|
Ünlü Kıbrıslı Rum avukat, DİKO'nun kurucu üyesi Stavros Ambizas'ın, Cyprus Dialogue gazetesinde yayımlanan yazılarının birinci bölümünü sizlere aktarmıştım... Ambizas, tarihe ışık tutan tarihi itiraflarını, Diyalog gazetesinin dünkü sayısında da sürdürdü... Ünlü avukatın tarihi itiraflarının ikinci bölümünü sizlere de aktarmak istiyorum: ***** ''Tassos Papadopulos'un siyasi sicili Stavros Ambizas AKEL'in ve sol görüşün parlak şahsiyetlerinden biri olan ve yaşamının sonunda hatıralarını "Korkusuz ve Tutkusuz' başlığı altında neredeyse gözü görmez bir şekilde kaleme alan Andreas Ziartidis'ten söz etmek istiyorum. İyi bir dostu ve çalışma arkadaşı olarak Tassos Papadopulos'a övgüler yağdırdıktan sonra O'nun en büyük hastalığından söz ederek şöyle demiştir: "Hastalıklı bir şekilde Türklerden nefret ediyor. Türkler konusunda hastalıklı bir şekilde ırkçıdır." Daha sonra da Tassos Papadopulos'un, Kıbrıslı Türklere ve AKEL'e karşı eylemlerini anlatmaya devam etmiştir. Yukarıdakiler Tassos Papadopulos tarafından hiçbir zaman yalanlanmamış veya düzeltilmemiştir. Bilakis Papadopulos 12 Ekim 2002 tarihinde RİK'in "Prosopo me Prosopo" (Yüzyüze) adlı programında, AKEL üyesi veya taraftarı bir dinleyicinin anti-komünist olduğu şeklindeki suçlamasına şu yanıtı veriyordu: "Tam tersine Ziartidis ile olan dostluğum ve karşılıklı saygıdan dolayı beni komünist yanlısı olmakla suçluyorlardı". Üstelik "hastalıklı bir şekilde Türklerden nefret ediyor ve Türkler konusunda hastalıklı bir şekilde ırkçıdır" sözleri, sadece Ziartidis'e ait değildir. AKEL'in resmi belgelerinde ve kararlarında da bulunmaktadır. Sayın Dinglis bunlardan birkaçını yayınlamıştır. AKEL eski Genel Sekreteri Ezekia Papayoannu'nun söyledikleri hala kulaklarımdadır. Portekiz'in, Lizbon sokaklarında yaptığımız bir yürüyüşte bana söylediklerini hala hatırlıyorum. İki saatlik yürüyüşümüzün bir buçuk saati boyunca bana Tassos Papadopulos'tan bahsetmişti. Tassos Papadopulos ve benzerleri, ırkçı Denktaş ile paralel olarak o zamanlar Kıbrıslı Türklerle ilk ortaklığı sabote etmek ve dağıtmak için bilinçli bir şekilde çalışıyorlardı. Glafkos Kleridis ise dürüst bir uzlaşı konusunda Kıbrıslı Türklerle köprüler kurmaya çalışıyordu. Bunu, 1963 yılında savaştığımız Makarios'un 13 maddesinin 12'sini Kıbrıslı Türkler kabul edince varılan tarihi anlaşma ile başardı. Ancak hoşgörüsüzlük ve milliyetçilik bu anlaşmanın hayata geçirilmesine izin vermedi. Eğer Glafkos Kleridis'i dinleselerdi, Kıbrıs felaketten kurtulacaktı. Kıbrıslı Türklerin siyasi eşitlikle ilgili anayasal haklardan mahrum edilmesinde Tassos Papadopulos'un oynadığı rol yıkıcıydı. Cumhurbaşkanı Makarios'un bu tür anayasal sapmalara hoşgörülü davranıp davranmadığını veya teşvik edip etmediğini bilmiyorum. Her halükarda sorumlulukları büyüktür, çünkü Kıbrıslı Türklerin de Cumhurbaşkanı olduğunu unutmuştur. Karalama kampanyaları yürütülürken, Tassos Papadopulos ve benzerleri," Türkler, silahlı bir şekilde hepimizi katledecekler" diyerek, Kıbrıslı Rumları kandırdılar ve Akritas Planı’nı hayata geçirme yolunda ilerlediler. Yalan sonradan ortaya çıktı. Türkler av tüfekleriyle hezimete uğradılar. Anayasamızın "işlevsel" olabilmesi için gerekli olduğunu söyledikleri Makarios'un 13 maddesi vesilesiyle (şimdi Annan Planı’yla dediğimiz gibi) hiç duyulmadık şeyler yaptık.'' (Devam edecek)
|