Yorgiyos: Biz burada onlar o tarafta
İsmet Kotak

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   25 Şubat 2008, Pazartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Sizler bu satırları okurken Kıbrıs (Rum) Cumhuriyeti'nde başkanlık seçimi tamamlanmış ve de 5 yıllık sürede ismini sık sık işiteceğimiz Rum lideri belli olmuş olacaktır. Bana göre ha Kasulidis, ha Hristofyas; farketmez. İpler Yunanistan'ın elinde olduğu için, ne politika uygulamaya kalkarlarsa kalksınlar, sonuçta karar Atina'da verilecek ve de o lidere, "Otur oturduğun yerde" diyecek. Bunlardan hiçbiri "Enosis" politikasına yumruk vuracak, ya da Atina'nın genel politikasına sapma getirecek kapasitede değiller. Geçmişte bunu farklı düşüncelerle deneyenler ağızlarının payını aldılar. Zaten geçen hafta her ikisinin de yaptıkları  konuşmalara derinlemesine baktığımızda fark olmadığını görürüz.
Ben, Kıbrıs (Rum) Cumhuriyeti'nde sokaktaki adamla ilgiliyim. O ne düşünmektedir? Elbette Türk basınının da bulguları vardır ama dıştan gelenlere şans tanımak gerek diye düşünüyorum. İşte Avusturya'dan bir ses. Avusturya'da yayınlanmakta olan "Wiener Zeitung'un" 20 Şubat 2008 tarihli sayısında, Martyna Czarnowska imzasıyla yayınlanan yazı Kıbrıs'tan kesitler sunu-yor. İşte o yazından bölümler:
"Bir Rum işadamı olan Georgios omzunu silkerek, "Bu konuda yalnız yabancılar konuşmak istiyor" diyor. Lefkoşa'da şehir surlarının yakınında bir barda oturuyoruz. Bu surların bir kısmı şehri ikiye bölen sınırı oluşturuyor. Georgios bu konuda konuşmak istemiyor ve "Bu Kıbrıs'ın bir sorunu" diyor. Bu sorun 30 yılı aşkın bir süredir güneydeki Kıbrıs Rumlarının ve Kuzey'deki Kıbrıs Türkleri'nin yaşamını belirliyor. Ada, 1963 yılından beri bölünmüş durumda. Görüşmeler, Kıbrıs Rumları'nın BM'nin yeniden birleşme planını reddetmelerinden bu yana bir durgunluk dönemine girdi. Genellikle taviz vermemekle tanınan Cumhurbaşkanı Papadopulos'un seçimlerde başarılı olmaması, görüşmelere yeniden başlanacağı ümidini güçlendiriyor.
Georgios bu soruna çözülmüş gözüyle bakıyor, "Biz burada, onlar da orada yaşıyorlar" diyor. Kıbrıs Rum işadamı olarak Georgios, ayrıntıya girmeden "ithalat ve ihracatla" uğraştığını söylüyor. Güney'de yaşadığı için uluslararası alanda izole olan Kuzey kesim için geçerli olan ticaret ambargosundan etkilenmi-yor. Kuzey Kıbrıs'ta, özellikle de gayrimenkul piyasası ve inşaat sektöründe işler iyi gidiyor. Burada alınıp satılan bazı malların  Kıbrıs Rumları'na ait topraklar olması pek kimseyi rahatsız etmiyor. Kıbrıs Türkleri'nden bir işadamı, "Çözüm bulunmasını daha ne kadar bekleyeceğiz?" diye soruyor.
Adanın iki kesimi giderek birbirinden uzaklaşıyor. Kuzey kesim çoktan kendi devlet sistemini kurmuş bile; hükümeti, polisi ve mahkemeleri var. Bütün bunlar Güney kesim tarafından yasa dışı olarak addediliyor. Ama inkar edilemeyecek şeyler. Bu yüzden, Kosova'nın emsal teşkil edebileceği yolunda uyaran Kıbrıs hükümetinin korkuları yabana atılır gibi değil. Bütün devletlerin eski Sırp eyaletinin bağımsızlığını tanımaları halinde, Kıbrıs Türkleri de ayrılma konusunda ısrar edebilir. Kuzey kesimin Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Kosova'nın bağımsızlık ilanını memnuniyetle karşılayarak, "hiçbir halkın başka bir halkın boyunduruğu altında yaşamaya zorlanamayacağına" işaret etti.
Sonbaharda Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün kuzey kesimi ziyaretinde, Kıbrıs'taki "iki gerçek" ve "iki devletten" bahsetmesi, güneyde büyük tepkilere yol açmıştı. Bundan birkaç hafta önce eski Almanya Başbakanı Gerhard Schröder'in bir ticaret heyeti eşliğinde kuzey kesime yaptığı ziyaret de hoşnutsuzlukla karşılandı. İzolasyonun parçalandığı bir sırada bir Balkan ülkesinin bağımsızlığını ilân etmesi, güneyin tabii ki işine gelmedi."
İşte dıştan bir gazetecinin gözlemi. Gerisini KKTC yetkilileri düşünsünler ve de ormanda kaybolmasınlar diyorum. Rum'a yama olmak politika olamaz.
***
KOSOVA, LİDER DENKTAŞ VE SLOVAK ELÇİSİ
Kosova'nın bağımsızlığı gündeme gelip oturduğu günden beri, bunun yakından izlenmesini ve de KKTC'nin bağımsızlık ve de tanınma olayına önem verilmesini salık verdik. Hatta Rusya Devlet Başkanı Putin, bize haklı bir neden gösterdi ve de hatta bana göre politika haritamızı çizdi. Haksızlığa uğradığımızı itiraf etti. Hatta bu haksızlığı yapanlardan biri de Rusya olduğu hâlde...
İşte milli mücadele liderimiz ve KKTC'nin Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf R. Denktaş, tam anında ortaya çıktı ve "Tanınma istemenin tam zamanı" dedi. Denktaş, KKTC Cumhurbaşkanı M.A. Talat'ın "Bağımsızlık talebi olmadığını söylemesini" ağır şekilde eleştirdi. "Herşeyi konuşurum bağımsız-lığı masaya yatırmam" diyen Kosova yetkililerine övgüler yağdırdı. Ve de Çek-Slovak modelinin izlenmesini işaret etti.
Aynı anda Slovak Büyükelçisi Bayan Turenicova, KKTC Üniversiteli Kadınlar toplantısında şunları söyledi: "Çekoslavakya'dan, Çek ve Slovak Cumhuriyetleri olarak yaşanan ayrılma, çatışmasız, kansız ve dostça oldu. Kıbrıs'ta da ayrılık seçilebilir. Ancak halkların dost kalması önemlidir. Benim çabalarım bu yoldadır. Zaten Çekoslovakya döneminde de Çek ve Slovaklar,  Kıbrıs'taki gibi ayrı yaşıyorlardı."
İşte yaşanarak edinilen deneyim. Türk ve Rum parti başkanları olarak Prag'a davet edildiğimizde Çekoslavakya son nefesini alı-yordu. Çekoslavakya Anayasası'nın babası Prof. Laco, bize "Federal yapının yararlarını ve koşullarını" anlattı ve de işlemeyen koşullar konusunda da  tavsiyeler yaptı. Ne acı ki biz Prag'dan  ayrıldıktan çok kısa sürede, Çek ve Slovaklar olarak ayrıldılar.  Bugün her ikisi de AB içinde ayrı devletlerdir...
Yaşanan örnek kötü mü? Bundan niye korkuluyor? Sayın M. A.Talat, tarihi hata yapmak istemiyorsa, Kosova örneğinden korkuyorsa, Çekoslavakya örneğine sarılsın. Kıbrıs (Türk) Cumhuriyeti ve Kıbrıs (Rum) Cumhuriyeti neden olmasın? Birleşemedik, ayrılmak suretiyle AB'ye adım atarız. Orada genel yapıya katılırız. Hatta Türkiye de üye olunca bir bütün oluruz...

   327 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  21 Nisan 2008, Pazartesi   Makarios ne söyledi ve ne yaptı?
  17 Nisan 2008, Perşembe   Denktaş soruyor: Selâmet mi, felâket mi?
  16 Nisan 2008, Çarşamba   Türkiye'den su
  15 Nisan 2008, Salı   Hristofyas, "tencere dibin kara" demiş
  14 Nisan 2008, Pazartesi   Muhalefet partileri bu gidişe el koymalı
  13 Nisan 2008, Pazar   PAZARLIK: Dondurmalı, Carrars'lı çözüm
  12 Nisan 2008, Cumartesi   Komutan Başbuğ: KKTC bir gerçektir
  11 Nisan 2008, Cuma   Komutan Başbuğ, KKTC ve kırmızı çizgilerimiz
  10 Nisan 2008, Perşembe   Yatırımı iktidar özendirir
  09 Nisan 2008, Çarşamba   Bakir doğumu da reddettiler