Görüşmeler başlıyor mu?
Rauf R. Denktaş

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   18 Mart 2008, Salı Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Kollar sıvanmış: Görüşmelerin başlaması için alt temaslar yapıldı. İki tarafın "liderleri" çok yakında bir araya gelecekler. Lokmacı Barikatının açılışı konuşulacak. Belki de bu konuda (Türk tarafından taviz koparmak kaydı ile) olumlu karar da alınacak. Halka "işte gördünüz; Papadopulos ile yapılamayan Hristofyas ile yapılabiliyor; yaşasın yoldaş Hristofyas" propagandasına hız verilecek. Halk yine bir beklenti içinde. Annan Planı zamanında var olan "yol göstericiler" şimdiden sahnede! Yine ne sözler verilecek? Barışçı görünmek için yetkili kimse halkımıza "Hristofyas'ın istedikleri ile Papadopulos'un, ondan önce Klerides'in, Vasiliyu'nun, Makarios'un istediklerinin aynıdır" demeyecek. Belki de "ne görüşüldüğü hakkında sonuç alınıncaya kadar açıklama yapılmasın" diye karar da aldırtacaklar. "Kimse görüşmelere çomak sokmasın" diye görüşmeleri Kıbrıs dışına taşımayı bile deneyecekler.
Bunların hepsini yaşamış bir kişi olarak şunu söylemek istiyorum: iki tarafın varılacak hedef konusunda vizyon birliği yoksa ve görüşmeler iki tarafın eşitliğine dayanmıyorsa; taraflardan biri masadan yine "meşru hükümet" olarak kalkacağını ve diğer tarafın "cemaat" olarak kalmaya mahkûm olduğunu biliyorsa, sonuç "meşru Kıbrıs Hükümeti 1963'de yıkılmıştır, görüşmelerden maksat 1963 Antlaşmalarının meydana getirdiği olgunun (state of affairs'ın) ruhuna uygun yeni bir ortaklık oluşturmaktır" diyen tarafın "uzlaşmazlıkla" suçlanmasından başka bir şey olmayacaktır.
Ne yazık ki görüşmelere çok istekli görünen Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti tarafının son çizgisi nedir bilenimiz yoktur. Rum tarafı Gambari formülü diyor. Bunun görüşülmesinde hazır bulunan Sn. Pertev'in açıklamaları oldukça ürkütücü. Görüşmecimizin sonuna kadar destekleyeceği bir hedef, bir vizyon var mıdır? Ankara'da anavatan Türkiye ile müşterek bir hedefte, bir vizyonda mutabakat hasıl oldu mu? Tahminler ve temenniler ötesinde bir şey söyleyecek halde değiliz.
Halkımız görüşmeler yolu ile nereye götürüleceğini bilmek ihtiyacındadır. Bu hedef halkın benimsediği bir hedef ise, herkes bunun arkasında olacaktır. Halkın viz-yonu/hedefi/arzusu devletine dayalı, Türkiye'nin garantisini içeren sağlam, kalıcı bir anlaşmadır. Bu hedefe ulaşmak için halkımız uzun yollardan geçmiş, çeşitli baskılar altında kalmış fakat direnmiş ve hedefinden vazgeçmemiştir. Rum tarafının Kıbrıs'a sahip çıkma ve Kıbrıs Türkleri'ni Türkiye'den kopmuş bir azınlık yaparak "yasalar altında eşitsiniz" demenin ötesinde bir vizyonu olmadığını bilmeyenimiz yoktur. Türkiye, milli çizgiyi "iki halk, iki devlet, iki demokrasi ve Türkiye'nin garantörlük haklarının devamı" olarak belirlemiş bulunmaktadır. Soyer hükümeti, Hristofyas'ın ağzı ile "iki toplumlu, iki kesimli federasyon" demektedir. Hristofyas'ın "federasyona, Türk askerini adadan çıkarmak için razı olmak zorundayız" dediği unutulmamalıdır.
Görüşmelerin başlaması için başlatılan temaslar bu çerçevede ve bu kaosun içinde devam etmektedir. "Bu hep böyle olmamış mıydı?" diyeceksiniz. Haklısınız. Ancak, görüşmelere başlangıç zeminimizin 24 yaşına basmış Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olduğunu unutmamamız gerekir. Geçmişteki görüşmelerde Kıbrıs meselesinin müzakere edilmemiş tek bir noktası yoktur. Buna rağmen viz-yonlarda mutabakat sağlanamamıştır. Bu kez, masaya kimlerin, hangi statüde oturacakları belirlenmeli, varılacak hedefin adı açıkça konmalı, gerçekleri vurgulamaktan kaçınılmamalı, kırmızı çizgimizi açıklamadan masaya oturulmamalıdır. "Bunu yaparsak Rum tarafı masaya gelmez" diyenler olacaktır. Rum "kırmızı çizgisini tek halk, tek devlet, tek egemenlik ve Türklere verilecek haklar Rum, Ermeni, Maronit ve Latinlere verilecek hakları yeniden gölgelememelidir" demeye devam ediyor. Biz, bu kurtlar sofrasına niye oturmak için can atıyoruz? Biz onların kırmızı çizgilerini bilerek masaya oturacağımıza göre, onların da bizim kırmızı çizgilerimizi bilmeleri gereklidir. Eşitlik budur!

   462 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  21 Nisan 2008, Pazartesi   Nereye kadar?
  17 Nisan 2008, Perşembe   Çözümsüzlük çözüm mü?
  16 Nisan 2008, Çarşamba   Selamet mi, felâket mi?
  15 Nisan 2008, Salı   Çağlayan denince
  03 Nisan 2008, Perşembe   İsimsiz bir "elçi" şöyle diyor: Mantığa meydan okumak
  01 Nisan 2008, Salı   Adil ve kalıcı çözüm
  27 Mart 2008, Perşembe   Statü meselesi
  24 Mart 2008, Pazartesi   Duvarlar kalksın
  23 Mart 2008, Pazar   Başlıklara bakalım
  22 Mart 2008, Cumartesi   Dost Yunanistan !