|
Bütün hesaplar Türkiye üzerine kurulurken
|
|
|
|
|
|
|
Rum tarafında iktidarı muhalefeti birleşerek, bütün hesaplarını Tükiye üzerine kurmuş ve Hristofyas-Talat anlaşması uygulamaya konulmuşken, büyük soru Kıbrıs sorununun bütünlüklü çözümü için özlü müzakerelere ne kadar gidileceğidir. Birçok faktörün sonucun iyi olup olmayacağı ya da Kıbrıs'ın yeni bir çıkmaza sürüklenip sürüklenmeyeceği ile ilişkisi vardır. Fileleftheros bakınız burada neler yazıyor: ''Öncelikli öneme sahip olan şey, Kıbrıs Rum tarafının gücü karşısısındaki tüm kartları başarıyla değerlendirmesidir. Çözüme yönelik müzakerelerin net hedeflere sahip olması ve belirli taahhütlerle gelişmesi için bizim üstlenmemiz gerektiğine inanıyorum.'' Söz konusu Rum gazetesinde bakınız daha neler var: "Herkesin de bildiği üzere 2009 yılında AB, Türkiye'nin üyelik sürecini bütünlüklü olarak değerlendirecek. Ankara'nın tam olarak ne benimsediği, ne yapmadığı, kısa zaman sürecinde neyi benimseyeceği tartışılacak.'' Son zamanlarda Kıbrıs sorunu ile uzaktan yakından ilgili ülkeler ve uluslararası camia, Avrupa Birliği yetkilileri Barroso ve Olli Rehn'in Türkiye'de çok iyi karşılanmadığını belirten Rum gazeteleri, bütün hesapları Türkiye üzerinde yapmaktadırlar. Rum yönetiminin resmi tavrına göre "şartlar ve taahhütler olmadan Türkiye'nin üyelik sürecini desteklenemez''. İşte bu yüzden 2009 yılında yani, Türk adaylığının değerlendirileceği yılda, Kıbrıs'ın tüm ortaklara Türkiye'nin ucu açık sürecini kabul etmeye devam edemeyeceğini duyurmasını öneriyorum. Tüm dostlarımıza Avrupa sürecinin "yeşil çizgisinden" yani Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik çabalarındaki davranışlarından geçtiğini söylememiz gerekiyor. Türk üyelik sürecini Kıbrıs sorunu gibi Avrupai bir sorunun çözümüne yönelik mücadele ile bağlarsak ortaklarımızın anlayışı ve dayanışması ile karşılaşabiliriz. Bakınız devamla neler düşünüp neler planlıyorlar? "Başka bir ifadeyle 2009 yılını iki net önkoşul ile değerlendirelim. Birincisi: Türkiye'nin çözüme yönelik sorumluluklarını açık bir şekilde Avrupa metni üzerine bağla-yalım. İkincisi: 2005 yılında anlaşmaya varıldığı üzere Lefkoşa'nın Kıbrıs sorunu ve Avrupa sorumlulukları ile bağlantılı olmayan Türkiye'nin katılım sürecinin kabul edemeyeceği konusuna netlik kazandırılsın. Böylece dünün hatalı düşüncelerini değiştiririz ve BM'dekilerle birlikte çalışmaları için AB'nin mekanizmalarını ortaya koyarız. Bu karar çözüm konusuna hizmet ediyor ve Kıbrıs sorununa adil bir çözüm bulunması için verilen mücadelede AB'deki daha dost güçleri harekete geçiriyor. Zirve düzeyinde kararlar almaları ve ortaklarımız-la ilgili müzakereleri takip etmeleri gerekmektedir. Böylece olabilecek en iyi sonuca ulaşırız."
|
|
|
|
|
| |
21 Nisan 2008, Pazartesi |
Rum tarafının beklentisi |
| |
17 Nisan 2008, Perşembe |
Hristofyas'ın manevraları |
| |
16 Nisan 2008, Çarşamba |
YDÜ, kanser etkinliklerine dev bir adımla katılırken |
| |
15 Nisan 2008, Salı |
Hristofyas'ın hedefi Türkiye |
| |
14 Nisan 2008, Pazartesi |
Lefkoşa ağlama duvarı olmamalı |
| |
13 Nisan 2008, Pazar |
Pazariyelik yazı |
| |
10 Nisan 2008, Perşembe |
Rum yönetiminin derdine bakınız... |
| |
09 Nisan 2008, Çarşamba |
Haravgi'den al haberi |
| |
08 Nisan 2008, Salı |
Kışkırtıcı eylemlere dikkat |
| |
07 Nisan 2008, Pazartesi |
Turizme soyunan ülke |
|