|
Türkiye Genelkurmay Başkanı, Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın Kuzey Kıbrıs’a yaptığı kısa ziyaret ve temasları Rum komşularımızı rahatsız etmiş ve üzmüş. Güney medyası verdikleri haberlerde, "Büyükanıt'ın Kıbrıs’a yaptığı gayri yasal! Büyükanıt işgal altındaki topraklarımızda. Büyükanıt sözde Cumhurbaşkanı Talat’ı, sahte Başbakan Soyer’i, Rauf Denktaş’ı ziyaret etti." ifadelerini sık sık kullandı. Sözlerine de yer verenler oldu. Ama, ziyarete genelde kötü bakıldı ve olumsuz değer verildi. Orgeneral Büyükanıt'ın dediğine ve Türk askerlerinin adadaki konuşlandırılması ile ilgili sözlerine bir bakalım... Türk silahlı kuvvetleri, adil ve kalıcı bir barış bulununcaya kadar adada kalacaktır. Bu beyanat gayet açık ve net değil midir? Kıbrıs’ta Türk askerlerinin bulunmasına şiddetle karşı çıkan ve gitmelerini isteyen ada Rumlarına, kesin bir mesaj değil midir? Eminim onlar da gönderilen mesajı almış ve değerlendirmiştir. Kıbrıs müzakerelerinin başlamakta olduğu bir zamanda Büyükanıt’ın ziyaretine Hristofyas da üzüntülerini dile getirerek kısa yorum yapmıştır. Bence Hristofyas da Rum halkı da "adil ve kalıcı barış" için dikkatle çalışmalıdır. Orgeneralin verdiği mesaj yabana atılbilir, görmezlikten gelinir nitelikte değildir. O nedenle, hem Rumlar hem de Kıbrıs Türkleri, aranmakta olan ve yıllardır aranan, "adil ve kalıcı barış"ı bir an önce bulmalıdır. Özellikle de Rum halkı. Çünkü, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin adadan derhal çıkması talebinde bulunanlar kendileridir. Kıbrıs Türkleri’nin büyük çoğunluğu Türk askerlerinin Kıbrıs’tan gitmelerine sıcak bakmamaktadır. Rumlar da bunu biliyorlar. O halde soralım? Madem ki Türk askerlerinin gitmelerini istiyorsunuz, onların geri çekilmelerine olanak sağlayacak girişimde neden bulun muyorsunuz? Neden, bir an önce, Sayın Hristofyas, Kıbrıs Türkleri’nin de egemenliğini, siyasi eşitliğini ve kendi geleceğini tayin etme hakkını, yönetimlerini kabul etmiyor? Neden yıllarca sürebilecek müzakere süreci ile zaman kaybedilecek? Hemen, Sayın Talat ile, masa başında "adil ve kalıcı barışa"!! imzalarını atsınlar. O zaman, garantör devlet Türkiye’nin askerleri adadan gidecek. (Yunan askerleri, İngiliz askerleri, BM askerleri de gidecek değil mi, yoksa onların imtiyazlı durumları mı var?) En yetkili ağızdan bunu işitmekle memnun olmaları gerekmez mi? Daha önceleri de Türk siyasi liderleri, hükümetleri ve silahlı kuvvetler komutanları açıklamadı mı? Kabul etsinler kalıcı, adil, işleyebilir bir anlaşmaya ve barışa EVET desinler. Hemen sorun çözümlenir. Haa, eğer beyanatlara ve açıklamalara inanmıyor, güvenmiyorlarsa masa başında hangi iyi niyet ve güvenle sonuca gitme müzakereleri yapılacaktır. İki bölgeli, iki toplumlu federal çözümü kabul ediyoruz, siyasi eşitliği kabul ediyoruz derken de neyi murad ettiklerini bir bildirse-ler. Gerçekçi, kabul gören bir açıklama yapılırsa, Sayın Talat, mutlaka olumlu yaklaşacaktır. Ve, belki de 2008 sonuna Kıbrıs sorunu çözümlenmiş olacaktır. Bu da bir sürpriz değildir. Büyükanıt'ın ziyareti, komitelerin çalışmaya başlaması, Yakovu-Nami görüşmeleri, Lokmacı barikatının açılması, Talat-Hristofyas samimiyeti, iyi niyetli yaklaşımlar neden kalıcı barışı ve anlaşmayı getirmesin? Haydi, ciddi ve cesur adımlar atınız. Bizlerin ömrü tükendi. En güzel yıllarımızı birbirimizden korkarak, kaçarak, vuruşarak, ölerek, öldürerek, güvenmeyerek harcadık. Yazık olmadı mı? Bari evlatlarımızın, gençlerin, torularımızın geleceği, yarınları barış, güven, dostluk ve refah içinde geçsin. Kendilerine bu olanak yaratılmaz, sağlanmazsa liderleri, siyasileri, ırkçıları, fanatikleri, uzlaşmazları, kavgacıları, çıkarcıları hep kötü sözlerle anacaklardır... Hatta, lanetleyeceklerdir. İşte kendilerine açık mesaj.... Adil ve kalıcı barışı bulunuz. Adil ve kalıcı barışı, dostluğu, işbirliğini, dayanışmayı, mutluluk ve güven içinde yaşamayı kim istemez ki!!
|