Yaşamın topları
Özer Hatay

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   5 Mart 2008, Çarşamba Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Hayatı bir oyun kabul edin...
Hani hokkabazların beş topu iki elleri ile havaya atarak oynadıkları oyun...
Bu topları; iş, aile sağlık, dostlar ve sevgi diye adlandırın ve beşini birden havada tutmaya çalışın.
Kısa zamanında, iş topunun, lastik olduğunu göreceksiniz.
Yere düştüğünde yine sıçrayacaktır.
Ama öteki dört top; aile, sağlık, dostlar ve sevgi, kristalden yapılmıştır.
Bunlardan birini düşürürseniz çizilebilir, aşınabilir, çentiklenebilir, çatlayabilir.
Bunlardan biri düşerse, bir daha asla eskisi gibi olamaz.
Bunu iyi bilin ve hayatınızın dengesini asla bozmamaya çalışın. Yaşamın topları bir yana öğretmen-öğrenci ilişkileri gündeme gelir.
Okul ve öğretmen
Ortaokuldayken, sınıf arkadaşlarımdan birisiyle ciddi bir tartışmaya girdim. Onun haksız olduğundan, kendiminse haklı olduğundan emindim.
Öğretmenimiz bize çok iyi ders vermeye karar verdi.
Bizi bütün sınıfın önüne çıkardı ve onu masanın bir tarafına yerleştrdi.
Masanın tam ortasında yuvarlak bir nesne vardı. Siyah renkli bir nesne... O çocuğa nesnenin rengini sordu.
Çocuk 'beyaz' diye yanıtladı.
Söylediğine inanmadım, çünkü nesne siyahtı.
Yeniden tartışmaya başladık, bu kez de nesnenin rengi hakkında.
Öğretmen bu kez beni çocuğun yerine, onu da benim yerime geçirdi.
Beyaz yanıtını vermek zorundaydım, çünkü belli ki nesnenin bir tarafı beyazdı. Öğretmenimiz o gün bana çok güzel bir ders verdi.
Karşımdaki kişinin bakış açısını anlamam için, kendimi onun yerine koymam gerekiyordu.
Öğretmen-öğrenci ilişkileri ile ilgili bir anımla yazımı noktalamak istiyorum.
Orta öğretim sıralarında Türk öğretmenimiz kara tahtada ders veriyordu. Biz öğrenciler ise, öğretmen tahtada yazarken mırıldanıyorduk.
Öğretmenimiz "Dinleyelim yahu..." diye yüksek sesle bağırdı. Aramızdan birisi öğretmenin taklidini yaparak "Dinleyelim yahu" diye tekrarladı.
Bu kez öğretmen kara tahtada yazı yazmayı bırakarak ön sıradan başlayarak, "Kimdi bunu yapan?" diye soruverdi.
En öndeki öğrenci arkasındakini, arkasındaki de onun arkasındaki göstererek devam ederken, duvara dayalı en son öğrenci sıra kendisine gelince duvarı gösteriverdi...
Hoca hiddetle, "Sen de önündekini göstersene oyun devam etsin" deyiverdi.

   571 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  21 Nisan 2008, Pazartesi   Rum tarafının beklentisi
  17 Nisan 2008, Perşembe   Hristofyas'ın manevraları
  16 Nisan 2008, Çarşamba   YDÜ, kanser etkinliklerine dev bir adımla katılırken
  15 Nisan 2008, Salı   Hristofyas'ın hedefi Türkiye
  14 Nisan 2008, Pazartesi   Lefkoşa ağlama duvarı olmamalı
  13 Nisan 2008, Pazar   Pazariyelik yazı
  12 Nisan 2008, Cumartesi   Bütün hesaplar Türkiye üzerine kurulurken
  10 Nisan 2008, Perşembe   Rum yönetiminin derdine bakınız...
  09 Nisan 2008, Çarşamba   Haravgi'den al haberi
  08 Nisan 2008, Salı   Kışkırtıcı eylemlere dikkat