|
Gazete manşetleri, radyo-TV haberleri yine ızdıraba, gözyaşına neden oldu. Kafalarda soru işaretleri de yaratmadı değil. Gencecik yaşta üç fidan daha yaşamını yitirdi, diğerleri de yaralandı... Bu kaçıncıdır, ne zaman son bulacak, en azından ne zaman asgariye indirilecek ve de nasıl gerçekleşecek, bu son? İnsanlar, özellikle gençler, adı üzerinde, "delikanlılar" trafik kurallarına uymaya, alkolsüz araç kullanmaya ve aşırı sürat yapmamaya özen gösterdikleri zaman gerçekleşebilir, değil mi? Ülkemizdeki araç sayısı hızla artarken, daha çocuk yaşta gençlerin ellerine direksiyon verilirken sorumsuzca davrananlar, her gün kaybedilen canların bedelini ödeyebilir mi? Bir yanda yepyeni, modern, spor arabalar, motosikletler, otobüsler vs... Diğer yanda canı çıkmış hini fetihi zamanından kalma kamyonlar, özel arabalar vs... Anayollarda, caddelerde, tali yollarda dikkatsizce kullanılırken, normal trafiğin akışı engellenirken... Siz karar veriniz, Normal akması gereken trafik midir canavar, Yoksa çılgınca, sorumsuzca hareket eden, trafik kuralı tanımayan, diğerlerine saygılı olmayan sürücüler, araç kullananlar mı? Medyamız neden her kazadan sonra, "trafik canavarı yine iki, üç can aldı, şu kadarını sakat bıraktı...", "Trafik canavarına yeni kurbanlar" gibi başlıklar atmayı tercih ediyor da, "canavar sürücüler dehşet saçıyor, genç canlara kıyıyor, can kaybına, maddi zarara neden oluyor. Durdurunuz bu katilliği, bu cinayeti... Vermeyiniz çoluk çocuğun ellerine sürüş ehliyetlerini, alkol alıp da araç kullananları yaşam boyu trafikten men ediniz, gerçek canavar bunlardır, kendi başına yola çıkan araç mı var, kendi kendine trafik akışı içinde sürat yapan, sağa sola çarpıp kaçan, başka araçların önüne çıkan, ölümle sonuçlanan kazalara neden olan arabalar mı, motosikletler mi, kamyonlar mı yoksa onların sürücüleri midir?" diye cesurca yayın yapmıyor? Gazetecilere, medya çalışanlarına ders verecek değilim. Öyle bir niyetim de yok. Yanlış algılanmasın. Yapmak istediğim medya çalışanlarının dikkatlerini trafik kazalarına neden olanların, insanların, dikkatsiz ve çılgınca araç kullananların, trafik kurallarını tanımayanların olduğuna çekmektir. Canavar, trafiği kullananlardır. Canavar, yollarda, seyrüseferde olmaması gerekenlere izin verenlerdir. Canavar, alkol-uyuşturucu alıp da trafiğe çıkanlardır. Canavar, aşırı sürat yapanlar, trafiğe uymayanlar, başkalarının trafikteki haklarına saygılı olmayıp tecavüz edenlerdir. Canavar, trafik işaretlerini ve uyarılarını hiçe sayanlardır. Bu canavarlar kontrol altına alınmazsa, trafikten men edilmezse daha çok canları yutacaklardır. *** KALKINMA MI? Bir dost yolumu kesti, bir markette. "Neden sormuyorsunuz, bir gazete sordu yazdı, cevap veren olmadı, siz de gazeteci değil misiniz? Öteki gazeteler de, gazeteciler de neden sormuyor, hesaba çekmiyorsunuz.... Kalkınma Bankasından kimlere yüz binlerce, milyonlarca Dolar kredi verildi. O krediler ne oldu, geri döndü mü, yoksa buharlaştı da kimse görmedi, nerede kalkınması bu halkın. Kalkınma deyince eş, dost, akraba kredileri kapsın da ne yaparsa yapsın, göz yummak mı, gerçekten ihtiyacı olana kredi vermemek mi kalkınmaya yardım?" diye soruları sıralamaya devam ederken de cebinden bir liste çıkardı dostum. Başlığı kesilmiş kağıt üzerinde öyle rakamlar, öyle isimler gördüm ki, şaştım, donakaldım ve kendime zor gelebildim... Kimler kimler... Hangi isimler... Allahın günü para yok diyen, kemerleri sıkma öğüdü vererek durmadan yaşamı pahalılaştıranlar aklıma geldi... İhtiyat Sandığı’nı, sosyal güvenliği, devlet hazinesini yerle bir edenler meğer Kalkınma Bankası’nın da canına okumuşlar. Okumuşlar ama dostlarını, yakınlarını, akrabalarını ihya etmişler. Bu değerli dostuma ne diyebilirdim ki? Kime ne yazacağımı, kime ne soracağımı bilemedim. Fakat, soruyorum: Kalkınma Bankası yetkilileri verdikleri kredileri ve alacaklarını ne zaman alacaklarını olsun açıklayamaz mı? Hadi anladık, kredi alanları teşhir etmek istemeyebilirler... Ama, Meclis sıralarından milletvekilleri bu konuda sorular sorar ve resmi bilgi isterse yetkililer onlara da mı hesap veremez, vermez? Nerede yaşıyoruz? Dağ başında, Amazon ormanlarının balta girmemiş bölgelerinde mi yoksa çağdaş bir ülkede, hukukun ve hakkın, adaletin geçerli olduğu bir coğrafyada mı? Buyursun, Cumhurbaşkanımız, Başbakanımız, siyasi parti li-derleri, ekonomistler, hukukçular, uzmanlar, sendikacılar cevaplasın. KKTC’de kalkınma maksadı ile kaç milyar, trilyon kredi verildi, kimlere verildi ve de alınan kredilerle ne yapıldı, nerede yatırım yapıldı, nerede ne kadar istihdam sahası açıldı, ne gelir sağlandı? Halkımızın, devletimizin kalkınması için ne yapıldı? Bu halkın öğrenme, bilme hakkı yok mudur? Kredileri alıp iş açan, istihdam eden kişiler varsa, çalıştırdıkları kişilerin sogarta primlerini ödüyorlar mı? Ödemedikleri iddia ediliyor. O işçilerin, emekçilerin haklarını yiyenlere de mi hesap sorulamaz? Primleri ödenmedi diye birçok hakkını yitiren işçilere günah değil mi? Kalkınmak, toplum olarak, halk olarak, bir bütün olarak herkesin hakkı değil mi?
|