Avrupa’ya akın ve güvenlik
Özcan Özcanhan

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   15 Şubat 2008, Cuma Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Avrupa Birliği üye ülkelerini korku ve endişe sarmışa benziyor.
Üç-beş derken, 5-10, 10- 15,  15- 25 ve 27’ye tırmanan AB üye ülkelerinin sayısı arttıkça, genişleyen Avrupa Birliği’nin iç güvenliği sorunları tehlike arzetmeye başlamış olacak ki, sınır geçişlerini gözetleme ve kontrol altına alma girşimleri başlatılıyor.
Bilindiği üzere Shengen anlaşması ve uygulamaları sonucu AB ülkeleri arasında serbest sınır geçişleri uygulaması yürürlükte idi. Halen de sürdürülmesi düşünülürken, gayri yasal sınır geçişlerini ve Avrupa’ya dış ülkelerden akını önlemek için bir dizi tedbirler alınıyor.
AB resmi makamlarından yapılan açıklamaya göre:
- Avrupa’ya gizlice, gayri yasal girişleri önlemek,
- Özellikle AB dışındaki denizaşırı, geri kalmış ülkelerden AB’ye gayri yasal yollardan girmeye çalışanların maceralı yollardan giriş yaparken yaşamlarını yitirmelerini azaltmak,
- AB’nin kendi iç güvenliğinin sarsılmasını önlemek,
Maksatları ile, "sınır geçişlerini gözetleme" önlemleri alınıyor.
Bu bağlamda, en son teknoloji kullanılması, üye ülkeler arasında işbirliği ve bilgi akışını sağlama, denizlerde daha etkin kontrol, ortak sınır devriyeleri planlanıyor.
Nüfusu yarım milyarı aşmış Avrupa Birliği’nde çok değişik ırk, din, lisan, millet ve inançlardan oluşan popülasyon 'ahenk' içinde var olmak zorunluluğundadır.
Yaşam standartları da, çok gelişmiş ülkeler ve gelişmemişler arasında oldukça farklıdır. Yine de Afrika ülkelerinden,  Avrupalıların eski kolonilerinden daha iyi bir yaşam için Avrupa'ya koşanların sayısı artmaktadır. Bu yabancılar daha iyi bir yaşam, daha iyi kazanç, daha etkin güvenlik, üst derecede demokrasi ve insan haklarına saygı bulacakları ümidi ile değişik yollardan, denizden, karadan, havadan çok riskli ve pahalıya mal olan yöntemlerle Avrupa'ya yerleşmeye çalışmaktadır.
Gittikçe artan bu trend karşısında endişeye, korkuya ve giderek dehşete kapılan AB üye ülkeleri korunabilmek için işte şimdi, birçok önlem alıyor. Ve ilk olarak da sınırlarını gözetleme sistemleri ve kontrol metodları kurmaya başlıyor.
Sınırsız, bütünleşmiş, globalleşmiş, ırkçılıktan, milliyetçilikten arıtılmış bir dünya hayalleri kuranlar da bunun gerçekleşemeyeceğine inanmaya başlamışlardır..
Kendilerini, iç güvenliklerini, istihdam sahalarını, yaşam düzeylerini, demokrasilerini ve insan haklarını herşeyin üstünde tuttuklarına göre sınırsız bir Avrupa, sınırsız bir kainat asla düşünülemez.
Her millet kendini inkar edemez, etmeyecektir. İster Avrupalı olsun, ister Amerikalı, ister Afrikalı vs. kendi yaşadıkları coğrafya üzerinde yaşadıkları ülkelerin sınırlarını kaldırmak niyetleri asla yoktur. O nedenle, güvenliklerini, doğal kaynaklarını, gelir ve yaşam düzeylerini başkalarının ellerine teslim etmek niyetinde de değillerdir.
Türkiye ve Türk ulusu AB'ye tam üye olarak bir türlü kabul edilemeyeceklerinin nedenlerini de anlamalıdır. AB, Türkiye'den Avrupa üye ülkelerine işci ve dar gelirlilerin akın etmesinden bayağı korkmaktadır....
KIBRIS
Bizim küçücük ülkemizde de, Rumlar ve Türkler adanın iki ayrı bölgesinde kendilerini daha güvende hissediyorlarsa, ayrı yaşamayı düşünüyorlarsa, yabancılar buna karışmamalıdır. Ne BM ne de AB, ne de süper güçler ikiye bölünmüş dedikleri (esasında üçe bölünmüş: Kuzey, Güney ve egemen İngiliz üsleri) Kıbrısı birleştirmeye kalkışmasınlar.
Sınırlarını koruma ve güven altına alma işlerini de onlara bıraksınlar. Denizlerden veya karadan gayri yasal yollardan ülkelerine girmeleri engellemenin de onların işi olduğunu kabul etsinler. Gerek ekonomik nedenlerle, gerek kendi ülkelerindeki baskı ve tacizlerden kurtulmak, demokratik bir düzen bulmak ve daya iyi, güvenli bir yaşam için, Avrupa'ya koşanları önleme girişimleri başlatılırken, Kıbrıs'ta da, resmi sınır olmasa bile nüfus akışlarını izleme, denetleme ve kontrol etme haksız, yakışıksız ve gayri yasal sayılmasın.
'Kıbrıs'ta iki ayrı devlet, sınırlar ve tanınmış hükümetler mi vardır da Özcanhan bu görüşleri ortaya atıyor' diyecek olanlar çıkacaktır. Diyebilirler. Haklı da olabilirler. Ama onlar da mevcut durumu göz önüne alarak, çözümsüzlüğün sürüp gittiğini kabul ederek, varsa değişik görüşlerini açıklasınlar.
Biz her görüşe, düşünceye saygılıyız.
Bu konuyu ortaya atarken, yeni bir tartışma başlatmış olabileceğimi de hiç düşünmedim değil... Avrupalılar herşeyi düşünürler de bizler düşünmez miyiz?
***
Zülfiye'den sevgililere

BENİMSİN

Ne kadar kaçsan da kurtulamazsın
Alınyazım oldun değişemezsin
Henüz daha bilmiyorsun sevgilim
Aşkımın büyüklüğünü bilemiyorsun

Sana yaklaştıkca nazlanıyorsun
Yeminlerime de inanmıyorsun
Kalbimi deş de gör sana aşkımı
Yaralı gönlümü sarmıyorsun

Günler hasret aya, aylar yıla
Deli gönlüm hasret zalim kula
Aklımdan bir türlü atamıyorum
İnan ki sensiz yapamıyorum

Yok olsun bu kalp başkasını severse eğer
Zindan olsun dünya, görmez olsun bu gözler
Tutulsun dilim başkasına seviyorum derse eğer
Kalmasın bir tel saçım başkasına koklatırsam eğer

Sevgilim, Sevgililer Günü bizim için olsun
Her geçen gün
Eskitmesin aşkımızı her dün
Tazelensin aşkımız her gün.

   478 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  21 Nisan 2008, Pazartesi   Haralambus'a kulak ver Başkan
  17 Nisan 2008, Perşembe   İngiltere garantörlük görevini tekrar mı yeniledi?
  15 Nisan 2008, Salı   Sıraya girdiler, sonu hayır getire
  13 Nisan 2008, Pazar   Bravo Talat
  13 Nisan 2008, Pazar   Bravo Talat
  11 Nisan 2008, Cuma   Geçmişi deşmeyelim geleceğe bakalım
  10 Nisan 2008, Perşembe   İngiliz-Türk-Rum kültürü karışımı
  06 Nisan 2008, Pazar   Su, lokma, barış
  03 Nisan 2008, Perşembe   Pascoe de geldi gitti
  02 Nisan 2008, Çarşamba   Medya için