|
AB Komisyon Başkanı Barosso Kıbrıs’ın Rum ve Türk liderlerine önemli mesajlar gönderdi ve öğütlerde bulundu. Cuma günü, Dimitris Hristofyas ile görüşen Barroso, şimdi daha ümitli olduğunu belirtirken Rum Cumhurbaşkanı Hristofyas’a da tam destek sözü verdi. Gelecek hafta yeniden başlaması beklenen Kıbrıs müzake-relerinde iki taraftan da iyi niyetli, hedefe kilitlenmiş, teknikaliteyi unutup ileriye bakan kişilerin bulunması sorunun çözümlenmesine yardımcı olacak diyen Barroso, Türkiye’nin de Kıbrıslı Türklerin de çözüme katkı koymalarını istedi. Barroso, "müzakerelerin başlamasından daha önemli olan sonudur, sonucudur" dedi. Evet, 21 Mart'ta, Talat ve Hristofyas BM gözetiminde masaya oturacaklar. Her iki lider de iyi niyetli olduklarını açıkladılar, "biz çözümden yanayız, istekliyiz ve hazırız" dediler. İşte Barroso'nun arzusuna ve öğütlerine yanıt. Her iki lider de, görüşmeci de, müzakereci de, Cumhurbaşkanı da (daha başka sıfatları da varsa sıralasınlar) iyi niyetliymişler, umutluymuşlar. Bu kez sonuç alınacakmış, hatta 2008 yılı bitmeden barış ve çözüm gerçekleşecekmiş. Bu da bir sürpriz olmayacakmış... Ortada ciddi ironi var. Hem iyi niyetli, hem istekli, hem hazır olduklarını açıklayan bu insanlardan biri Annan Planı'ndan diğeri de 8 Temmuz anlaşmasından dem vuruyor. Müzakerelerin esası Annan Planı'na dayandırılsın diyen tarafa karşıdan 'hayır 8 Temmuz anlaşması başlangıç ve esas olsun' karşılığı geliyor. Daha işin başında anlaşmazlık ve uzlaşmazlık olduğu net biçimde gözüküyor. Hele bir masaya otursunlar. Hele 'Ledra-Lokmacı barikatını ve caddesini açtık' desinler, değişik biçimlerde ve konularda taviz vermeye kalkışsınlar. O zaman siz görürsünüz koparılacak olan çığlıkları ve kıyameti. Rum halkının beklentileri ile Kıbrıs Türk halkının beklentileri zor gerçekleşeceğe benziyor. Bu arada, Hristofyas boş durmuyor. Talat da boş durmuyor. Hristofyas Avrupa'da, Talat Senegal'de-Dakar'da kendi görüşlerine ve tezlerine destek arıyorlar. Hristiyan alemi Hristofyas'a tam destek verirken, ne acıdır ki İslam alemi Talat'a tam destek sözü bile veremiyorlar... İslam dünyasında ona KKTC Cumhurbaşkanı olarak yer vermekten çekiniyorlar.. Diğer yandan Türkiye yeni baştan kaosa sürükleniyor, belirsizlik, hükümeti, devleti ve ekonomiyi sarsıyor. Tayyip Erdoğan'ın partisinin kapatılması için Anayasa Mahkemesi'ne başvurulmuş. Erdoğan ile Cumhurbaşkanı ve AKP ileri gelenleri hakkında davalar açılmış... Profesörler, hukukçular, anayasa uzmanları, politikacılar değişik görüşler belirtiyor ve değerlendirmeler yapıyor. Türkiye medyası da boş durmuyor, işi daha da çığırından çıkartmakta olduğunun farkında bile değil. İşte sormak gerek. Bu kriz Türkiyeye ne kaybettirir, ne kazandırır... Çok dikkatli olmalı ve ona göre adımlar atılmalı. AB'ye tam üyelik için uğraşan bir Türk hükümeti, PKK ve Kürt sorunu ile mücadele eden, dış borçların ağırlığı altında ezilen Türk hükümeti ve halkı, karşısında bir de Kıbrıs sorunu, sosyal güvenlik, istihdam, eğitim, sağlık vs. buluyor. Deniz Baykal'ın ve Bahçeli'nin de muhalefeti hükümeti gittikçe zora sokuyor. Türkiye'de yaşananları yakından izleyenler ellerini ovuşturuyor ve umutlanıyor. Türk devleti zayıf ve hasta düşecek, onlar da tıpkı Osmanlı'yı dağıttığı ve yağmaladığı gibi, Türkiye'yi dağıtıp yutacaklar. Yağma yok! Türk Silahlı Kuvvetleri, Türk aydınları, hukukçuları, siyasileri ve Türk ulusu böylesi korkunç bir sonuca sürüklenmeye izin vermeyecek, Türkiye Cumhuriyeti'ni, Türk ulusunu ve Kıbrıs'ı da. Serinkanlılık, anlayış, hoşgörü, ciddi devlet adamlığı ve siyaset ağır basmalıdır. Kıbrıs'ta izlenecek politika belirlenmiştir. Kıbrıs Türk liderliği Ankara ile işbirliği ve dayanışma içindedir. Tam uyum içinde olunduğu kaç kez Başbakan Soyer ve Cumhurbaşkanı Talat tarafından da açıklanmıştır. Endişelenecek bir durum yoktur. Hele bir müzakereler gelen hafta başlasın. Sayın Talat , Hristofyas efendiye haddini bildirecektir. Verdiği demeçlere , beyanatlara hasmane sözler sokmamasını da isteyecektir. İki dost olarak, iyi niyet, inanç ve karşılıklı ödünlerle, 'gel bu işi alnımızın akı ile yıl sonuna bitirelim, yıllarca sağcıların yapamadığını biz solcular olarak başaralım' diyecektir. Bana öyle geliyor.
|