|
|
|
|
|
Mikrofonun başına geçen her devlet büyüğümüz 2008 yılının kritik bir yıl olacağından söz ediyor. Cumhurbaşkanımıza geçtiğimiz günlerde gazete olarak yaptığımız ziyarette sayın Talat da 2008'in önemine dikkar çekti. 2008 Şubat'ında Güney'de yapılacak başkanlık seçimlerinin yanında AB yolunda Türkiye'nin önüne Kıbrıs uzlaşmazlığının allanıp pullanıp yeniden sürüleceği ise bilinen bir gerçek. Türkiye'nin önüne sürülecek sorunlar yumağı sadece Kıbrıs uzlaşmazlığı ile de kalsa iyi ama kazın ayağı hiç de böyle değil. Türkiye'nin eşiğine sürülecek başta Kürt meselesi var, Ermeni meselesi var, kıta sahanlığı işi var, kilise işeleri var, hatta Kardak adacıkları gibi ıvır zıvırlar var, hepsi de AB yolunu tıkamak için sahneye konmuş oyunlar. Tarihler boyunca iştahı kabaran emperyalist devletlerin kritik dönemeçlerde Türkiye'den isteyemeyecekleri şey yok gibi. 2008'de Kıbrıs'la ilgili beklentileri irdeleyecek olursak Güney'deki başkanlık seçimlerine dayalı olarak emperyalist güçlerin bir planı olduğu gerçeğini görmezden gelemeyiz. Papadopulos'un uzlaşmaz kimliğinden sıkılan dünya devletleri farklı fraksiyonlardan gelse bile sözde daha uzlaşıcı gibi gözüken Hristofyas'ı öne çıkarmak için kolları sıvadığını sezinlememek ne mümkün! Hatta Papadopulos'un tabanında oy kollayan Matsakis'in adaylığının perde gerisinde emperyalist dürtülerin olduğu fısıltıları var. Hristofyas başkanlık yarışının galibi olursa ne olur? Kıbrıs uzlaşmazlığında sonuç getirici bir gelişme yaşanır mı? Hristofyas'ın başkanlık yarışını kazanması halinde öncelikle Türkiye ve Kuzey Kıbrıs üzerinde uzlaşı adına baskıların artacağını bilmekte yarar var. Hristofyas çok mu uzlaşma gönüllüsü? Hristofyas en az Papadopulos kadar Kıbrıs'ın bütününde Rum egemenliğini arzulayan bir kimse. Ancak Papadopulos'la olan farkları sunum meselesi. Biri yüzünü asarak istiyor, diğeri kahkahalar atarak! Ama her ikisi de istiyor. Hristofyas'ın kazanması halinde önümüzde uzunca ve çetrefilli, sıkıntılı günler yaşanacağı bir kehanet olmasa gerek. Sonuç getirici olmasa bile birçok husus silbaştan olacak, yeniden girişimler, yeni, ama eskisini aratmayacak öneriler sıralanacak, belkide Türkiye ve de KKTC yeniden uzlaşmaz taraf olarak anılacak. Papadopulos'un kazanması halinde işlerin daha kolay seyredeceğini söylemek mümkün. Dünyanın tescil ettiği uzlaşmaz ve de katı politikaları sayesinde daha rahat soluk alabileceğimiz ve sonuca ulaşmak adına daha rahat adımlar atabileceğimiz bir gerçek. Şubat'a çok az bir zaman kaldı. 2008 sadece bu açıdan bile olsa ele alındığında önemli bir yıl olacağa benziyor. Bekleyip göreceğiz!
|
|
|
|
|
| |
21 Nisan 2008, Pazartesi |
UBP’de yaklaşan kasırga |
| |
16 Nisan 2008, Çarşamba |
Gaflet mi yoksa ihanet mi? |
| |
14 Nisan 2008, Pazartesi |
İş bitirici olmak önemlidir, yetenek gerektirir |
| |
11 Nisan 2008, Cuma |
Komutanım hoş geldiniz, siz bizden daha iyisini bilirsiniz |
| |
09 Nisan 2008, Çarşamba |
Çiftlik |
| |
07 Nisan 2008, Pazartesi |
Aç-kapa, aç-kapa..! |
| |
02 Nisan 2008, Çarşamba |
İster istemez biz de hapşıracağız |
| |
31 Mart 2008, Pazartesi |
Bremen mızıkacıları |
| |
28 Mart 2008, Cuma |
Hristofyas ve Ankara'dan nefret edenler |
| |
28 Mart 2008, Cuma |
Lokmacıda dekorlar hazırlanırken |
|