|
Gözünüz aydın. Veriniz müjdeyi... Çok gitmez, dilekleriniz, arzularınız, rüyalarınız gerçek oluyor. Arasta, Asmaaltı, Bandabuliya (Belediye kapalı çarşısı) müşterilerle dolup taşacak. Hem de Rum ve yabancı müşterilerle. Sabırsızlıkla bekliyorlar. Koşup çantalarını, filelerini ucuz ucuz mallarla, ürünlerle dolduracaklar... Paracıklar oluk oluk akacak... Her tarafa canlılık gelecek... Çok kalmadı. Bunca beklenti, Lokmacı açılıyor, açılacak, falan gün, filan gün, olmadı. Gelecek aya kaldı. Yine olmadı. Köprü lazım yayalara. Ama ne köprüsü be!! Düz yoldan geçemez herkes de merdiven ister! Biz sizin iyiliğinizi düşündük, askerle karşılaşılmaması için, askerin görünmeden geçip kontrolünü yapması için... Hoooop... Ne var? Köprü kaldırılıyor. Neden? Papadopulos yönetimi ve Rum Belediye Başkanı itiraz etti. Lefkoşa Türk Belediyesi Başkanı Cemal, "Bir günde açarım" dedi. Açılmadı. Olmadı. Sonunda, onca masrafa rağmen köprü törenlerle yıkıldı? Maliyetini, yaptıranları soran olmadı, hesaba çekmedi. Şimdi sorsunlar. Ve sonunda... Hristofyas ile Talat bir görüşmede karar aldı! Lokmacı-Ledra barikatı kaldırılacak, Ledra caddesi geçişlere açılacak. Eee... Bunca zaman kapalı olan oralardaki yıkıntılar, varsa eğer, mayınlar temizlenecek, gerekli düzenlemeler yapılacak. Para da AB’den gelecek 120 bin mi ne Euro... İş uzun sürmez ise gelecek Pazartesi’ne herşey tamamlanacak. Rum Belediye Başkanı açıkladı. Yarınki değil elbette. Gelecek Pazartesi yüzler gülecek. Hürrem Tulga ve Arasta esnafı, akın akın gelen müşterileri görünce zilleri takıp oynayacak. Ya tersi olursa? Bizim taraftan o tarafa halk ve müşteriler coşkun ırmaklar gibi akmaya başlarsa? Ki büyük bir ihtimalle öyle olacak... Olabilir. Çünkü, Rum tarafında herşey daha ucuz diye inananlar var. Şimdi bile her gün geçip de alışverişini Omega’dan, Alfa bilmem neden, Lanitislerden, Fasulidislerden, Orfanideslerden yapan, poşetlerini, filelerini, çantalarını doldurup da Türk tarafına dönenler hayli kabarık sayı oluşturuyor. Bundan bizim esnafın, dükkan sahiplerinin, tüccarların, iş adamlarının dersler çıkartması gerekmez miydi? Belki şimdi, fiyatları Güney ile eşit düzeye getirerek, gelecek olan meraklı müşterileri kaçırmazlar. Haydi pazara, pazara, açıyorum, açıyorum, aaaaçççtııımmmm. Ve arkasından Yeşilırmaklıların bayramı var. Gözleri aydın. Bölgedeki altyapı, düzenlemeler yapılırkenden kucaklaşacaklar Rum komşuları ile... Rumlar oradan Girne’ye, ordan Lefkoşa’ya dere gibi akacaklar.. Ne yani, bu satırları yazarken, benim de memnun olmadığımı mı zannediyorsunuz? Ben de iki halkın yakınlaşmasını, konuşmasını, diyalog içinde olmasını, birbirlerini sevmelerini, hatta sevişmelerini de isteyenlerdenim. Kavga etmek yerine sevmek, sevişmek, muhabbet içinde yaşamak daha iyi değil mi? Yiyiniz içiniz, meşk ediniz..Şu kadarcık kısa ömrü korku, kavga, huzursuzlukla geçirmek akıl harcı mıdır? Barış, işbirliği, dayanışma, yakınlaşma, birbirini anlama, hoşgörü... Bunlar, kavgadan, savaştan, vurup kırmaktan, ölmekten, öldürmekten, kan dökmekten, gerginliklerden, düşmenlıklardan çok daha iyi değildir diyen mi vardır? Yoktur. Olamaz da. Evet, güvensizlik var. Eskiden yaşananların tekrarlanmasından korkanlar var. Korkmaya gerek kalmadı. Bakınız, Avrupa Birliği de garantörlerimiz arasına girdi. Daha ne isteriz. Yunanistan, Türkiye, İngiltere, AB garantörlerimiz. Yarın Amerika da garanti edecek.. Böylece çok ıstırap çekmiş Kıbrıs insanları ve kıbrıs adası cennete dönüştürülecek... Ne hoş, ne güzel, ne yerinde. Bunca yıl yaşamımızdan çalınmış. Boşuna gitmiş zaman. İşte Talat ve Hristofyas ilk adımları atmışlar. Bir buluşmada. İlerde üç ay sonraki resmi buluşmalarına kadar, bakalım nice mucizelere damgalarını vuracaklar. Ellerindeki shirli değnek işe yarayacağa benziyor. Haydi kolay gelsin. Açmaya devam etsinler. Kıbrısta tıkanan barış, çözüm, dostluk, dayanışma, istikrar, güven yollarını da fazla gecikmeden açsınlar. Engeller olur, tıkayanalar çıkarsa da kulak vermesinler. Azimle, iyi niyet, cesaretle çıktıkları yolda ilerlesinler. Ne demişti Hristofyas: "Biz çocuk muyuz, biz yardıma muhtaç mıyız, ellerimizden tuatacak birisine ihtiyacımız mı var? Biz Avrupalı, medeni insanlarız. Sorunlarımızı kendimiz çözmeliyiz. Ne Yunanistan anamızı ne Türkiye anavatanını ne İngiliz’i istemeyiz. Biz Kıbrıslı Rumlar ve Türkler problemlerimizi, sorunlarımızı kendimiz halledebiliriz. Garanti AB içinde." Yunanistan Dışişleri Bakanı Dora Bakoyanni hanım da öyle demedi mi? Buyursunlar, eskilerin dediği gibi, "aha tüfek aha nişan". Atsınlar. İsabetli atsınlar. Tam isabet. Turnayı gözünden vursunlar... Boşa gitmesin, karavana demesinler, atılacak mermilere yazık etmesinler, hayal kırıklığına vesile olmasınlar.
|