|
Bir garip tutum içine girdik ki, hayret etmemek olası değildir. Yatırım, yatırım diye yakınırız; yatırımların artması karşısında ise nasıl önleyeceğimizin kavgasını veri-yoruz. Öylesi bir anlayış yaygınlaşıyor ki, yükselen eserlerden, gelişen sektörlerden kıskananlar veya değişik bir düşünceyi savunanlar, ülkede kaosa oynuyorlar. Son zamanlarda öylesine garip olaylarla ilgilenenler, değişik olguları gündeme getirerek, yeni tartışma gündemi yaratıyoruz. Bunlardan biri de, iş yaşamımızda, çalışma haya-tımızda mesailerle ilgilidir. 'Nereden başladık nerelere geliyoruz' diye baktığımızda, bazı tutumlara hayret etmemek olası değildir. Süpermarketlerle bakkalların çalışma saatleri tartışmaya açılırken, konuların sağından solundan tutanlar, gündemi değiştirmişler ve çalışma hayatındaki mesai konusuna mevzuyu getirdiler. Ayrı olguları bir kefeye koyarak tartışmalar başlattılar. Dün Başkent Lefkoşa'da İnönü Meydanı'ndaki Vakıflar Çarşısı'ndan geçerken bir restoranın camlarında şu yazılıydı. "24 saat açığız" Çalışma hayatında arı gibi işleyen, ülkesindeki talepleri karşılamak için geceli gündüzlü çalışanları gördükçe sevinmemek elde değil. En içten duygularla alkışlamak isterim. Pazar günü ,Cumartesi öğleden sonra açık kalmak ve de çalışma alışkanlığı ne zaman başladı? 1974'ten sonra ülkemize artan ilginin, turizme soyunan bir ülkeyi ziyaret edenlerin talepleri, böylesi bir piyasa ve çarşıyı yarattı. Girne turistik yöremizden başlayan ve de başkent Lefkoşa ve diğer kentlerimizde haftasonları da açık kalma alışkanlığı piyasadaki hareketlenmeyi de artırmış oldu. 'Avrupa'da şöyleydi, bizde böyleydi' örnekleri üzerinde de önemle durmak isterim. İşlerine geldiği zaman Avrupa, işlerine gelmediği zaman, tatil ve daha fazla parayı gösterenleri anlamak kolay değil. Ülkemizde bir konu gündeme geldi mi, ardından da tepki tüzükleri ve yasaları gelmektedir. Etkiye tepki de bunların devamıdır. Özellikle çalışma hayatıyla ilgili konularda sağlıklı kararlar üretebilmek için, kamuoyunda gerektiği şekilde tartışılması da kaçınılmazdır. Bir ülke herşeyden evvel sahip olduğu mentaliteye göre Yasal düzenmeler üzerinde ortak aklı kullanır ve ona göre de kararlar üretir. 'KKTC'yi turizm cenneti yapacağız' dendi, ilerleyen zaman içinde turizme yatırım yapmak da sorun oldu. Vatandaşlarımızın sırf alışveriş cazibesi nedeniyle Güney'e gitmelerine bir yandan tepki gösteriyoruz, diğer yandan ise kendi bariyerlerimizi kuruyoruz. Halkı böylesi konularda bölmeden de bir yere varamayacağız aşikar. Ekonomik akıl birliği ile hareket etmek varken, 'Avrupa'da öyledir, böyledir' diyerek bir yere varamayacağımız da bilinmeyen birşey değil... Bir taraftan kalkınmayı tartışıyor, ekonomik krizlerin haberciliğini yapanlar, diğer taraftan varolan ekonomik potansiyel yanında, ülkemiz insanına ve de turistlerin talepleri için kolları sıvamak varken, biz nelerle uğraşıyoruz.
|