Su, lokma, barış
Özcan Özcanhan

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   6 Nisan 2008, Pazar Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Garip bir başlık oldu değil mi?
Larnaka’da, Limasol’da, Ay Napa’da bulunan otellere, turistik tesislere ve evlere akıtılan su miktarı azaltılınca Güney Kıbrıs’ta kıyamet koptu. Otelciler, daha iyisi mi kapatalım diye haykırı-yor. Yetkili su makamları sorunun ciddiyetini vurguluyor ve barajlardaki su seviyesinin alarm sinyallerini verdiğini anlatmaya çalışıyor, su tasarrufu çağrısı yapıyor... Değişik seviyeler-de ve mekanlarda su projeleri tartışılıyor...
İşte, bizim tarafta da yaşanan su sıkıntısına bakarak bu yaşamsal konuyu gündeme getirerek hem İngilizce hem Türkçe bazı gazetelere makaleler yazmam üzerine Güney’den ses geldi...
Fileleftheros, Weekly, Alithia ve diğer Rum gazeteleri radyo ve televizyonları makaleme ve önerime geniş yer verdiler,  Türkiye’den su getirmekle sorunun köklü çözüme ulaştırılacağına inandılar. Binlerce kilometre ötelere doğalgaz, petrol akıtanlar, haydi haydi Türkiye’nin güney sahillerinden 45 mil uzaklıkta olan Kıbrıs’a su verebilirler ve bunu da “Barış Suyu” olarak isimlendirebilirler.
 Genç TV ve Radyo Mayıs’ta da ciddi bir projenin sahibi ile mülakatlar yapmam üzerine konuya Ankara’nın da el atmış olduğunu öğrendik.
Nikos Vasiliyu, Başbakan Erdoğan ve yardımcısı Şahap Dişli ile temas halindeymiş. Alarko gibi dev bir kuruluş da proje ile ilgileniyormuş...
Proje sahibi, ekonomi danışmanı Nikos Vasiliyu’nun sunduğu projeye göre Manavgat veya Anamur’dan Kıbrıs’a deniz altından döşenecek su boruları ile Kıbrıs’ın kuzeyinde depolanacak su pompalanarak Guri barajına, oradan da ana aküfere ve dağıtım şebekesine verilerek bütün Kıbrıs’a akıtılabilirmiş. Bu projenin tahmini maliyeti 400-450 milyon Euro imiş. Verilecek su, yılda 80 milyon ton olabilirmiş... Projenin finansmanı özel yatırımcılardan, UNDP’den, Dünya Bankası’ndan, Avrupa Birliği’nden, kurulacak konsorsiyumdan karşılanabilirmiş...
 Önümüzdeki sıcak ve yağışsız yaz aylarında ölüm ve yaşam bilmecesi haline gelecek olan su sorununun acilen halledilmesi kaçınılmazdır. Çünkü susuz ne tarım, ne turizm, ne sanayi ve ne de insan yaşamı, canlı yaratıkların yaşamı idame ettirilebilir. Olamaz. Yaşam tehdit altındadır. Su sorunu Kıbrıs sorunundan çok daha önem arzatmektedir. İlgililer, liderler, siyasiler ve herkes acilen bu soruna el atmalı, çare üretmelidir.
*** 
Bir de yıllardan beri tartışılan Lokmacı barikatı sorunumuz vardı. Metaksas Meydanı’ndan, (Şimdi Özgürlük Meydanı, Platia Elefteriya) Ledra Caddesi’nden Lefkoşa’nın kuzeyine, Arasta’ya, Asmaaltı’na, Bandabuliya’ya, Sarayönü’ne (Atatürk Meydanı’na), Girne Kapısı’na uzanan, eski adı ile Makri Dromos (Uzun Yol) nihayet karşılıklı geçişlere açıldı.
Dört yıl önce açılan Ledra Palace geçiş kapısından sonra Lefkoşa’da en önemli kapı oldu. Biz Lokmacı deriz. Çünkü orada bizim çocukluk günlerimizde bir Ermeni lokmacı vardı. Herkes tatlı olarak lokma yerdi. Sonra Abdullah’ın Girne Kapısı’ndaki şamişi, lokma ve hellimli börek dükkanı girdi yaşamımıza...
Evet, büyük törenlerle ve coşku ile açılan Lokmacı barikatı, ne gariptir, birkaç saat sonra kapatıldı. Ne imiş efendim, "Türk sahte polisleri" ara bölgeye geçmiş ve varılan anlaşmayı ihlal etmiş. Geliniz de gülmeyiniz, ağlamayınız... Nasıl barış, çözüm bulacak bizim liderlerimiz ve insanlarımız? Yıllarca tartışılarak, bekletilerek açılan bir geçiş noktası dakika içinde kapatılabiliyor sa, kalıcı, adil, yaşatılabilir bir Kıbrıs anlaşmasının kaç günlük veya saatlik ömrü olabilir sizce?
Barış, uzlaşma, dayanışma, işbirliği ve güven içinde yaşama isteği olan, refah ve istikrar hayal eden insanlar, bir geçiş noktasında basit bir nedenle yeniden kavgaya, tartışmaya, uzlaşmazlığa dönerse...
Kalıcı, adil, yaşayabilir, yaşatılabilir, işlerlikli bir barış, çözüm ve anlaşma  hayallerin, arzuların ötesinde, ufukların arkasında kalmaz mı?
Kıbrıs’ın gerçek, köklü insanları ve anaları (anavatan olarak kabul ettikleri), yani Türkiye ve Yunanistan da yardımlarını esirgememeli, hem barış hem de su konularında azim ve iyi niyetle işe başlamalı.
Zaman boşuna akıp yeterince harcanmıştır.

   597 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  21 Nisan 2008, Pazartesi   Haralambus'a kulak ver Başkan
  17 Nisan 2008, Perşembe   İngiltere garantörlük görevini tekrar mı yeniledi?
  15 Nisan 2008, Salı   Sıraya girdiler, sonu hayır getire
  13 Nisan 2008, Pazar   Bravo Talat
  13 Nisan 2008, Pazar   Bravo Talat
  11 Nisan 2008, Cuma   Geçmişi deşmeyelim geleceğe bakalım
  10 Nisan 2008, Perşembe   İngiliz-Türk-Rum kültürü karışımı
  03 Nisan 2008, Perşembe   Pascoe de geldi gitti
  02 Nisan 2008, Çarşamba   Medya için
  30 Mart 2008, Pazar   Ne yani bilmiyorlar mı?