Bu kez iş ciddi
Reşat Akar

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   20 Mart 2008, Perşembe Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

1963'ten bu yana hesaplarsak, 45 yıl süreyle çözümlenmeyen Kıbrıs sorunu, bu yıl içinde veya 2009'da çözümlenebilir mi?
Bazıları "olmaz canım, 45 yıl daha geçse yine çözümlenmez" diyor...
Neden çözümlenemez? 
Çözümsüzlüğün devam edeceğini savunanların büyük bir çoğunluğu, gerekçe olarak Rumların tavrını gösteriyor ve şöyle diyor:
"Olmaz kardeşim, Rum Rum'dur. Bunlar asla amaçlarından vazgeçmezler, bize ortaklık hakkı vermezler..."
Ya verirlerse?
"Verseler de, 1960'ta olduğu gibi sonradan inkar ederler... Asla Enosis'ten vazgeçmezler..."
İnsan yaşamında güvensizlik en önemli sorundur...
Geçmişte yapılanları unutamayan herkes, daha sağlam bir gelecek istemekte haklıdır...
Kıbrıslı Türkler açısından sağlam gelecek nedir?
- Bugünkü durumun devamı mı?
- Garanti altında çözüm mü?
Bugünkü durumun devam edemeyeceğini daha önceki yazılarımda vurgulamıştım...
Tanınmamış, üretemeyen, dıştan gelecek yardımlara sürekli muhtaç bir devletin yaşamı uzun süreli olamaz...
Böylesi bir devlet kendi ayakları üzerinde duramadığı için, kendi iradesiyle istediği önlemleri alamaz...
Nüfus akışını durduramaz...
Hastanelerini, okullarını çağdaş hale getiremez...
Trafik kurallarını düzenleyemez...
Bağımlı olduğu için kendi ekonomisini kendisi yönetemez...
Ticarette ve turizmde istikrarlı bir gelişme gösteremez...
İşsizliği ve göçü önleyemez...
Hepsinden de önemlisi, Türkiye'nin onayı ile, 'Tüm Kıbrıs toprağını' kendine bağlayan Avrupa Birliği, buradaki bölünmüşlüğe uzun süre izin veremez...
Bölünmüşlüğün devamı, AB'nin ana ilkelerine aykırıdır...
Bunu bile bile, ne Kıbrıslı Türklere, ne de Kıbrıslı Rumlara "böyle kalın" diyemez...
Öyleyse Kıbrıs sorununun mutlaka ortadan kaldırılacağını bilelim ve adımlarımızı ona göre atalım...
Hele Hristofyas'ın seçilmesi sonrasında, gerek AB'den, gerekse süper güçlerden gelen sinyaller, çözümün gerçekleşeceği yönündedir...
Güvenlik Konseyi'nin beş daimi ülkesinin büyükelçileri tarafından verilen mesajlar da bu yöndedir...
Büyükelçilerin dün Hristofyas ve Talat'la ayrı ayrı görüşmeleri ve liderleri cesaretlendirmeleri, bu kez işin ciddi olduğunu gösteriyor...
"Boşuna hayıflanma yine çözümlenmez..." diye-rek zaman harcamak yerine, sağlam çözümün ilkeleri üzerinde duralım ve hiç olmazsa bugünden itibaren ayağımızı, yorganımıza göre uzatalım...
Özellikle 'mülk konusunda' atılacak adımlar, yorganı aşarsa, çözümden sonra yorganın dışında kalacak parmaklara yazık olur...
Kimse, kimseyi kandırmasın...
"Yap, yık, birşey olmaz..." diyenleri, yarın mumla arasanız bulamazsınız...
Yakmak, yıkmak yerine, hesaplı adımlarla ilerlemek daha akılcı olmaz mı?

   464 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  21 Nisan 2008, Pazartesi   Bizimkilere örnek olsun
  17 Nisan 2008, Perşembe   Bir garip memleket
  16 Nisan 2008, Çarşamba   Endişelendiren gelişmeler
  15 Nisan 2008, Salı   Hristofyas çok şanslıdır
  14 Nisan 2008, Pazartesi   Kemancı ve zurnacı
  13 Nisan 2008, Pazar   Güney'e dondurma seferi
  12 Nisan 2008, Cumartesi   Kendimiz etmişiz
  11 Nisan 2008, Cuma   Royters'e bile ambargo olur!
  10 Nisan 2008, Perşembe   Avrupa'ya kaç tercüman göndereceğiz?
  08 Nisan 2008, Salı   Uyanık olmak