Geçmişi deşmeyelim geleceğe bakalım
Özcan Özcanhan

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   11 Nisan 2008, Cuma Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Rum Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Stefanus Stefanu
ile özel mülakatta Rumca, İngilizce, zaman zaman da Türkçe olarak bir saatten fazla konuştuk. Enformasyon görevlisi Konsdandia Sotiru da yardımcı olmaya çalıştı güzel Türkçesi ile...
Stefanu, çok sempatik, dinamik, bilgili bir genç. Kırk yaşını yeni aşmış, Yerolakkolu (Alayköylü) bir göçmen. Daha çocukken ailesi ile Güney’e göçmüşler. Kıbrıslı Türklere karşı hiçbir kini ve nefreti olmadığını söylüyor.
Yüksek eğitimini Bulgaristan’da tamamlayan Stefanu, AKEL’in Gençlik Kolları EDON Başkanlığı da yapmış. AKEL Genel Sekreteri ve şimdi Devlet Başkanı Hristofyas’ın sempatisini ve güvenini kazanmış.
Açık konuştu: "Kıbrıs sorunu, evvela bizlerin, yani Kıbrıslı Rumların ve Kıbrıslı Türklerin hataları, ondan sonra da yabancıların karıştırmaları, dış müdahalelerin sonucu olarak yaşanmıştır. Biz hatalarımızı kabul ettik, dersler çıkartmaya alıştık. Alenen özür diledik.  Ama Türk tarafı yanlışlarını kabul ederek özür dilemedi".
"Şu anda çözüm karşıtı denilen Denktaş ve Papadopulos iktidarda yok. Bu tarafta da diğer tarafta da yeni liderler ve iktidarlar görevde, neden hemen sorunu çözmüyorlar?" sorum üzerine,
"Atmosfer şu anda çok olumludur. İyi bir hava esiyor. Sayın Hristofyas ve Sayın Talat ciddiyetle ve iyi niyetle çalışacaklardır. Kolay değildir. Zaman ile Kıbrıs sorunu daha da karmaşık hale getirilmiştir. Memleketimizin bir bölümü işgal altındadır.
İşgale son vermek ve ülkemizi, Kıbrıslı Rumları ve Türkleri yeniden bir araya getirmek, Raproşman lazım, birlikte uğraş vermemiz gerek.
Geçmişi deşerek, geçmişte kalarak olmaz. Geleceğe bakmalıyız. Geleceğimizi şekillendirmeyi amaçlamalıyız. Geleceği, Kıbrıslı Rumların ve Kıbrıslı Türklerin, Kıbrısımızın, ortak vatanımızın geleceğini, bizden sonrakilerin güzel yarınlarını hazırlamaya yönelik iyi niyetle ve istekle çalışmalıyız" yanıtını veriyor.
"Kıbrıs Cumhuriyeti, bir ortaklık değil miydi, neden yaşatılmadı da şimdi baştan, "iki bölgeli, iki toplumlu, siyasi eşitliğe dayalı federal bir Kıbrıs Cumhuriyeti’nden, yani 1977-79 Denktaş-Makarios, Kipriyanu-Denktaş Doruk Anlaşmaları’nın öngördüğü formülü konuşuyoruz, onun peşinde koşuluyor?" sorusuna karşılık;
"Biz iki toplumlu, iki bölgeli, siyasi eşitliğe dayalı doruk anlaşmalarında varılanları kabul ettik.
Siyasi eşitlik derken Birleşmiş Milletler’in kararlarında yer alan siyasi eşitliğin, AB ve uluslararası yasaların, insan haklarının esas olarak alındığı ve öngördüğü bir çözüm istiyoruz. Bunun da gerçekleşmesi için Türk işgal kuvvetlerinin adadan gitmesi gerekir, işgale son verilmelidir..." diyor. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin durup dururken adaya müdahale etmediğini vurgulamam üzeri-ne, "Yunan cuntasının darbesi ve onu takiben Türk müdahalesi de hataların en büyüğü idi" karşılığını verdi...
"Annan Planı’nda bu asker konusuna yer veriliyordu, Türkler Plan’ı kabul etti, Rum tarafı kabul etmedi" itirazıma karşılık Annan Planı’nda birçok olumsuzluklar olduğu nedeniyle halk tarafından reddedildiğini belirterek, "Ama bu çözüm reddedildi demek değildir. Bizler adil, kalıcı, işleyebilir , BM kararlarına uygun bir çözüm ve anlaşma istiyoruz", dedi.
"1960 anlaşmaları ve ortaklık cumhuriyeti neden yaşatılmadı, işletilemez miydi?" deyince, "İşleyebilirdi. İşletilebilirdi. Hatalar yapıldı. Hem Rum hem Türk tarafı, dıştan müdahaleler, işletilmesini engelledi" dedi.
"Kıbrıslı Türkler Rumlara güvenmiyor, Türk askerlerini güvence olarak görüyor ve kalmalarından yanadırlar... Türk askerlerinin gitmesini şart koşuyorsunuz.
Kaç kez Türk hükümet yetkilileri ve askeri liderler, adada adil kalıcı bir çözüm bulunsun askerlerimizi Kıbrıstan çekeriz demedi mi.. Kıbrıslı Türklerin izolasyonuna son verilsin, ambargolar kalksın, Türkiye limanlarını da açar beyanatları da var. Çözümü engelleyen sadece askerlerin mevcudiyeti mi?" diye sordum,
"Hayır. Güvensizlik de var. Güveni kendimiz yaratmalıyız. Biz Maraş yasal sahiplerine iade edilsin, karşılığında Mağusa Limanı açılsın, izolasyon dediğiniz sona ersin önerisi yaptık. Kıbrıslı Türkler gelsin Larnaka, Limasol limanlarını kullansın dedik. Türk tarafı reddetti. Türkiye’nin AB üyeliğine alınması müzakereleri süreci sürmektedir. Türkiye taahhütler vermiştir, sorumlulukları vardır. AB’nin şartlarını, sorumluluklarını, taahhütlerini yerine getirmeli ve limanlarını da açmalıdır. Biz Türkiye’nin AB üyeliğine karşı değiliz" yanıtını verdi.
"Sizce, Türkiye’de yaşanan siyasi çekişmeler ve AKP’nin kapatılması davaları, Kıbrıs’ta herhangi bir engellemeyi etkiler mi?" sorumu,
"Evet. Endişelerimiz var. Fakat, onlar Türkiye’nin iç meseleleri. Biz Türkiye’deki sorunun demokratik biçimde, halk yararına ve Türkiye yararına halledilmesini arzu ederiz" şeklinde yanıtladı.
"Çözüm önünde başka engeller de var demiştiniz?" demem üzerine,
"Güven artırıcı önlemler alınmalı, Rum mülk ve mallarının sorunu var. Serbest dolaşım, yerleşim ve mülk edinme konuları var. Bunların da adil bir şekilde halledilmesi gerekir. Temel, insan haklarına saygılı olmalı." şeklinde bir yaklaşım getirdi.
"Bir zamanlar Kofi Annan Kıbrıs’a geldiğinde sormuştum, Kıbrıs’taki başlıca sorunları sıralamış, yönetim (administrative), yasama (legislative), territory (toprak) konuları hemen hemen çözümlenmiş sayılır, en ciddi ve karmaşık, zor konu property (mülk) demişti. Sizce mal mülk sorunu nasıl çözümlenebilir?" diye sordum,
"Bütün bunlar ve daha diğer konular Sayın Hristofyas ve Sayın Talat tarafından bilinmektedir ve elbette müzakere masasında görüşülecektir. Çözümle birlikte mutlaka mülk sorunu da halledilecektir. Yeter ki iyi niyet ve istek olsun. Cumhurbaşkanı Hristofyas’ta bu iyi niyet ve istek vardır. Sayın Talat da olumlu ve paralel düşünüyor. Önümüzde raproşmanı, yeniden yakınlaşıp bir araya gelmeyi, uzlaşmayı gerçekleştirmek süreci vardır. Önemli olan da budur". şeklinde yanıtladı.
"Kıbrıstaki mevcut durum değişmeli midir?" soruma karşılık olarak da,
"Evet. Kıbrısın bölünmüş ve taksim edilmiş kalması bütün Kıbrıs için, Kıbrıslı Rumlar ve Kıbrıslı Türkler için felakettir, felaket olur. O nedenle hem halklarımızı hem ülkemizi birleştirmek için hepi-miz uğraş vermeliyiz." dedi.
"Kıbrıs Türkleri’ne özel bir mesajı var mıdır" soruma karşılık da şunları söyledi:
"Mesajım şudur. Eskiden olduğu gibi birlikte yaşamanın, raproşmanın yollarını bulmalıyız. Birbirimize güvenmeliyiz. Ülkemizde ne Türk askeri ne de herhangi bir asker kalmamalıdır. Geçmişte yaşananları bir kenara bırakarak, ileriye bakmalı ve ileriye doğru adımlar atmalıyız. Biz hazırız, iyi niyetle, samimiyetle çalışıyoruz ve hep birlikte çalışmalıyız. Güven artırıcı önlemleri çoğaltmalıyız. İşte Ledra açıldı. Halk birbirine sarıldı. Eski dostluklara ve eski şekilde birlikte, barış ve güven içinde yaşama uğraşı vermeliyiz. Düşmanlıklar ve geçmişte yaşamak yerine bundan sonra hep ileriye bakmalıyız, geleceğimiz için, Kıbrısımızın geleceği için çalışmalıyız."

   502 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  21 Nisan 2008, Pazartesi   Haralambus'a kulak ver Başkan
  17 Nisan 2008, Perşembe   İngiltere garantörlük görevini tekrar mı yeniledi?
  15 Nisan 2008, Salı   Sıraya girdiler, sonu hayır getire
  13 Nisan 2008, Pazar   Bravo Talat
  13 Nisan 2008, Pazar   Bravo Talat
  10 Nisan 2008, Perşembe   İngiliz-Türk-Rum kültürü karışımı
  06 Nisan 2008, Pazar   Su, lokma, barış
  03 Nisan 2008, Perşembe   Pascoe de geldi gitti
  02 Nisan 2008, Çarşamba   Medya için
  30 Mart 2008, Pazar   Ne yani bilmiyorlar mı?