|
Hayatı bir oyun kabul edin... Hani hokkabazların beş topu iki elleri ile havaya atarak oynadıkları oyun... Bu topları; iş, aile sağlık, dostlar ve sevgi diye adlandırın ve beşini birden havada tutmaya çalışın. Kısa zamanında, iş topunun, lastik olduğunu göreceksiniz. Yere düştüğünde yine sıçrayacaktır. Ama öteki dört top; aile, sağlık, dostlar ve sevgi, kristalden yapılmıştır. Bunlardan birini düşürürseniz çizilebilir, aşınabilir, çentiklenebilir, çatlayabilir. Bunlardan biri düşerse, bir daha asla eskisi gibi olamaz. Bunu iyi bilin ve hayatınızın dengesini asla bozmamaya çalışın. Yaşamın topları bir yana öğretmen-öğrenci ilişkileri gündeme gelir. Okul ve öğretmen Ortaokuldayken, sınıf arkadaşlarımdan birisiyle ciddi bir tartışmaya girdim. Onun haksız olduğundan, kendiminse haklı olduğundan emindim. Öğretmenimiz bize çok iyi ders vermeye karar verdi. Bizi bütün sınıfın önüne çıkardı ve onu masanın bir tarafına yerleştrdi. Masanın tam ortasında yuvarlak bir nesne vardı. Siyah renkli bir nesne... O çocuğa nesnenin rengini sordu. Çocuk 'beyaz' diye yanıtladı. Söylediğine inanmadım, çünkü nesne siyahtı. Yeniden tartışmaya başladık, bu kez de nesnenin rengi hakkında. Öğretmen bu kez beni çocuğun yerine, onu da benim yerime geçirdi. Beyaz yanıtını vermek zorundaydım, çünkü belli ki nesnenin bir tarafı beyazdı. Öğretmenimiz o gün bana çok güzel bir ders verdi. Karşımdaki kişinin bakış açısını anlamam için, kendimi onun yerine koymam gerekiyordu. Öğretmen-öğrenci ilişkileri ile ilgili bir anımla yazımı noktalamak istiyorum. Orta öğretim sıralarında Türk öğretmenimiz kara tahtada ders veriyordu. Biz öğrenciler ise, öğretmen tahtada yazarken mırıldanıyorduk. Öğretmenimiz "Dinleyelim yahu..." diye yüksek sesle bağırdı. Aramızdan birisi öğretmenin taklidini yaparak "Dinleyelim yahu" diye tekrarladı. Bu kez öğretmen kara tahtada yazı yazmayı bırakarak ön sıradan başlayarak, "Kimdi bunu yapan?" diye soruverdi. En öndeki öğrenci arkasındakini, arkasındaki de onun arkasındaki göstererek devam ederken, duvara dayalı en son öğrenci sıra kendisine gelince duvarı gösteriverdi... Hoca hiddetle, "Sen de önündekini göstersene oyun devam etsin" deyiverdi.
|