Bravo Talat
Özcan Özcanhan

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   13 Nisan 2008, Pazar Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Mehmet Ali Talat, KKTC Cumhurbaşkanı’dır. Ama, herşeyden önce o da bir insandır. Yüksek makamı varsa, kendisine o makamı da diğer insanlar uygun görmüştür, oyları ile onu oraya taşımıştır.
Talat da bir insandır ve insanlığını o makama getirildi diye unutacak değildi ya... Unutmadı da...
Sokağa çıktı. Yürüdü. İnsanlar arasına karıştı. Ayrımcılık yapmadı. Türk-Rum demedi, yabancı demedi. Aralarına yürüdü, hal hatır sordu. Oturdu sohbet etti. Kahvelerini içti, dondurmasını yedi. Ve de “kapıların açılması çözüm değildir, çözümü bulmaya çalışacağız” dedi.
Bravo Talat. Sana Talat diye hitap ettim, kusura bakma. Başlığı da öyle attım. Çünkü, sıradan bir insan gibi davranışlarınız, sırası geldiğinde de makamınızın verdiği sorumluluğu, ağırlığı hissettirdiğiniz için alkışlıyorum sizi. Hem halk çocuğu Talat’ı hem de Cumhurbaşkanı olan Talat’ı.
Örnek davranışlarınızın halkımıza da yayılması en içten temennimdir...
Ancaaak...
Dün karşılaştığım bazı, benden de milliyetçi, sizden de milliyetçi (!) dostlar,
“Nedir be kardeş bu Talat’ın yaptığı” diyerek beni sorgulamaya kalkışınca canım sıkıldı.
Ne yaptı, dedim.
“Baksana, Lokmacı’dan geçti gitti, Rumlarla kucaklaştı. Unuttu bize yaptıklarını, o Lokmacı civarında bize              döktürdükleri kanları, verdiğimiz şehitleri, oturdu onlarla dondurma da yedi. Bilmez ki yarın fırsatı bulsalar kendini bir kaşık suda boğacaklar, yedirdikleri dondurma ile zehirleyecekler”...
Daha fazla dayanamazdım..
“Bana, eski kan ve ölümleri hatırlatma. Hitler de milyonlarca Yahudi’yi, Fransız’ı, Hollandalı’yı, Polonyalı’yı vs. kesti. Değil mi? Şimdi hepsi dost ve ortak değiller mi Avrupa’da? Kaç yaşındasın, kaç senedir hep düşmanlık, savaş, kan ölüm yaşadık? Evlatlarımız, torunlarımız silah altında hala düşmandan gelecek saldırıları bekliyor. Zamanında, gençliğimizde bizler de çok bekledik, sabahlara kadar, aç susuz... Ne oldu? Kendimizi Türklüğe ve yüce Türk ulusu çıkarlarına adamıştık. Ne oldu? Baksana gün geldi Türklüğümüz de sorgulanıyor, İngiliz piçi de olduk, gavur piçi de, kör yiyici de, ve koskoca profesörin de bize yapmadığı hakaret, aşağılama kalmadı. Yeter artık. Bitsin düşmanlıklar, barış, anlaşma olsun, huzura kavuşalım, evlatlarımız olsun rahat yüzü görsün. Bizim zaten ömrümüz tükenmedi mi bu yolda çıkarcıların, lillicilerin politikaları sonucu? Evlatlarımız bizlerden devralmadı mı nöbetleri? Ben oğlumu ta Amerikalardan getirttim, gururla askerliğini yaptı, hem de Kolordu’da, Doğan Beyazıt Paşa ve Eşref Bitlis Paşa yanında, emrinde... Gene de " İngiliz piçi, gavur piçi, nankör" olmaktan kurtulamadık. Her fırsatta bize bu hakaretleri, aşağılamaları nasıl da reva görüyorlar...
Bırak da Talat olsun birşeyler yapsın." diye nutuk atmaya ve heyecanlanarak sesimi yükseltmeye başlayınca;
"Sen de değiştin, sen de CTP’ci mi oldun be Öccan? Ne yapalım yani barış olsun diye Rum’a teslim mi olalım?" dedi.
"Hayır, teslim olmak yok. Ama, barışçıl siyaset izlersek Rum’un bizi öldüreceği, keseceği, yutacağı da yok. İzlenen akıllı politikalar zaten ona fırsat vermez. Hitler dünyaya "üstün Alman ırkının" hakimiyetini yayma uğruna ne canlar aldırttı, kan döktürdü, memleketleri işgal etti. Sonunda barış, huzur ve refah için, güven içinde yaşamak için Avrupalılar birbirlerine güvenmedi mi? Bir yerden başlamak gerek. Düşmanlıklar, kin, ihtiras ve eskilerde, geçmişte yaşamaya son vermeliyiz. Bırakınız da Talat yeni bir anlayış, bir dönem başlatabilsin"...
"Başlatsın kardeşim, ama, ben yine de Rum’a hiç güvenmem."
"Garantörlerimize, İngiltere’ye, Türkiye’ye, Yunanistan’a güvenmedik mi? Kıbrıs Cumhuriyeti’ni, halklarını ve             haklarını koruyacak değiller miydi? Hani, ne oldu? Yunanistan ordu çıkarttı, darbe yaptı, Elen Cumhuriyeti ilan etti, Makarios’u devirdi, İngiliz egemen üslerini aldı kaptı, kenara çekildi, Türkiye de asker çıkarttı, haklı olarak garantörlük yetkisini kullandı. Ama, ondan sonraki yaşadıklarımıza sen neden bakmıyorsun? Kıbrıs şimdi bizim mi? Bana göre değildir. Artık Avrupa Birliği’nin, Yunanistan’ın, Türkiye’nin, İngiltere’nin malı oldu. Memleketimizi bölüştüler de farkında değiliz. Yarın Amerikanlar da, onların uydusu ve ajanları olan İsrailliler de dolacak buralara, onlar da pastadan paylarını kapacaklar. Bizler, gerçek Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumlar da hava alacağız. Eğer, havamızı da bize dönüp satmazlarsa. Bunu mu isterdik? Söyle kardeşim. Uyanalım artık. Barış, dostluk, güven, çözüm, anlaşma peşinde koşalım. Zıtlaşmaların, kavgaların sonu mutlaka felakettir. Biz doğru dürüst yaşamadık, evlatlarımızın, torunlarımızın olsun huzurlu bir gelecek bulmalarını engellemeyelim. Zehir saçmayalım. Talat’ın izlediği politikayı ben doğru buluyorum. İyi düşün, sen de takdir edeceksin. Talat, Ankara’nın kuklasıymış. Ne derlerse desinler. Elbette Ankara, Türk hükümetleri ve silahlı kuvvetleri ile karşılıklı saygı ve işbirliği, dayanışma içinde olmalıdır. Bunda gocunacak ne var? Sen zanneder misin ki Türkiye burada dostluklar kurulmasına, barış ve çözüm bulunmasına karşıdır. Türkiye’nin Yunanistan ile ilişkileri her geçen gün daha iyiye doğru yol alırken, hem siyasi, hem ticari, sportif, kültürel alanlarda, hem sosyal faaliyetlerde olumlu ve verimli hava estirirken bizler Kıbrıs’ta neden hep savaş ve teyakkuz durumunda olacağız? Yeter artık. Barış, güven, refah, huzur ve istikrar istiyoruz. Bunları elde etmek de akılcıl, cesur, atılımcı kararlar almaya, düşmanımız dedikleri-mizle dostluk kurmaya ve paylaşmaya bağlıdır. Geçmişte Rumların ve Yunanlıların bizlere, bizlerin de onlara yaptıkları tarihte kalsın, başımıza gelenlerden ve yaptığımız hatalardan dersler çıkartarak geleceğimizi ona göre şekillendirelim.. olmaz mı şeker kardeşim..."
İşi tatlıya bağladık ve ayrılırken, ikimiz de Cumhurbaşkanı Talat’ın işinin çok zor olduğunda mutabık kaldık. Bir noktada daha anlaştık. Artık Kıbrıs’a çözüm, huzur güven, istikrar gelmelidir. Evlatlarımızın geleceği açısından, insanlığın ve bölgenin geleceği açısından.
Yürü Sayın Talat. Senden çok daha güzel ve olumlu adımlar beklenmektedir.

   266 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  21 Nisan 2008, Pazartesi   Haralambus'a kulak ver Başkan
  17 Nisan 2008, Perşembe   İngiltere garantörlük görevini tekrar mı yeniledi?
  15 Nisan 2008, Salı   Sıraya girdiler, sonu hayır getire
  13 Nisan 2008, Pazar   Bravo Talat
  11 Nisan 2008, Cuma   Geçmişi deşmeyelim geleceğe bakalım
  10 Nisan 2008, Perşembe   İngiliz-Türk-Rum kültürü karışımı
  06 Nisan 2008, Pazar   Su, lokma, barış
  03 Nisan 2008, Perşembe   Pascoe de geldi gitti
  02 Nisan 2008, Çarşamba   Medya için
  30 Mart 2008, Pazar   Ne yani bilmiyorlar mı?