|
Bazen bir tatlı söz dahi insanların umutlanması için yeterlidir... Kıbrıs’ta yaşayan insanların uzun zaman karşılıklı ilişkilerden mahrum kalmaları, barış ve çözüm karşıtlarının kışkırtmaları, liderlerin ve medyanın yanlış yönlendirmeleri sonucunda, küçük bir ada, adeta umutsuzların ve mutsuzların yuvası haline gelmişti... Özellikle Kıbrıs Türkleri, 1963’ten itibaren çok sıkıntılar çekti... Çocukluk günlerimde, en az 7-8 kez göç yaşadığımı anımsıyorum... Aynı acıları, çocuklarımızın ve torunlarımızın da yaşamasını elbette istemiyoruz... O nedenle başından beri hiç sapmadan, kalıcı bir çözümün şart olduğunu belirtiyor, liderleri cesaretlendirmeye çalışıyoruz... Kıbrıs’ın iki eski ve köklü partisi, AKEL ile CTP’nin iktidara gelmeleri, çözüm açısından büyük bir şanstı... Her iki parti de, Kıbrıs’ı yeniden bütünleştirme konusunda kararlı olduğunu açıklamış, hatta karşılıklı sözler de verilmişti... Kuzeyde Mehmet Ali Talat’ın, güneyde ise Dimitris Hristofyas’ın liderliğe seçilmesi, çözüm yönündeki beklentileri daha da artırmıştı... Talat ile Hristofyas’ın 21 Mart günü gerçekleştirdikleri ilk görüşme, umutlu olanları mutlu ettiği gibi, umutsuzların da umutlanmasına yol açtı... Yaklaşık 45 yıldan beri kapalı bulunan ve başkent Lefkoşa’yı ikiye ayıran Lokmacı (Ledra) sınır kapısının açılması yönündeki karar, iki liderin ilk büyük başarısıdır... Bu başarının, bundan sonraki toplantılara olumlu yansımasını ve kapsamlı çözüm yönünde cesur adımların atılmasını istiyoruz... Kapsamlı çözüm, iki toplumun siyasi eşitliğini, iki bölgeli federasyonu ve halkın güvenlik endişelerini tatmin edici bir şekilde gidermelidir... Her iki liderin de bu konulara sağduyu ile yaklaşması halinde, geçmişte yaşanan sıkıntılar aşılabilir ve ülkeyi yeniden birleşme noktasına taşıyabilir... Bu yeni süreçte, sadece iki liderin değil, medyanın, sivil toplum örgütlerinin ve siyasilerin de ağır sorumlulukları vardır... Dünyadaki değişimleri de dikkate alarak, bundan sonraki gelişmeleri ‘tek gözle’ değerlendirme siyaseti yerine, yapıcı bir siyasetin izlenmesi ‘her iki toplumun’ da yararınadır... AB üyesi olmuş Kıbrıs’ta, iki toplumun yeniden birleşmesi için ortaya konan çabaları ‘ırkçı yaklaşımlarla’ bozmak isteyenlere fırsat verilmemelidir... Liderlerin hiçbirine “teslim ol” çağrısı yapamayız... Her iki lider de, gelecekte saygıyla anılacak onurlu bir anlaşma için sorumluluk omuzlayacaktır... Onlara yardımcı olalım ve sonucu bekleyelim...
|