Büyükanıt'tan ders: "Çözüm iki devlete ve mutlaka egemenliğe dayanacak"
İsmet Kotak

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   31 Mart 2008, Pazartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Cuma sabahı Dış Basın Birliği'nde yapılan dar toplantıda bir metrelik mesafeden O'na bakarak içimden, "2000'li yılların başında Türk Ordusu'nun başında Büyükanıt Paşa olsaydı, Kıbrıs'ın içi karıştırılamaz, içi boşaltılamaz, dayatma plânlar gelemez ve Kıbrıs'ta kayalar yerinden oynatılamaz, Kıbrıs Türkü'nün eli tutulup intihar için kendi kendine oy vermesi sağlanamaz; Türk'ün ulusal davası arkadan hançerlenmezdi" dedim... Her zaman Türk Silâhlı Kuvvetleri'nin başında bir Orgeneral, her zaman bir komutan bulunur; ama her zaman Büyükanıt'lar gelmez... O'nu bağrımıza bastık; O, tam anında, komutanları ile birlikte bize güç ve güvence verdi. Yolun açık olsun Paşam...
***
Komutan, kapalı veya açık toplantılarda söylemek istediğini söyledi. Diplomatlar veya politikacılar gibi saklamadı. O sözlerin arkasında olduğunu bilerek ileri sürdü. Bu sözler uzun süre tartışılacaktır. Ama açık söylemeliyim; ulusal davaya bağlı güçlerin buna gereksinimi vardı. İşte Büyükanıt Paşa yalın kılıç ortaya çıktı ve birçok politikacının söylemesi gerekeni çekinmeden söyledi. O hâlde önümüze barikat koyan politikacıları ve dış güçleri göz önünde tutarak, atmamız gereken adımı tereddütsüz atmamız gerekmektedir. Bugün aynı görüş, düşünce ve inançta olanların buna bakarak hizaya gelmeleri gerekmektedir. Siyasal partilerde bir araya gelmeyi hatalı bulanların daha geniş cephede buluşmaları, yurt içi ve yurt dışı  güçlerle birleşmeleri kaçınılmazdır. Bunun adı da "Milli Kongre'dir"... Yarın değil bugün...
***
Büyükanıt Paşa'nın söylediklerini maddeler hâlinde sıralayalım:
1. "Ziyaretimden rahatsız olmalarından mutluluk duydum".
(Bir sır vereyim; Komutanla Dış Basın binasında yaptığımız kısıtlı katılımlı görüşmede Paşa aynı sözleri yineledi ve şunu ekledi: "Ziyaretimden rahatsızlık duymamış olsalardı kendimden kuşku duyardım". Anlayana...)
2. "1974 başlangıç değil, mezalimin sona erdirilmesidir".
3. "Olayların hiçbirini Türkler başlatmadı".
4. "Devleti yıktılar. Bu devleti yıkan Türkiye değildir. Darbeden onra Makarios'un, BM Güvenlik Konseyi'nde yaptığı konuşma var. Herkese okuması için tavsiye ederim. Orada ibret alınacak dersler vardır. Ada'daki Anayasal düzen yıkılmış, gayrimeşru bir askeri yönetim kurulmuştur".
5. "1878'de Osmanlı adayı İngiltere'ye kiralarken, Türk ve Rumların birlikte yaşadıkları 342 karma köy vardı. Bu, 1931'de 252'ye, 1960'da 114'e, 1970'de 48'e düştü. Türkler 1963-1974 arasında %3'lük toprakta yaşamak zorunda bırakıldılar. 1894 ve 1895 yıllarında Rumlar, Türklere hücum etmişlerdi. 1904 yılında katliam sürdüğü için Osmanlı İmparatorluğu İngiltere'ye ihtar etmiş ve halkın katliamı durdurulamazsa, müdahale edeceğini bildirerek Baf limanına "Nimet" isimli Türk zırhlısını göndermiştir".
6. "1960 Kıbrıs Cumhuriyeti de çatışmaları önleyemedi.".
7. "Devleti yıktılar Türkiye de doğal olarak yasal haklarını kullandı".
9. "Geçmişi bilelim diye söylüyorum... Lokmacı, 1958'lerde ortaya çıktı ve 1963'te kesinleşti... Bugün açılması çözüm veya parçası değildir.".
10. "Geçmişi bilmeyen toplumlar, kimlik erozyonuna uğrar. Bu çok önemli ve dünyanın her yerinde evrensel bir yaklaşımdır. Geçmişini bilmezseniz, kimlik erozyonuna uğrarsınız. Ben kimim diye sormaya başlarsınız. KKTC şu anda egemen bir devlettir ve egemen bir vatanda yaşamak, bu vatan KKTC tanınsa da böyledir, tanınmasa da böyledir."
İşte Komutan tarafından anlaşma konusunda konan nokta:
"Anlaşma KKTC'nin egemenliğine dayanmalıdır. Amaç ve arzumuz, KKTC'nin güvenli, müreffeh ve izolasyonlardan kurtulmuş, çağdaş bir devlet olarak yaşamasıdır."
Ve de bize verilen en güzel müjde: "Bir anlaşma olsa da, Türk askeri çekilmeyecektir"...
Büyükanıt Paşamızın verdiği mesajlar bize yeter. Bırakınız gerisi birşeylerle uğraşsın ama Kıbrıs Türk halkı, kendi kendine saygılı olmalı ve davayı yeniden  omuzlamalıdır. Herkes artık kendine bahane icat etmesin. Teslimiyetçi politikalar karşısında kimsenin susma hakkı yoktur ve olamaz. Haydi Kıbrıs Türkü...

   290 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  21 Nisan 2008, Pazartesi   Makarios ne söyledi ve ne yaptı?
  17 Nisan 2008, Perşembe   Denktaş soruyor: Selâmet mi, felâket mi?
  16 Nisan 2008, Çarşamba   Türkiye'den su
  15 Nisan 2008, Salı   Hristofyas, "tencere dibin kara" demiş
  14 Nisan 2008, Pazartesi   Muhalefet partileri bu gidişe el koymalı
  13 Nisan 2008, Pazar   PAZARLIK: Dondurmalı, Carrars'lı çözüm
  12 Nisan 2008, Cumartesi   Komutan Başbuğ: KKTC bir gerçektir
  11 Nisan 2008, Cuma   Komutan Başbuğ, KKTC ve kırmızı çizgilerimiz
  10 Nisan 2008, Perşembe   Yatırımı iktidar özendirir
  09 Nisan 2008, Çarşamba   Bakir doğumu da reddettiler