıbrıs Rum Cumhuriyeti... Ve sakız gibi çiğnedikleri bu iki ayrı bölgeli, iki halklı federasyon nedir, nasıl işletilecek? Siz söyleyniz Allah aşkına. Hem iki bölgeli hem iki halklı demek ne demektir? Bölünmüşlük, taksim, adanın iki kısımdan ve idareden oluşumunu çağrıştırmıyor mu kullanılan ifadeler? Nasıl birleşik ve aynı zamanda iki bölgeli olunacak, ben bir türlü anlayamıyorum. İki ayrı cumhuriyetçiğin oluşturacağı, tek çatı altında bir federal cumhuriyet deseler ve mutabık kalsalar olmaz mı? Olmaz. Olamaz. Çünkü Rum Ulusal Konseyi, Ortodoks kilisesi ve Papadopulos ile ekibi Türklerin ayrı varlığını, yönetimini, garanti edilmesini kesinlikle kabule yanaşmıyor ve yanaşmayacak. Hristofyas da onlara uymak zorunda kalacak. Acaba, Talat ve Türkiye Rumların yaklaşımını benimseyebilecek mi? Eski Cumhurbaşkanı Denktaş ne diyor? O kadar ayrı, katı görüşler yakınlaştırılamaycak. Hayır. Asla. Yakınlaştırılacağına İnanmıyorum. Onun için, olumlu beyanatlar ve ılık rüzgarlar estirilmesine pek önem vermiyorum. Bunların da yüzeysel ve yapmacık olduklarına inanı-yorum. İnşallah beni yanıltırlar ve Kıbrıs ile halklarını yeniden şiddetli rüzgarların, fırtınaların önünde kuru yaprak misali savrulmalarına izin vermezler. İşte komiteler ve çalışma gurupları hazır. Hazırlasınlar ve sunsunlar Talat ile Hristofyasa bulgularını, raporlarını, anlaştıklarını, anlaşmadıklarını, önerilerini de Haziran sonunda veya Temmuz başlarında onlar alsınlar sazı ve mandolini ellerine. Bakalım ne besteler üretip çalacaklar, nice konserler verecekler kendilerini dinlemek için kuyruklarda sıraya girmiş insanlarımıza! Tatlı nağmelere hasret kalan kulaklarımıza umut ve huzur verici eserlerini dalga dalga sunsunlar... Eskimiş ve hüzün verici gazelleri dinlemekten usandık. Yeni ve yenilikci bestelerini dinlemek için can atıyoruz. Sofra hazırlanmış. Uzosu, rakısı, kebabı, samarellası, hellimi, Kıbrıs mezeleri önümüze sıralanmış. Haydi buyurunuz yeyip içip eğlenmeye. Oyunbozanlık yok, haaa! Küserim vallaha...
|