|
Kıbrıs’ın aşk tanrıçası Afrodit’le bağlantısı olduğuna bir kez daha inandım! Ucundan, köşesinden, politikacıların tavırlarını, zamanlamalara göre yaklaşımlarını, açıklamalarını yıllarca yakından izleme olanağım oldu. Biliyorsunuz bir politikacının en zorlu dönemi seçimlerde yaşanır. Seçimlerin hemen ardından değilse bile, genelde bir süre sonra o söylenenler hoş bir seda olarak gökkubbede kalır. İster Kuzey’de, ister Güney’de, ister Yunanistan’da, isterse Türkiye’de insan yapısı, bu böyle! Dereyi geçene kadar mangalda kül bıraktırmayan vaadler, nabza göre şerbet vermeler. Bay Hristofyas'ın da alışılagelmiş bu yöntemden daha farklı bir tavır sergilemediğini düşünmemek gafletine düşülen şu günlerde, anavatan olarak anılan ülkelerde, Kıbrıs meselesini masaya yatırmak üzere toplantı üzerine toplantılar yapılıyor. Bu kaçıncı yatırıştır, hesapsız. Afrodit'in sırtı sızlamış, kimsenin aldırdığı yok, herkes kayıtsız. Bay Hristofyas'ın ikinci turun başlangıç safhasında, Papodopulos'a ve onun tayfasına, bu kesiminden gelecek desteğe karşılık nelere "evet" dediğini, nelerin altına imza attığını bilen var mı? Bu doğrultuda bakanlık paylaşımlarının dışında herhangi bir açıklama yapıldı mı? Buna karşın hangi akla kulluk ettiğimiz bilinmez bir tarzda, zaman zaman kaş yapayım derken göz çıkarttığımızı, bindiğimiz dalı kesmeye çalıştığımızı, oyun yapayım derken kazdığımız kuyuya yine kendimizin yuvarlandığını yaşayarak görüyoruz. Güney'deki başkanlık seçimlerinin henüz gerçekleşmediği günlerden başlayarak Kuzey'de bazı kesimlerde bir heyecan, "Hristofyas gelecek yeni bir sayfa açılacak" veya "2008 barışa açılan yıl olacak" gibi hezeyanlar... "Hristofyas, uzlaşmaz Papadopulos'un aksine barış için uğraşacak"... Sanki Hristofyas barış havarisiymişçesine nerede ise yıllarca Genel Sekreterliği'ni yaptığı AKEL'in de ötesinde adamı dünyaya "barışı kovalayan adam" olarak lanse edercesine bir çırpınış... Devleti temsil eden en yetkili ağızlarda bile aynı sakız. Almışlar sazı ellerine, "barışa en yakın olmamız gereken zamandayız çünkü artık Papadopulos değil, Hristofyas muhatabımız" gibi açıklamalar yapılıyor. Hristofyas KKTC'yi temsil edenlerce, dünyaya ''Türkler'in de kabul ettiği, barışa hazır adam" hüviyetinde takdim ediliyor. Pekala, ileriki süreçte herhangi olumsuzluğun yaşanması halinde fatura kime çıkacak dersiniz? Türklere mi? Yoksa barışa yakınlığı Türkler tarafından da şiddetle onaylanan Hristofyasa mı? Kıbrıs'ın Afrodit'le bir bağlantısı olduğu kesin. Yıllardan beri masaya yatırılı-yor, sırtı sızlıyor ama sesini çıkarmıyor! Bir Allahın kulu da çıkıp "yeter be, nereye kadar" diye soramıyor.
|