|
Kıbrıs (Rum) Cumhuriyeti "Başkanlık" seçimlerinde sözde Komünist Partisi AKEL, her zaman birilerine destek çıktı. İlk destek çıktığı Makarios oldu. O zaman AKEL'in başında Moskova tarafından büyük itibar gören, safkan komünist olduğu kabul edilen Papayuannu idi. Makarios, seçildiğinin ilk gününde, "Ada 400 yıl önceki sahiplerinin eline geçti" dedi ve Akritas Plânı'nın hazırlanması için emri verdi. Cumhuriyet'in ömrü de 3 yıl 4 ay sürdü. Akritas Plânı uygulandı ve Cumhuriyet yıkıldı. Rum ve Yunan işgâline sokuldu. Ta ki 20 Temmuz'u 1974'te destiyi kavga esnasında kırana kadar! Papayuannu'nun ölümü üzerine yerine seçilen Dimitris Hristofyas, Moskova emrinde, komünizmden geride ne kalmışsa, o sakızı çiğneyerek yuvarlanıp giden, ağzı lâf yapan bir Genel Sekreter'dir. AKEL bu kez de Vasiliu'yu destekledi. Vasiliu aslında kendi partisinin alt katında olduğu için destek vermiş, çok büyük kazanım beklemişti. Sonra onun da Yunanistan tarafından döşenen rayların üstünde takla attığına tanık oldu. Gelirken nerede ise "Kıbrıs Türk ve Kıbrıs Rum Devletleri" oluşacağını ve bunlar arasında eşitlik ve ortaklık kurulacağını ileri sürmüştü. Hürriyet gazetesinin New York muhabirine yaptığı açıklamalar yayınlanınca, kıyamet koptu. Adaya dönünceye kadar Vasiliu'ya bu söylediklerini yutturdular. O da bir daha ağzına almaya yanaşmadı. AKEL'in seçtirdiği Vasiliu balonu da söndü. Eski EOKA tetikçisi, Küçük Kaymaklı kasabı Tasos Papadopulos'a AKEL'in desteği ortaklık adına yapıldı. Şimdiki bu durumda kavgalı görünmeleri anlam ifade etmez. Hedeflerinde şaşma yoktur. Her ikisi de Yunan milli davasına, Yunan yayılmacılığına yani Megalo İdea'ya hizmet etti. Şimdiki kavga koltuk kavgasıdır. Yoksa Hristofyas'ın Türkler için yas tuttuğu söz konusu değildir. Yapılan açıklamaların karşısına ya birinin, ya da ötekinin adını yazarsanız farklılık görünmez. Seçime çok az kala ben de Papadopulos'tan sonra Hristofyas gerçeğini işaret etmek istiyorum. Çünkü Rum halkının tek başına gittiği seçimde seçeceği kişinin başımıza taç olacağına inanan varsa aldanıyor. Çünkü tarihin hiçbir döneminde Kıbrıs Türkü, Rum liderlere biat etmedi. Boyun eğmedi. Birçok kez bu oyun oynandı ama tutmadı. Bu kez de tutmayacaktır. Hele AKEL'in, Rum Meclisi'nde Enosis kararının altındaki imzasını biliyorsak... Yani sağcısının da, solcusunun da yolu Atina'ya çıkar... Bunu da işaret ettikten sonra kişi olarak Dimitris Hristofyas'ın yaptığı açıklamalara bakalım. İşte seçime çeyrek kala ortaya koydukları: Hristofyas Kıbrıs sorununda 10+1 diye bir öneri sundu ve bunları seçim programında analiz etti. Hristofyas politikasını; AB muktesebatına, insan haklarıyla ilgili uluslararası sözleşmelere uygun iki bölgeli, iki toplumlu federasyon çözümü temeline dayandırıyor. Dimitris Hristofyas'a göre çözüm; "Türk işgal askerlerinin (!) ve yerleşiklerin (!) gitmesini ve Kıbrıs Cumhuriyeti'nin askersizleştirilmesini öngörmesi" gerekir. Hristofyas gerek prosedürle gerek esas ve taktikle ilgili şunları önerdi: 1. "Çabaların odak noktası 8 Temmuz anlaşmasının hayata geçirilmesidir. Hayal gücü olan, esnek bir politika izlenmesi gerekir." 2. "İnisiyatiflerim, BM Genel Sekreteri'yle ve Güvenlik Konseyi'nin bütün daimi üyeleriyle; AB üye ülkelerinin devlet başkanlarıyla ve Sayın Talat'la görüşme de dâhil olmak üzere bir dizi acil faaliyetleri içerecektir". 3. "AB, çözüm çabalarına katılacağım ancak bu Kıbrıs sorunu ve BM çerçevesinde kalacak.'' 4. "Türkiye'nin AB üyelik sürecinde Kıbrıs sorununun lehine kullanılacak". 5. Belirsiz bir 'Avrupa çerçevesindeki çözüm adına Kıbrıs Rum tarafının federasyon çözümüne yönelik taahhütlerini ortadan kaldırmak isteyen zararlı ve yıkıcı yaklaşıma' katılmayacağım". 6. "Meclis'te temsil edilen bütün siyasi partilerin katılacağı Ulusal Konsey'in işleyişi ve ağırlığını güçlendirilecektir". 7. "Kıbrıslı Türklerle yeniden yakınlaşma için kapsamlı öneri: (Kıbrıs Türk konuları masası kurulması, Sivil Toplum Örgütleri İşbirliği Fonu'nun devlet yardımı vb. ile işletilmesinin ileri götürülmesi.) Hristofyas, en az Papadopulos kadar Kıbrıs Türkü'nü azınlık olarak görmekte, çözümü, suçladığı Türkiye ile sağlayacağını işaret etmektedir. Ona göre de Türk ve Rum halkı arasında çözüm sağlanamaz. 44 yıldan beri Rum ve Yunanlı'nın işgâli altında olan "Kıbrıs (Rum) Cumhuriyeti" ile Türkiye arasında çözüm sağlanmalıdır. Ancak kendi tanımı ile "dostu M.A.Talat'la yerel konuları görüşecektir". Yayılan propaganda malzemesi içinde en ilginç olanı, "Kıbrıslı Türklerin arasında Hristofyas'la birlikte,omuz omuza ortak devlet oluşturulması için mücadele edecek Türklerin olduğudur". Bu isimsiz açıklamalar hem içe hem de bize dönüktür. Sonuçta Rumlar kendi liderlerini seçeceklerdir. Benim kabul etmediğim işgâlci Rum Cumhuriyeti'ne kimi seçerlerse seçsinler, fark etmeyecektir. Hele şu Hristofyas'ı bir seçseler de onun da yıldızları düşsün. Bu tarafta inanan bir azınlık varsa onların da başları öne eğilsin... Maya ortada, kim kimi aldatıyor Allah aşkına? Enosisçi AKEL'den ne beklenir ki?!
|